Reklam
(ANKARA) - DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, sahte diploma soruşturmasının siyaset ayağının olmadığını ispat etmenin iktidarın sorumluluğunda olduğuna dikkati çekerek “Bu skandalın boyutları, iddialar, ciddiyeti yarattığı tahribat düşünüldüğünde muhtemelen yakın siyaset tarihinin ve Türkiye tarihinin en organize suç vakalarından biriyle karşı karşıyayız. Yalnızca hukuken takipçisi olacağız demek yetmez. Bugün görev icra ettiklerini söyleyenler, kamuya olan bütün güveni alt üst ettiler. Bunu bir münferit suç ya da suçlu durumu olarak görmüyoruz. Bu çeteleşme ağının arkasındaki siyasi ve kurumsal tüm bağlantıların deşifre edilmesi gerektiğini düşünüyoruz” diye konuştu. DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, parti genel merkezinde dün yapılan Merkez Yürütme Kurulu'nda toplantısında konuşulan başlıklara ilişkin açıklama yaptı. TBMM’de çalışan Saliha Ozan’ın bir erkek tarafından bıçaklanarak öldürülmesine ilişkin Doğan, “Hemen her gün en az bir kadın hayattan koparılıyor. Kadın cinayetleri nihayetinde aksi mümkünken yapılmadığı için Meclis'e kadar uzandı. Aslında sorumluluk üstlenmesi gereken yerin kalbine kadar geldi. Öyle vahşi bir şekilde geldi. Öyle hunharca katledildi ki Meclis çalışanı Saliha Ozan aslında tam da bu katliamdan sonra yapılması gereken Meclis’in sorumluluk hissetmesi ve hemen kadına yönelik şiddetle mücadele için uygulanmayan yasaları uygulamaya başlamasıdır” diye konuştu."'Yargı süreci başlatıldı, sonuna kadar gideceğiz' açıklamalarına Türkiye toplumu artık inanmıyor, aldanmıyor"Sahte diploma soruşturmasına da değinen Doğan, "Düşünsenize bilginiz yok, rızanız yok. Hiçbir şekilde haberdar değilsiniz. Bunlar olmaksızın çıkarılan elektronik imzalar, sahte diplomalar, ehliyetler, ruhsatnameler ve bunlarla düzenlenen pek çok belge günlerdir iddia olmanın ötesine geçmiş vaziyette. Bunlarla ilgili 'yargı süreci başlatıldı, sonuna kadar gideceğiz' açıklamalarına Türkiye toplumu artık inanmıyor, aldanmıyor. Toplumu ikna edin. Nasıl ikna edebilirsiniz? Somut politikalarla ikna edebilirsiniz” diyerek tepki gösterdi."Sahte diploma soruşturmasının siyasette bir iz düşümünün olmaması mümkün mü, kim inanır?"Doğan, gerçekten koruyucu, önleyici tedbirleri alındığını ve siyasette iz düşümünün olmadığını göstererek toplumun ikna edilebileceğini belirterek “Şimdi bu kadar büyük bir ağdan, suç şebekesinden, şebeke demenin bile yetersiz kalacağı bir networkten bahsediyoruz. Bunun siyasette bir iz düşümünün olmaması mümkün mü? Buna kim inanabilir?” diye sordu. Bu konunun siyaset ayağının olmadığını ispat etmenin iktidarın sorumluluğunda olduğuna dikkati çeken Doğan, şöyle konuştu:“Biz bu konunun takipçisiyiz. Bu skandalın boyutları, iddialar, ciddiyeti yarattığı tahribat düşünüldüğünde muhtemelen yakın siyaset tarihinin ve Türkiye tarihinin en organize suç vakalarından biriyle karşı karşıyayız. Bir de bu öyle bir skandal ki, yalnızca hukuki değil, yalnızca yargısal boyutu yok. Etik ve vicdanlı sınırları da zorlayan bir skandaldan bahsediyoruz. Bakın Türkiye Barolar Birliği'nin de açıklaması vardı burada. 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden bazı avukatların kimlik bilgileri kullanılarak sahte diplomalar düzenlenmiştir. Sapır sapır dökülüyor. Tesadüfen seçilmiş bir cümle değil. Ahlaken sapır sapır dökülüyor ülke. Vicdani olarak sapır sapır dökülüyor. Etik değer yok."Bu çeteleşme ağının arkasındaki siyasi ve kurumsal tüm bağlantıların deşifre edilmesi gerekiyor"Yalnızca hukuken takipçisi olacağız demek yetmez. Bugün görev icra ettiklerini söyleyenler, kamuya olan bütün güveni alt üst ettiler. Bunu bir münferit suç ya da suçlu durumu olarak görmüyoruz. Bu çeteleşme ağının arkasındaki siyasi ve kurumsal tüm bağlantıların deşifre edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Etkili bir biçimde kalıcı ve şeffaf önlemlerin alınması için Hukuk Komisyonumuzda ayrıca süreci çok yakından takip ediyor. Konuyla ilgili de bir suç duyurusunda bulunuldu.”(SÜRECEK)
Reklam










