Yozgat'a çalışmaya gelen mevsimlik tarım işçileri sorunlarını yetkililerle paylaştı
Türkiye'nin önemli tarım bölgelerinden Yozgat'a her yıl yaklaşık 10 bin mevsimlik tarım işçisi gelerek, tarım alanlarında çalışarak, üretime katkı sağlıyor. Tarım alanlarına yakın bölgelerde kurdukları çadırlarda sağlıksız koşullarda yaşam mücadelesi veren tarım emekçileri, gençlere geldikleri şehirlerde iş imkanı verilmesini, okula giden çocukların doğdukları şehirlerde kesintisiz eğitim verilmesini istiyor.
Haber: Seyfi ÇELİKKAYA
(YOZGAT) - Türkiye’nin önemli tarım bölgelerinden Yozgat’a her yıl yaklaşık 10 bin mevsimlik tarım işçisi gelerek, tarım alanlarında çalışarak, üretime katkı sağlıyor. Tarım alanlarına yakın bölgelerde kurdukları çadırlarda sağlıksız koşullarda yaşam mücadelesi veren tarım emekçileri, gençlere geldikleri şehirlerde iş imkanı verilmesini, okula giden çocukların doğdukları şehirlerde kesintisiz eğitim verilmesini istiyor.
Yozgat İl Milli Eğitim Müdürlüğü öncülüğünde, Gençlik ve Spor ile Sağlık Müdürlüğü ekipleri, Yozgat’ın Yerköy ilçesine bağlı Saray Köyünde çadırlarda yaşayan mevsimlik tarım işçilerine yönelik etkinlik düzenlendi. Psikososyal destek çalışması yapılıp, çadırlarda kalan çocuklara yönelik oyunlar düzenlendi, halk eğitim personeli tarafından erkek çocuklarının saç tıraşları, kız çocuklarının da saç bakımları gerçekleştirildi. Sağlık ekipleri de muhtemel hastalıklara, yaralanmalara, kalp krizine karşı yapılması gereken ilk müdahale konularında bilgilendirmelerde bulunuldu.
''Perişan haldeyiz''
Şanlıurfa’dan gelip, tarlada çalışan kadınlar, tarlada çalışıp, akşam çadıra yorgun halde geldiklerini, birden fazla sorunla mücadele ettiklerini belirtti. Nura Çoban, ''Tarlada çalışıyoruz, perişan haldeyiz. Akşama kadar çalışıp geliyoruz, gelince ekmek bazen yapamıyorum. Perişan haldeyiz. Bazen tarladan geldiğimizde çadırlarımız uçmuş'' diye konuşurken, Fatma Acar da, ''Vallahi iş yapıyoruz, ekmek yapıyoruz. Çocuğum da hasta hem bakıyorum hem de evde iş yapıyorum. Tarlaya gitmiyorum, çocuğum hasta o yüzden gitmiyorum'' ifadelerini kullandı.
''Çocuklarım eğitimden geri kalıyor''
Şanlıurfa’dan gelen Nuray Kabacık, İl Milli Eğitim Müdürü İsmail Altınkaynak ile sohbet ederken, sorun ve taleplerini şöyle sıraladı:
''Yorgun geliyoruz, kocaman kocaman yılanlar çıkıyor. Şükür suyumuz var yok değil, elektriğimiz var, muhtar veriyor, Allah razı olsun. Bu oturduğumuz yere kira veriyoruz, bu boş araziye kira ödüyoruz. Yardım gerekiyorsa bir şeyler yapmak istiyorsanız, en azından bizim için değil şu çocukların hatırı için şu çocuklara bir şeyler yapın. Nisan ayından beri buradayım, 11’inci ayın 15’ine kadar burada kalıyorum. Çocuklarım eğitimden geri kalıyor. Her şeyden geri kalıyorlar. Allah razı olsun burada devam ediyorlar, hocalarımızın hepsi burada gelip ilgileniyorlar. Ama memleketlerinde olsa, evlerinde olsa, okusa daha iyi değil mi? Buradaki bakım oradaki bakım gibi olur mu? Olmaz. Mevsimlik işçiler tatile gelmiş, diyorlar. Bizim tatilde ne işimiz var. Sabahtan akşama kadar güneşin altında burada çalışıyoruz. Bizim ki tatil mi? Benim nüfusum 11, hepsi burada çadırda yaşıyoruz. İyi kötü, Allah razı olsun, gene de şükür bugünlerimize, beteri de var. Bir şey demiyorum ama en azından çocuklarımız bizden iyi olsun. Çocuklarımız bizden iyi yetişsin.''
Yozgat İl Milli Eğitim Müdürü Altınkaynak da ''Onların eğitimden geri kalmamaları için gereken tedbirler alınıyor. Bizim hocalarımız buraya gelip çocuklarla ilgileniyorlar. Sizler için elimizden ne geliyorsa yapacağız. Bugün zaten buraya yalnız olmadığınızı hissettirmek için geldik'' dedi.
Açık havada banyo yapıyorlar
Çadırlarda yaşayıp, tarım alanında çalışan Mehmet Acar, tarlada güneşin karşısında sabahtan akşama kadar çalıştıklarını, ancak banyo yapmakta zorlandıklarını anlattı. Mehmet Acar, ''Biz banyomuzu bununla yapıyoruz. Bazen hava rüzgarlı olduğu zaman ekmek açıyoruz, yapamıyoruz. Zor durumdayız. Allah yardımcımız olsun'' diye konuştu.
''Zengin çok zengin ettirdi, fakiri de öldürdü, sömürdü, götürdü fakiri, yazık''
Tarım işçilerine aracılık eden Halik Kabacık, devletten destek beklediklerini vurgulayarak, şöyle konuştu:
''Urfa'dan tarım işçisi olarak geldik. 20 yıldır Yozgat Saray köye geliyorum. Memleketimizde bir iş olsaydı zaten gelmezdik. Burada 60-70 kişi arkadaşımı getiriyorum, onlara önderlik yapıyorum. Çalışıyoruz, paramızı almak için de ne zorluklar çekiyoruz. Alın terimizi alamıyoruz. Zor durumdayız. Yetkililere sesleniyoruz, bu gençlere bir iş imkanı, bir sosyal güvence verilmeli, çok zor durumdayız, her ailede 6-7 kişiyiz. Televizyonlarda belki gördünüz, Şanlıurfa’dan Ordu'ya tarım işçisi gidip, trafik kazası geçirip aileler söndü gitti, öldüler hep, yazık. Yılanla, akreple yaşıyoruz. Çadırın arkasında her bir yılan iki metre ama ne yapıyoruz kaderimiz de bu. Burada ben oturduğum yerin kirasını dahi ödüyorum. Tamam çalışıyoruz, sıkıntı yaşamıyoruz çalışıyoruz, çalışmak ayıp değil. Burada bize bir imkan sunsalar, konteyner yapsalar, suyumuz güzelce çekseler. Bu su içilmiyor, ben gidip başka yerden su getiriyorum, başka yerden sularını getiriyorum. Reisimize sesleniyorum; bizi de artık görsün, yeter artık, yeter ya. Zengin çok zengin ettirdi, fakiri de öldürdü, sömürdü, götürdü fakiri, yazık. Tayyip reisimize sesleniyorum, sayın reisimize sesleniyorum; yeter artık ya, yeter.''