TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu... Mahsum Batı: Toplumda barışı sağlayacaksak cezasızlık iklimini ortadan kaldırmamız lazım, bununla yüzleşmeden toplumsal barışı tesis etmek mümkün değil

TAKİP ET

Tahir Elçi Vakfı Başkanı Mahsum Batı, TBMM'de oluşturulan Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nda, sürecin başarılı olabilmesi için sonuçlarla yüzleşilmesi ve cezasızlık ikliminin ortadan kaldırılması gerektiğini belirterek "Toplumda barış ve uzlaşıyı sağlayacaksak bu cezasızlık iklimini öncelikle ortadan kaldırmamız lazım. Bununla yüzleşmeden bu toplumsal barışı tesis etmemiz de mümkün değildir" dedi.

(TBMM) - Tahir Elçi Vakfı Başkanı Mahsum Batı, TBMM’de oluşturulan Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nda, sürecin başarılı olabilmesi için sonuçlarla yüzleşilmesi ve cezasızlık ikliminin ortadan kaldırılması gerektiğini belirterek "Toplumda barış ve uzlaşıyı sağlayacaksak bu cezasızlık iklimini öncelikle ortadan kaldırmamız lazım. Bununla yüzleşmeden bu toplumsal barışı tesis etmemiz de mümkün değildir" dedi.

TBMM’de oluşturulan Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un başkanlığında beşinci kez toplandı. TBMM Tören Salonu’ndaki toplantının ikinci oturumunda İnsan Hakları Derneği (İHD) ve İnsan Hakları ve Mazlumlar için Dayanışma Derneği (MAZLUM-DER), Tahir Elçi Vakfı ve İnsan Hak ve Hürriyetleri ve İnsani Yardım Vakfı yöneticileri dinlendi. 

Batı: 2013-15 çözüm süreci kapalı bir süreç olarak yürüdü ve nihayetinde kapalı bir süreç olarak da son buldu

Toplantıda, Tahir Elçi Vakfı Başkanı Mahsum Batı önceki dönemden farklı olarak bu sürecin şeffaf olmasını temenni ettiklerini belirterek "Çünkü önceki 2013-15 sürecinde müzakere içeriği hep gizli kaldı. Parlamento ve muhalefet bu işin dışında tutuldu. Kamu ise sadece sınırlı bir bilgiye ulaşabildi. Süreç, kapalı bir süreç olarak yürüdü ve nihayetinde kapalı bir süreç olarak da son buldu. Bugün dahi bu sürecin aslında neden sonlandığını kalmıyor, bilmemektedir" dedi.

"Devlet ne yazık ki politik cinayetler konusunda bugüne kadar hiçbir zaman sorumluluk üstlenmedi ve hissetmedi"

Arzulanan kalıcı barış ve refah ortamı için yıllardır süren şiddet ortamının yarattığı sonuçlarla yüzleşmek ve var olan cezasızlık iklimini ortadan kaldırmak gerektiğini dikkat çeken Batı, "Bununla yüzleşmeden ve cezasızlık iklimini ortadan kaldırmadan demokrasiyi inşa etmemiz oldukça güçtür. Peki, demokratik bir toplumda faili meçhul cinayetler olabilir mi? Devlet ne yazık ki politik cinayetler konusunda bugüne kadar hiçbir zaman sorumluluk üstlenmedi ve hissetmedi" diye konuştu.

"Tahir Elçi cinayetinin de diğer binlerce faili meçhul cinayet gibi nasıl failsiz bırakıldığını gördük"

Mahsum Batı, Cumartesi Anneleri'nin bin haftayı aşan bir süreçte üç kuşak bir arada Galatasaray Meydanında kayıplarını aradığını hatırlatarak Tahir Elçi cinayetinin soruşturma sürecinde yaşananları şöyle anlattı:

"Cumartesi Anneleri'nin birçoğunun avukatlığını o dönemde sevgili başkanımız Tahir Elçi yapmıştı. Malumunuz kendisi de 2015 yılında yaptığı bir basın açıklamasının hemen akabinde kameralarının gözü önünde bir saldırı sonucunda yaşamını yitirdi. Bizler de 10 yıldır failleri arıyoruz. Failler halen bulunmadı. Bulunmadı diyorum çünkü bulunmak istemiyor. 10 yıl boyunca yürüttüğümüz hukuk mücadelesinde hukukun istismar edilerek faillerin nasıl bir ustalıkla gizlendiğini, bu cinayetin de diğer binlerce faili meçhul cinayet gibi nasıl failsiz bırakıldığını gördük. Bu sebeple, Tahir Elçi dosyası aslında klasik bir cezasızlık örneğidir.

"Defalarca yetkililere, 'Tahir Elçi dosyası cezasızlıkla sonuçlandırılmak isteniyor. Lütfen gereğini yapın' diye seslendik"

Olay günü, bir yıla aşkın bir süredir teknik ve fiziki takip altında olan iki örgüt üyesi emniyet istihbaratı tarafından takip ediliyor ve şehrin bir ucundan diğer ucuna kadar hiç durdurulmadan Tahir Elçi'nin bulunduğu yere kadar getiriliyor Tahir Elçi'nin basın açıklaması yaptığı sokakta durdurulmaya çalışılıyor ve iki örgüt üyesi sokağa kaçıyor. 26'sı polisi olmak üzere 35'e yakın kişinin bulunduğu sokakta kurulan tek kişi Tahir Elçi oluyor. Bu olay sonucunda olay yeri incelemesi yapılmadan veriler sokakta bırakılıyor. Cinayetten yaklaşık beş ay sonra savcılık bir keşif ve keşfin hemen akabinde bir gün sonra hazırlanan bir bilirkişi raporu söz konusu. Raporda Tahir Elçi'nin ölümüne sebep olan atışın tıbben ve fizikten bilinemeceği şeklinde bir rapor düzenlendi. Aslında bu rapor o dönemde ne yapılmak istendiğini açıkça ortaya koymuştu. Biz o dönem defalarca yetkililere seslendik. Tahir Elçi dosyası cezasızlıkla sonuçlandırılmak isteniyor. Lütfen gereğini yapın. Deliller toplanmadı çünkü delillerin tamamı sokakta bırakıldı. Olayı aydınlatabilecek görüntü kayıtları ve delillerin tamamı karartıldı. Ne tesadüfdür ki Emniyet Foto Film Şubesi kamera kaydında daha sonda tam da cinayet anını gören 12 saniyelik bir kesinti olduğu tespit edildi. Bu kesintiye bugün dahil ulaşılabilmiş değil. Yine Tahir Elçi'nin ailesinin avukatları olarak savcılığa sunduğumuz daha doğrusu işaret ettiğimiz bir iş yeri kamerası polis tarafından alındı. Bu iş yeri kamerasında olay yerinde iş yerinin iç tarafını gören üç kameranın sağlam olduğu ancak Tahir Elçi'nin basın açıklaması yaptığı dört nolu kameramanın bozuk olduğu söylendi ve 17 dakikasının kesik olduğu daha sonra anlaşıldı."

"Toplumda barış ve uzlaşıyı sağlayacaksak bu cezasızlık iklimini öncelikle ortadan kaldırmamız lazım"

"Peki Tahir Elçi'yi kim vurdu? Failler nerede? Failleri ve arkasındakileri koruyan kimler?" diye soran Batı, faillerin bulunamamasının toplumda hayal kırıklığı ve güvensizlik yarattığını söyledi. Batı, "Toplumda barış ve uzlaşıyı sağlayacaksak bu cezasızlık iklimini öncelikle ortadan kaldırmamız lazım. Bununla yüzleşmemiz lazım. Bununla yüzleşmeden bu toplumsal barışı tesis etmemiz de mümkün değildir" dedi.

Şenses: Silah bırakan Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının ülkemizde olan aidiyet duygularını yeniden inşa etmek zorundayız

Tahir Elçi Vakfı Başkan Yardımcısı Erkan Şenses, on binlerce Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı eşini, çocuğunu, yakınını, dostunu, ağır insan hakları ihlallerinin yaşandığı süreçte kaybettiğini söyleyerek "Komisyon iki gündür bu kapsamda çok önemli bir kararla çatışmalı sürecin mağdurlarını ayrım yapmadan dinlemektedir. Eminim komisyonun iki gündür dinlediği kişi ve kurumlar komisyon amacının gerçekleşmesi açısından ön açıcı olacak. PKK'nin fesih ve silah bırakma kararını önemsiyoruz. Fesih kararının ardından silahların yakılması, silahların bir daha kullanılmamak üzere devreden çıkarılması yönünde oldukça güçlü bir mesajdır. Silah bırakan Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının ülkemizde olan aidiyet duygularını yeniden inşa etmek zorundayız. Komisyonun çalışmaları bu konudaki toplumsal rızayı üretme açısından oldukça önemlidir" diye konuştu.

Şenses, herkesin arzuladığı kalıcı barış ve refah mutluluğunun oluşabilmesi için ciddi bir demokrasiye ihtiyaç olduğunu belirterek "Bu anlamda komisyonun çalışmalarında dikkate alması gereken ve kümülatif anlamda barış ve demokratikleşme müktesabatı olarak katlandırılacağımız yol temizliği yapılmalıdır" dedi.

"Komisyon, Demirtaş başta bulunmak üzere Kavala, Atalay, Kaya, Bozağaçlı, Mater gibi yargı mağdurlarının tahliye edilmesi için çağrıda bulunmalı"

Kürt kimliği ile Kürtçe'nin anayasal güvenceye kavuşturulması gerektiğine dikkat çeken Şenses, şöyle konuştu:

"Yine İHD'nin de söz ettiği, Avrupa yerel yönetimler özerkliği şartında konulan çekincelerin kaldırılarak yerel yönetimlerin güçlendirilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda seçme ve seçim hakkının özünü ortadan kaldıran belediyelere kayyım atanması usulüne son verilmeli, seçilmiş belediye başkanları görevlerine iade edilmelirdir. İnfaz kanunundan kaynaklı ayrımcı uygulamalara son verilmeli. Bu kapsamda cezaevi idari gözlem kurullarının görevleri daha somut ve açık bir biçimde yeniden belirlenmelidir. Bu sayede keyifli kararların önüne geçilebilir. Barış Akademisyenleri başta olmak üzere kanun hükümde kararnamelerle işlerine son verilen kamu görevlilerinin işlerine dönebilmesi amacıyla yasal düzenleme yapılmalıdır. Özellikle yargı ve yürütmenin anti-demokratik pratiklerinin yasal düzenlenmeler yoluyla Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne uygun hale getirilmesi oldukça önemlidir. Bu kapsamda özellikle terör öncelikleri kanunu başta olmak üzere ifade, toplanma ve örgütlenme özgürlüğü haklarını ihlal eden mevzuat ve kanunlar birbirinden kaldırılmalıdır. Kolluk güçlerinin işlediği suçlarda cezasızlığa son verecek yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi ile AİHM kararları çerçevesinde mevzuatta iyileştirmeler yapılmalı. Yine adli kolluk teşkilatı kurularak polis ve jandarmanın sadece önleyici kolluk olarak görev yapması sağlanmalıdır. Komisyon yapacağı inceleme sonucu tartışmalı yargısal kararlarla mahkum edilen Sayın Selahattin Demirtaş başta bulunmak üzere Osman Kavala, Can Atalay, Bekir Kaya, Selçuk Bozağaçlı, Çiğdem Mater gibi yargı mağdurlarının tahliye edilmesi için bir çağrıda bulunmalıdır. Türkiye, Birleşmiş Milletler bütün kişileri zorla kaybedilmeden korunmasına dair uluslararası sözleşmeye taraf olmaktır. Bu kapsamda hukuk dışı infazlar ve zorla kaybedilme meseleleri için tatkikat ve adalet komisyonunun kurulması gerekmektedir."

Yıldırım: "Meclis'teki bütün partilerin hemen hemen burada görev alması, burada bir iradenin varlığını gösteriyor"

İnsan Hak ve Hürriyetleri ve İnsani Yardım Vakfı başkanı Fehmi Bülent Yıldırım da kurulan Komisyonu çok önemli ve anlamlı gördüğünü belirterek "Ülkenin dışında herhangi bir el bu barış masalarına veya çözüm süreçlerine veya silah bırakma süreçlerine müdahil oluyorsa, süreç bir noktadan sonra tıkanır, ilerlemiyor. O nedenle Meclis'teki bütün partilerin hemen hemen burada görev alması, burada bir iradenin varlığını gösteriyor ve Meclis Başkanımızın da buna başkanlık yapması 'evet umudumuz var bu süreç tamamlanacaktır' ifadesidir" dedi.

2007'deki çözüm sürecine sebep olacak raporu kendilerinin çıkardığını söyleyen Yıldırım, "İlk defa dört bin küsur kişiyle ki -Mustafa Şen Bey de o zaman bu çalışma içerisinde yer aldı- anket çalışması yapıldı. Kendilerine dedik ki 'Güneydoğu'da, Doğu'da 300'e yakın bir kesim var. Bunlar aydın kesimler, çeşitli taraflardan oluşuyor. Hepsi aynı şeyi söylüyor.' Manşetlerde ezber bozan rapor olarak çıktı ve biz bunu daha sonra hükümete ilettik. O sürecin başlamasında da çok büyük katkımız oldu" diye konuştuk.