(BİNGÖL) – DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, beraberinde Pervin Buldan ile katıldığı halk buluşmasında, Türkiye’nin 100 yıldır kan ve isyanla bastırılan, ekonomisini tüketen "Kürt meselesini" çözmek zorunda olduğunu söyledi. Bakırhan, konuyu siyasi bir talep olmaktan çıkarıp, doğrudan ekonomik ve sosyal adalete bağladı.
Bakırhan, Kürtlerin bin yıllardır bu topraklarda yaşadığını ancak demokratik haklara sahip olamadığını vurguladı. Bugün Meclis salonlarında ve İmralı Adası'nda kurulan diyalog masasının, bu tarihi sorunu çözme iradesinin göstergesi olduğunu belirten Bakırhan, masayı tekrar kurdurtan halka şükranlarını sundu.
"Milyar dolarlar silahlanmaya değil, halkın sofrasına aksın"
Bakırhan’ın konuşmasının en can alıcı noktası, barışın getireceği ekonomik kazanç üzerineydi. Kürt meselesinin çözülememesi nedeniyle Türkiye’nin Orta Doğu’da denklem dışı kaldığını ve Batı’daki demokratik değerlere sırtını döndüğünü savunan Bakırhan, paranın nereye harcandığını sorguladı:
"Bu mesele çözülürse çatışmaya, şiddete, silahlanmaya giden Türkiye'nin milyar dolarlarını bu halkın sofrasına akıtacağız. Bu mesele çözülürse annelerin gözyaşı duracak, sırtımızda tabut yerine demokrasi büyüterek yürüyeceğiz. En önemlisi, asgari ücretli ve emekliler insanca yaşayacak."
Bakırhan, mevcut sistemin yol açtığı "ciddi bir çürüme" ve "rant ekonomisinin", bütçenin bir avuç sermaye ve iktidar yandaşına gitmesine neden olduğunu iddia etti.
Anne sütü kadar hak: Kürt kimliği hukuka kavuşmalı
Konuşmasında Kürt kimliğinin sadece tanınmasını değil, hukuka kavuşmasını talep eden Bakırhan, dil ve kimlik meselesine vurgu yaptı:
"Biz anne sütümüz kadar hak olan, helal olan dilimizi istiyoruz. Bizim dinimizde de dilin anne sütü kadar ak ve helal olduğu söyleniyor. Biz yok sayılan dilimizin özgürleşmesini istiyoruz. İşte Kürt meselesi çözülürse bu ülkedeki tekçilik, ırkçılık yok sayan politikalar bitecek. Hukuksuz bir tanınma olmaz, o hukuku oluşturmanın masasıdır bu."
Sorunu halı altına süpürme lüksümüz yok
Bakırhan, Komisyon’un bugüne kadar yaptığı dinlemelerden sonra meselenin özüne inme zamanının geldiğini belirtti. Öcalan’ı "sürecin baş mimarı" olarak niteleyen Bakırhan, "Sayın Öcalan'ın dinlemeden bu sürecin ilerlemesi, derinleşmesi mümkün değildir. Bu büyük bir eksiklik olacaktır. Gidelim, birinci elden muhatabına soralım" çağrısında bulundu.
Sürece karşı çıkanları "utanmadan siyasetçiyim diyenler" diye eleştiren Bakırhan, "Bir çözümü daha ıskalama lüksümüz yoktur. Herkesin bunu kendisine sorması gerekiyor: 'Bir insanı daha kaybetmeyi göze alıyor muyuz?'" diyerek sorumluluk alınmasını talep etti.
Kaynak: Haber Merkezi










