Reklam
Zülfikar Doğan(ANKARA) - 2001'den bu yana Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanlığını yürüten, 24 yıldır iktidarla uyumlu bir işbirliği sergileyen Rifat Hisarcıklıoğlu ekonomik tablonun geldiği noktada bugüne kadarki en ciddi tepkiyi verdi. TOBB çatısı altındaki 367 oda ve borsa ile 2 milyonu aşkın üye adına ilk kez iktidara ve ekonomi yönetimine karşı sesini yükselten Hisarcıklıoğlu’nun açıklamaları iş dünyasının sabrının taşmak üzere olduğunun göstergesi.TOBB Başkanı, 'Milli Servet' diye nitelendirdiği firmaların, şirketlerin, KOBİ’lerin üretim, yatırım, ihracat ve istihdam kapasitesinin korunmasının 'milli öncelik' olduğunu öne sürerek; 'Firmalarımız Türkiye ekonomisinin temel taşıdır. Milli servetimizdir. KOBİ’ler öncelikli olmak üzere reel sektörün finansmana erişimi kolaylaştırılmalıdır. Hazır giyim, deri/ayakkabı, mobilya vb. emek yoğun sektörler zor durumdadır. Bu alanlara acil özel ek destek verilmelidir' dedi.Hisarcıklıoğlu’nun iktidar ve ekonomi yönetiminden talepleri arasında, 2020’de COVID 19 salgınında uygulanan ve işletmelere, KOBİ’lere İşsizlik Sigortası Fonu’ndan (İSF) istihdam desteği olarak aktarılan kısa çalışma ödeneğinin yeniden devreye sokulması, ticari kredi ve ticari kredi kartlarına yönelik kısıtlamaların kaldırılması da yer aldı.Türkiye ihracatında önemli paya sahip tekstil ve hazır giyimde 300’den fazla şirket iflas ve konkordato sürecinde. Özellikle imalat sanayiinde zincirleme batışlar yanında TOBB istatistiklerinde 6 ayda kapanan şirket sayısındaki patlama yaşanıyor. Sadece İstanbul, Ankara, Kocaeli, Bursa değil ''Anadolu Kaplanları'' olarak adlandırılan Kayseri, Konya, Gaziantep gibi illerdeki sanayiciler, imalatçı-ihracatçılar yaşam mücadelesi veriyor. Darboğazın derinleşmesi, ülkenin dört bir yanından ve tabandan TOBB yönetimine ulaşan baskılar, talepler, iktidar ve ekonomi yönetiminin uyarılması çağrılarının TOBB Başkanı'nı bu açıklamaya zorladığı anlaşılıyor. TOBB Başkanıyla eş zamanlı olarak Türkiye’nin ikinci büyük sanayi odası Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, patlayan iflas ve konkordatolar karşısında ticari kredi borçlarına ''etkin, kapsamlı ve gerçekçi bir yapılandırma'' olanağı getirilmesini, ticari kredi faizlerinin düşürülmesini, Merkez Bankası’nın yılsonuna kadar yapılacak üç toplantıda faiz indirimine devam etmesini istedi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in ''program çalışıyor'' dediği bir aşamada, iş dünyası ve sanayinin en büyük iki kurumundan gelen tepkiler, eleştiriler, talepler ve ''zordayız'' feryatlarına bakılırsa işler hiç de söylendiği gibi iyi gitmiyor.Sanayide kapasite kullanımı dibe vurdu, işsizlik zirveye çıktı, dış ticaret açığı yüzde 38,8 arttıNitekim Hisarcıklıoğlu ve Ardıç’ın neden bu çıkışları yaptığı, iki göstergede somutlaşıyor. İlki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Kapasite Kullanım Oranı (KKO) temmuz verileri. İmalat sanayiinde yüzde 74,1’e gerileyen KKO, pandemide 2020 Ağustos ayındaki yüzde 73’ten bu yana son beş yılın en dip noktası. Üretim ve imalatta çarkların yavaşladığını, durma sürecine girdiğini işaret eden KKO, pandemideki kapanmadan önce 2008 ve 2009’daki küresel finansal kriz sürecinde iki kez dip noktayı görmüştü. Şimdi KKO’da yeni bir dip yaşanması, Şimşek’in söylediğinin aksine ağır kriz dönemlerine benzer bir sürecin yaşandığının göstergesi. İkinci kritik veri Türkiye İstatistik Kurumu’nun haziran ayı İşgücü İstatistikleri. Yüzde 8,6 olan resmi işsizlik oranına karşılık atıl işgücü olarak adlandırılan geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 32,9’a yükseldi. Bu oran gerçek işsiz sayısının 12-13 milyona ulaştığını gösteriyor. Geniş tanımlı işsizlikteki olağanüstü artış KKO’nun dibe vurması, üretim ve istihdamdaki düşüşün işsizlik dalgasını körüklediğini, sonbahardan itibaren işsizlikte sert yükselişler yaşanacağını haber veriyor.KKO’daki dibe vuruş, işsizliğin yanı sıra ihracata dönük sanayi üretimindeki yavaşlamaya bağlı olarak dış ticaret açığının da hızla artmasına zemin yaratıyor. Haziran ayı dış ticaret rakamlarına bakıldığında ihracat yüzde 7,9 artışla 20,5 milyar dolar olurken ithalat yüzde 15,2 artışla 28,7 milyar dolar. Haziranda yüzde 38,8 artan dış ticaret açığı geçen yılın aynı ayına kıyasla 5,8 milyar dolardan 8,1 milyar dolara çıktı. İhracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 76’dan yüzde 71’e indi. Ocak-Haziran döneminde ise ihracat yüzde 4,1 artarken, ithalattaki artış yüzde 7,2 oldu. Altı aylık dış ticaret açığı 50 milyar dolara yaklaştı. Tüm bu resmi veriler ve gelişmeler hiç de hayra alamet değil.Dünyadan bir ''Serdengeçti'' geçti, altı sıfırlı dolar maaşı yerine TL’den 6 sıfır atmayı tercih ettiSerdengeçti’nin anlamı; yüksek bir ülkü için her türlü tehlikeyi göze alan, ülkü ve idealleri yolunda canını esirgemeyen kimse, fedai. Bir de Osmanlı döneminde savaşta düşmana dalmak, zafer uğruna kendini feda etmek için gönüllü yazılanlara verilen unvan...Geçen hafta yaşama veda eden eski Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti, Türkiye’nin ekonomik istikrarı, enflasyonla mücadelesi, TL’nin itibar kazanması, Merkez Bankası’nın kurumsal saygınlığı, özerkliği ve güvenilirliği için tam da taşıdığı soyadının gereklerini ödünsüz yerine getiren saygın ve liyakatli bir bürokrat, teknokrattı.2001 krizinde üstlendiği MB Başkanlığı görevini 2006’ya kadar yürütürken Başbakan olarak Bülent Ecevit, Abdullah Gül ve Tayyip Erdoğan ile çalıştı. Kemal Derviş, Masum Türker ve Ali Babacan ile mesai yürüttü. Devlet terbiyesi, devlet adamlığı, liyakati, bilgisi ve birikimiyle adeta bir ''Serdengeçti'' gibi ülke ekonomisine tüm emeğini, enerjisini, birikimini verdi. Ankaralı ekonomi gazetecileri olarak hepimizin saygı duyduğu, ikili sohbetlerimizde ufkumuzu açan, gerçekçi, dürüst ve doğru iletişimiyle ilkeli gazeteci-bürokrat diyalogunun hakkını veren bir kişilikti. Uygulamaları ve kararlarıyla enflasyonu yüzde 69-70’lerden tek haneye düşüren, altı sıfır atılmasıyla TL’ye yeniden itibar kazandırıp neredeyse 1 dolar=1 TL noktasına getiren MB Başkanı olmasına karşın, hep gölgede kalmayı tercih etti. Başarıyı, övgüyü şahsına değil, siyasilere bıraktı. Beş yıl daha göreve atanma olanağı olmasına karşın AK Parti iktidarının süresini uzatmamasına yüksünmedi, devlete küsmedi. Siyasetin tercihine saygı duyup ayrıldı.MB Başkanlığı ya da benzer görevlerde bulunan pek çokları gibi görevden ayrıldıktan sonra yabancı finans kurumları, özel bankalar, uluslararası bankerlerden, Londra ve New York’tan gelen dolar bazında altı sıfırlı maaşlar, holdinglerde CEO’luk ya da yönetim kurulu üyeliği gibi teklifler, kendi danışmanlık şirketini kurup servet yapmak yerine, ''enflasyonu tek haneye düşüren, TL’den altı sıfır atan başkan'' olarak anılmayı, bilgisini ve birikimini gençlerle paylaşmayı, üniversitede mütevazı öğretim üyeliğini tercih etti. Bugün ''Yeni Türkiye''nin siyasi ve ekonomik hallerine bakınca eski Türkiye’nin Serdengeçti’lerinin boşluğunun neden doldurulamadığı daha iyi anlaşılıyor.
Reklam












