Türk-İş üyesi işçiler AK Parti'ye sokağından seslendi: Hükümetin masaya getirdiği teklifler, emekçiyi oyalamaktan ibaret

TAKİP ET

Türk-İş'e bağlı sendikalara üye işçiler, 2025 Yılı Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokolü'ne ilişkin talepleri için AK Parti İl Binası'nın bulunduğu sokağa yürüdü. Yapılan açıklamada, "TÜİK'in verileri yaşadığımız geçim sıkıntısını yansıtmıyor. Sözleşme teklifleri, TÜİK'in verilerine değil, pazarda, mutfakta yaşanan gerçeklere göre hazırlanmalıdır. İnsanca yaşanabilecek, geçim koşullarına uygun bir ücret talep ediyoruz. Hükümetin masaya getirdiği teklifler, emekçiyi oyalamaktan ibarettir. Toplu sözleşme, emekçinin iradesine ve yaşam şartlarına uygun olmalıdır. Emekçilerin sesi dikkate alınmadan yapılan hiçbir teklif meşru değildir" denildi.

(ANKARA) - Türk-İş'e bağlı sendikalara üye işçiler, 2025 Yılı Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokolü'ne ilişkin talepleri için AK Parti İl Binası'nın bulunduğu sokağa yürüdü. Yapılan açıklamada, "TÜİK’in verileri yaşadığımız geçim sıkıntısını yansıtmıyor. Sözleşme teklifleri, TÜİK'in verilerine değil, pazarda, mutfakta yaşanan gerçeklere göre hazırlanmalıdır. İnsanca yaşanabilecek, geçim koşullarına uygun bir ücret talep ediyoruz. Hükümetin masaya getirdiği teklifler, emekçiyi oyalamaktan ibarettir. Toplu sözleşme, emekçinin iradesine ve yaşam şartlarına uygun olmalıdır. Emekçilerin sesi dikkate alınmadan yapılan hiçbir teklif meşru değildir" denildi.

Demiryolları, karayolları, elektrik üretim santralleri, bakanlıklar, üniversiteler ve hastanelerin de aralarında bulunduğu kamu kurum ve kuruluşlarındaki 600 bine yakın işçiyi kapsayan 2025 Yılı Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokolü görüşmelerinde süreç devam ediyor. 

"Başkan bizi greve götür"

TÜHİS'in zam oranını yetersiz bulan ve eylem takvimi açıklayan Türk-İş, üye işçilerinin katılımıyla AK Parti İl Binası önüne yürüdü. Yürüyüşe Türk-İş Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar da katıldı. İşçiler, "Şimşek şaşırma, sabrımızı taşırma" , "Yaşasın onurlu mücadelemiz" , "Direne Direne kazanacağız" , "Başkan bizi greve götür" , "İnsanca yaşamak istiyoruz" sloganları attı. İşçiler adına basın açıklaması, Türk Metal Sendikası Ankara 3'nolu Şube Başkanı Nihat Zengin tarafından okundu. Basın açıklamasının okunduğu esnada AK Parti İl Binası önünde bulunan seçim aracından şarkı açıldı.

'Recep Tayyip Erdoğan' ve 'Ölürüm Türkiye' şarkılarının çalınması üzerine Zengin, "Allah hiç kimseyi hazımsız hale getirmesin, hazmedemiyorlar bakın, burada basın açıklamamızı hazmedemiyorlar. Bu alanda AK Partili, MHP arkadaşlarımız da var, her partiye oy veren kardeşlerimi var, bu hazımsızlık neden, hakkımızı verin" dedi. 

Zengin'in okuduğu açıklama şu şekilde:

“Bugün de eylem planımız dahilinde,Türkiye’nin dört bir yanında AK Parti İl Binalarının önündeyiz. Çünkü artık sabrımız kalmadı. Çünkü artık yoksulluğa, adaletsizliğe, duyarsızlığa tahammülümüz kalmadı. Biz bu ülkenin çalışanları, biz bu halkın emekçileriyiz. Ama bugün yaşam mücadelesi veriyoruz. Geçim derdi bu kadar büyümüşken, bizlere sunulan sözde zam teklifleriyle alay ediliyor. TÜİK’in rakamlarıyla, halkın gerçeği gizleniyor. Az kazanandan çok vergi alınıyor. Hayat pahalılığı karşısında maaşlarımız buharlaşıyor. Artık yeter. İşte bu yüzden, bu seferde buradan AK Parti il binaları önünden taleplerimizi bir kez daha dile getirecek sesimizi hep birlikte yükselteceğiz.

“Hükümetin masaya getirdiği teklifler, emekçiyi oyalamaktan ibaret”

TÜİK’in verileri yaşadığımız geçim sıkıntısını yansıtmıyor. Sözleşme teklifleri, TÜİK'in verilerine değil, pazarda, mutfakta yaşanan gerçeklere göre hazırlanmalıdır. İnsanca yaşanabilecek, geçim koşullarına uygun bir ücret talep ediyoruz. Hükümetin masaya getirdiği teklifler, emekçiyi oyalamaktan ibarettir. Toplu sözleşme, emekçinin iradesine ve yaşam şartlarına uygun olmalıdır. Emekçilerin sesi dikkate alınmadan yapılan hiçbir teklif meşru değildir. İşçinin maaşı daha eline geçmeden vergiyle eriyor. Az kazanandan çok, çok kazanandan az vergi alınan bu sistem adaletsizdir. Gelir vergisi matrahı adaletsiz sistemi sona erdirecek şekilde adil ve kademeli olarak düzenlenmelidir.

“Bugün işi olan, yarını için kaygı duymamalı”

Kira, fatura, gıda, ulaşım... Her şey zamlandı ama maaşlarımız erimeye devam ediyor. Emekçiler kredi kartlarıyla, borçla, eksik beslenmeyle yaşamaya zorlanıyor. Halkın sofrasına, cebine, yaşadığı hayata bakılmadan ekonomi toparlanamaz. Taşeron sistemine, güvencesiz çalışmaya son verilmelidir. Kamu işçisinin geleceği koruma altına alınmalıdır. Bugün işi olan, yarını için kaygı duymamalıdır.

“Sefalet değil, onurlu yaşam istiyoruz”

Alın terine değer verilmediği sürece adalet sağlanamaz. Biz çalışıyoruz, biz üretiyoruz, biz bu ülkenin temel direğiyiz. Emek yok sayılırsa, üretim de adalet de kalkınma da mümkün değildir. Bugün buradayız, Çünkü başka çaremiz kalmadı. Çünkü duymayan kulaklara, görmeyen gözlere artık ses yükseltme zamanı geldi. Sadaka değil, hakkımızı. İkram değil, emeğimizin karşılığını istiyoruz. Sefalet değil, onurlu yaşam istiyoruz. Ve unutulmasın: İşçiyiz, emekçiyiz, haklıyız, kazanacağız. Direne direne kazanacağız.”