(TBMM) – DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin İmralı çıkışını “tarihi bir sorumluluk alma cesareti” olarak değerlendirdi. Bahçeli’nin “üç maymunu oynamaktan vazgeçelim” sözlerini isabetli bulduğunu söyleyen Bakırhan, Meclis’te kurulan komisyonun “bir gün bile kaybetmeden” İmralı’ya gitmesi gerektiğini vurguladı.
Bakırhan, sözlerine genç yaşta hayatını kaybeden eski Cizre Belediye Eş Başkanı Berivan Kutlu’yu anarak başladı. Kutlu’nun 15 yaşından itibaren partinin farklı kademelerinde görev yaptığını hatırlatan Bakırhan, “Erken kaybettik, büyük emekleri var” diyerek saygı ve minnetle andı.
Bahçeli’nin İmralı çıkışına açık destek
Tuncer Bakırhan, Bahçeli’nin “Komisyon gitmiyorsa ben giderim” sözlerinin önemine dikkat çekerek, bu ifadelerin süreçten kaçmayan, sorumluluk almaya hazır bir yaklaşımı gösterdiğini söyledi. İmralı’yla görüşmeyi “siyasi uyuşmazlık odağına dönüştürmenin” doğru olmayacağını belirten Bakırhan, yüz yılı bulan Kürt meselesinde cesur adımlar atılması gerektiğini dile getirdi.
Bakırhan, Meclis Komisyonu’nun tarihi bir eşikte durduğunu savunarak, “Komisyon tarihin doğru yerindedir, cesur bir kararla İmralı’ya gitme tavrını ortaya koymalıdır” ifadesini kullandı. Süreç uzadıkça toplumsal umudun zedelendiğini, kararlı olanların kazanacağı, ayak sürenlerin ise kaybedeceği bir döneme girildiğini söyledi.
Hukuk krizi, İmamoğlu iddianamesi ve AİHM–AYM kararları
Konuşmasının önemli bir bölümünü yargı krizine ayıran Bakırhan, Türkiye’de hukukun “posasının çıkarıldığını” belirterek kimsenin kendini güvende hissetmediğini ifade etti. Kobani davası, Gezi davası ve son olarak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında hazırlanan iddianameyi örnek gösteren Bakırhan, 3 bin 900 sayfalık metni “labirent, parçalı ve nedensellikten kopuk” sözleriyle eleştirdi.
İmamoğlu için “CHP’de güçlenmek istedi” ve “Cumhurbaşkanı adayı olmak istedi” gibi değerlendirmelerin suç gibi sunulmasını siyaset mantığıyla bağdaştırmadığını söyleyen Bakırhan, kapatma iması içeren ifadelerin geçmişteki parti kapatma deneyimlerini hatırlattığını, bunların ülkeye hiçbir fayda getirmediğini vurguladı.
Eski HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile Kobani davası kapsamında tutuklu isimler için AİHM ve AYM kararlarının uygulanmasını isteyen Bakırhan, cezaevi idare ve gözlem kurullarının keyfi tutumlarını da sert sözlerle eleştirdi.
Geçiş yasası, kayyım düzeni ve adalet çağrısı
Bakırhan, kalıcı barış için “Geçiş Dönemi Yasası”na ihtiyaç olduğunu belirtti; silahların sustuğu ama hukukun konuşmadığı bir zeminde belirsizliklerin büyüdüğünü, güvensizliğin yayıldığını söyledi. Kayyım uygulamalarını toplumsal barışa darbe olarak niteleyen Bakırhan, seçilmiş belediye başkanlarının görevlerine dönmesini ve kayyım pratiğinin sona ermesini istedi.
Cezaevlerinde idare gözlem kurulları üzerinden “belirsiz esaret” oluşturulduğunu savunan Bakırhan, Barış Akademisyenleri ve KHK ile ihraç edilenlerin görevlerine iade edilmesini, Terörle Mücadele Kanunu’nun ise kökten kaldırılmasını talep etti. Düşüncenin suç olmaktan çıkarılması, basın ve ifade özgürlüğünün güvence altına alınmasının gerçek bir adalet reformunun temel şartları olduğunu söyledi.
Bakırhan, son olarak Meclis Komisyonu’na çağrısını yineleyerek, “Geçiş yasası netleştirilmeli, özgürlük yasaları tarif edilmeli, komisyon İmralı’ya gitme konusunda cesur karar almalıdır. Barış sağlandığında 86 milyonun duası bu adımları atanların yanında olacaktır” dedi.
Kaynak: Haber Merkezi










