Reklam
Analiz: Zülfikar DOĞAN(ANKARA) - Merkez Bankası 2025’in üçüncü Enflasyon Raporu’nu 14 Ağustos’ta açıklayacak. Başkan Fatih Karahan tarafından 22 Mayıs’ta duyurulan ikinci enflasyon raporunda sabit tutulan yıl sonu enflasyon hedeflerinde üçüncü raporda da değişikliğe gidilmemesi yüksek ihtimal.Mayısta paylaşılan ikinci raporda, orta noktası yüzde 24, üst sınırı yüzde 29 olan yıl sonu hedefinde ısrarlı olan Merkez Bankası, aynı tavrını 14 Ağustos’ta açıklanacak 2025-III Enflasyon Raporu’nda da sürdürdükten sonra, muhtemelen asıl revizyonu kasımdaki dördüncü ve 2025’in son enflasyon raporunda yapacak. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, mayıs ve haziranda TÜİK’in açıkladığı enflasyon verilerinin ardından enflasyonun düşüşe geçtiğini, dezenflasyon programının başarılı şekilde çalıştığını ısrarla vurguladı. Temmuzda ise yüzde 2,06 oranıyla beklentilerin biraz üzerinde gelen aylık TÜFE artışı ‘geçici bir arıza’ olarak nitelendirildi.Piyasalar ve vatandaş ‘hani enflasyon düşüyordu’ demesin diye revizyon kasıma sarkacak14 Ağustos Perşembe günü duyurulacak üçüncü raporda, yıl sonu hedeflerinin yükseltilmesi gerek iç ve dış piyasalarda gerekse vatandaş nezdinde ‘Hani enflasyon düşüyordu?’ sorusuna neden olacağı için yüzde 24’lük hedefin sabit tutulması, Merkez Bankası ve ekonomi yönetimi açısından tutarlı bir tavır olarak görülmeli. Oysa Merkez Bankası’nın kendi beklenti anketlerinde, farklı kurumların, üniversitelerin anket ve araştırmalarında yılsonu enflasyon hedefinin tutma ihtimali oldukça düşük çıkarken gelecek 12 aydaki enflasyon beklentileri yüzde 50’yi aşıyor.Yılda dört kez enflasyon raporu açıklayan Merkez Bankası’nın, hedefleri güncelleme konusunda manevra alanı geniş sayılabilir. Geçen yıl da benzer yaklaşım sergilendi. 2024 Kasım’ındaki dördüncü raporda, yıl sonu hedefi yüzde 44’e yükseltildi. Nitekim 2024 yılı TÜİK verileriyle yüzde 44,4 enflasyonla kapandı. Bu yıl da aynı stratejinin izleneceği öngörülebilir. 14 Ağustos’taki üçüncü raporda mevcut hedef sabit tutulduktan sonra, 7 Kasım’daki dördüncü enflasyon raporuna kadar ekim ayı da dahil 10 aylık enflasyon belli olacak. Temmuzda TÜİK verisiyle yüzde 33,5 olan yıllık enflasyon ekimde yüzde 30 veya altına inebilir.Bu durumda Merkez Bankası’nın kasımdaki dördüncü raporunda yıl sonu hedefinin yüzde 29-30’a revizyonu sürpriz olmaz. TÜİK’in de buna paralel açıklayacağı yıllık enflasyon verisinin Merkez Bankası’nın yeni hedefiyle örtüşmesi sayesinde Bakan Şimşek ve ekonomi yönetimi; ‘enflasyonla mücadelede hedefin tuttuğu, programın başarıyla sürdüğünü’ söyleme olanağına sahip olacak.Enflasyon-faiz makası daralacak, yıl sonunda yüzde 29-30 enflasyon, yüzde 35 faizEkonomi ve siyaset kulislerinde dile getirilenlere bakıldığında, Şimşek ve ekonomi yönetimiyle Merkez Bankası’nın gündemindeki plan; olağanüstü bir durum ya da 19 Mart İBB operasyonuna benzer bir siyasi kaos gündeme gelmediği takdirde enflasyon ile politika faizi arasında halen oldukça geniş makasın daraltılarak 5-7 puana düşürülmesi. Nihai hedef ise 2025’i yüzde 29-30 dolayında enflasyon ve yüzde 35 oranında politika faizi ile kapatmak. Temmuzdaki Para Politikası Kurulu’nda yüzde 42,5’a düşürülen politika faizine karşılık temmuzda yıllık enflasyon yüzde 33,52. Makas 9 puan. Ağustos ve kasımda faiz toplantılarına ara veren PPK 11 Eylül, 23 Ekim ve 11 Aralık’ta üç toplantı daha yapacak. Beklentiler bu üç toplantıda 250’şer baz puanlık indirimle politika faizinin aralık ayında yüzde 35’e çekilmesi. Başta MÜSİAD olmak üzere iş dünyasının Cumhurbaşkanından talebi yılsonunda faizin yüzde 30’a kadar indirilmesi. Ancak Şimşek ve Merkez Bankası bir anda bu dozda ve hızda bir parasal gevşemenin tüm planları, programı ve kazanımları tersine çevireceğini savunuyor.PDY’nin kökü kazınamadan, e-Devlet ve Dijital Devlet İstilası15 Temmuz 2016’daki FETÖ’cü darbe teşebbüsü ardından ordu, emniyet, yargı, Milli Eğitim, üniversiteler, kamu kurumları, devlet bürokrasisi, stratejik kurumlarda Paralel Devlet Yapılanması (PDY) operasyonlarıyla on binlerce kişi gözaltına alındı, tutuklandı, ihraç edildi. Halen kökü kazınamayan PDY’ye yönelik operasyonlar zaman zaman ülke genelinde sürüyor. FETÖ-PDY’nin en stratejik örgütlenme birimlerinden birisi emniyet istihbarat ve darbe girişimi sonrası kapatılarak yerine Bilgi Teknolojileri Kurumu (BTK) kurulan Telekomünikasyon Kurumu (TK) idi.Siyasetçileri, ordu komutanlarını, üst düzey bürokratları izleyen, dinleyen, görüntüleri derleyen, açılan kumpas davalarına dijital deliller üreten bu yapı, bilişim teknolojileriyle, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi’nden (ADNKS), seçim sistemi (SEÇSİS), ÖSS, KPSS, soru çalma, sınav sahteciliği, ölülerin yerine sahte seçmen üretimi, Özel Kuvvetler Komutanlığı, Kozmik Oda vb. devletin en mahrem birimlerine ve bilgilerine kadar sızdı.Dijital Devlet altyapısına sızan bir organizasyonŞimdi benzer bir tablo yaklaşık iki yıldır iktidar tarafından bilindiği, soruşturmalar sürdüğü halde yargının ve kamuoyunun gündemine yeni gelen sahte diploma skandalıyla yaşanıyor. Ancak sorun sadece sahte diplomayla sınırlı değil. BTK, E-Devlet, E-İmza, bakanlıkların, kurumların dijital altyapıları üzerinden devletin ve vatandaşların en mahrem bilgilerini ele geçiren, sahte üniversite diplomalarından, ehliyete, sağlık raporundan tapuya, adli sicil kaydından, Ulusal Yargı Ağı Projesi’nde (UYAP) doğrudan yargı kararlarına, YÖK ve ÖSYM’nin sınav ve puan sistemlerine varana kadar Dijital Devlet altyapısına sızan bir organizasyon söz konusu. İktidar, olayı çete boyutuna indirgeyip, küçümseme çabasında.Oysa ulusal güvenlik ve kurumsal çöküşe kadar varabilecek bir istila söz konusu. Bu sahte diploma sahipleri, ehliyet, rapor, sınav puanı sahtekarları, üniversitelerde, emniyette, yargıda, kamu kurumlarında vb. görevlerde. İsrail’in bir gecede cep telefonları, ikamet verileri üzerinden İran devletinin, ordusunun genelkurmay başkanından tüm üst kademe komutanlarını suikastlarla yok ettiği, Hizbullah’ın tüm lider kadrolarını, komutanlarını, milislerini cep telefonları ve çağrı cihazları üzerinden suikastlarla ortadan kaldırıldığı göz önünde tutulduğunda, bu Dijital Devlet Saldırısı ve Siber İstilanın korkunç boyutlarını ve olası tehlikeleri daha ciddi görmek olanaklı.86 milyonun en mahrem bilgilerinin tehdit ve risk altında bulunduğu apaçıkÖyle ki dijital devlet yapısı, bilişim teknolojileri, siber altyapının işleyişi ve denetimden sorumlu BTK Başkanı ve yardımcısının e-imzalarını bile ele geçirerek resmi belge, evrak, sahte diplomalar, raporlar düzenleyen bu yapı karşısında iktidarın, sorumlu ve yetkili üst yöneticilerinin bihaber olması, çaresizliği endişe verici. Sergilenen sorumsuzluk ve duyarsızlık, hâlâ tek bir kişinin bile istifa etmemesi parti devletine dönüşen yapısal çürümenin somut göstergesi. 2016’dan bu yana 9 yıldır kökü kazınamayan PDY kadar tehlikeli bir durumun söz konusu olduğu, ulusal güvenliğin, devleti yönetenler de dahil 86 milyonun en mahrem bilgilerinin tehdit ve risk altında bulunduğu apaçık.
Reklam













