(ANKARA) – CHP Sözcüsü Deniz Yücel, MYK toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında İBB iddianamesine sert sözlerle tepki gösterdi. Yücel, “Bu iddianameyle iktidar, ülkeyi demokrasiden koparma niyetini açıkça ortaya koymuştur” diyerek, metnin hukuki olmaktan çok siyasi saiklerle hazırlanmış bir “propaganda belgesi” niteliği taşıdığını savundu. İBB iddianamesinde kullanılan ifadelerin, “CHP’yi hedef alan ve kapatma zeminini besleyen” bir çerçeve kurduğunu belirtti.
Şehitler için başsağlığı, Atatürk vurgusu
Açıklamasına, Gürcistan–Azerbaycan sınırında düşen C130 askeri kargo uçağında şehit olan 20 personel için başsağlığı dileyerek başlayan Yücel, 10 Kasım’ı anımsattı. “Atatürk’ün emanetini ilelebet yaşatacağız” diyen Yücel, CHP’nin kurucu değerlerine bağlılığın altını çizdi.
“Hukukun üstünlüğü olmadan hiçbir alan düzelmez”
Yücel, hukukun üstünlüğünün zedelendiği bir ülkede ne güvenliğin, ne ekonominin, ne de sosyal adaletin sağlanabileceğini söyledi. “AKP Genel Başkanı işine geldiğinde ‘yargı bağımsız’ diyor; gelmediğinde yüksek mahkeme kararlarını tanımadığını ilan ediyor” ifadesini kullandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan atama ve sonrasındaki süreçleri anımsatarak, “CHP’lilere düşman hukuku uygulanıyor” dedi.
İddianamede ‘ahtapotun kolları’ ve kapatma iması
Yücel’e göre, iddianamedeki “CHP’nin ele geçirilmesi” ve “örgüt liderinin aday gösterilmesi” gibi ifadeler ile “ahtapotun kolları” benzetmesi, “siyasi darbe muhtırası” anlayışını yansıtıyor. “Somut deliller yerine ‘duydum, tahmin ediyorum’ türü ifadeler çoğalıyor; gizli tanık sayısı üçten 15’e çıkıyor” diyen Yücel, kurultay görüntüleri ve pankartların bile delil olarak sunulmasını eleştirdi.
“Yargı tarafsız ise susmayın: HSK ne yapıyor?”
Basın toplantısında Yücel, Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 48’inci maddesini anımsatarak, bir yargı mensubunun “yürütmeye bağlı bir kurumdan huzur hakkı alması” iddiasını gündeme taşıdı. “Yürütmeden gelir elde eden bir savcı hakkında HSK niçin işlem yapmıyor?” sorusunu yöneltti; Adalet Bakanı’nı sessizlikle eleştirdi.
AYM kararları, tutukluluk ve tutuksuz yargılama çağrısı
Yücel, AYM kararlarının uygulanmamasını hatırlatıp, Can Atalay kararından Tayfun Kahraman dosyasına uzanan örnekler verdi. “Masumiyet karinesi yok sayılıyor, lekelenmeme hakkı ihlal ediliyor” dedi. Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tahliyesini “olumlu bir adım” diye niteleyip, İmamoğlu başta olmak üzere tutuksuz yargılama ilkesinin işletilmesi çağrısında bulundu.
“Millet karar verecek: Hukuk devleti mi, kara düzen mi?”
“Millet olarak bir kararın eşiğindeyiz” diyen Yücel, iki seçenekli bir tablo çizdi: Hukukun üstünlüğünün hâkim olduğu, kuvvetler ayrılığının işlediği bir ülke mi; yoksa “iktidarın rüzgârına göre şekillenen kara düzen” mi? CHP’nin meşruiyetinin kaynağının millet iradesi olduğunu vurguladı: “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.”
Delil, şeffaflık ve demokratik siyaset vurgusu
Yücel, iddianamenin “meşru, demokratik siyaseti kriminalize eden” bir yaklaşımı benimsediğini söyleyerek, yargılamanın adil, şeffaf ve delile dayalı yürütülmesini istedi. “Artık delil karartma şüphesi yoksa, tutuksuz yargılama esastır” ifadesini yineledi.
Basın toplantısını “Gelinen noktada, hukuka aykırılıktan dönülmeli; yargı, siyasetin değil hukukun pusulasıyla hareket etmelidir” mesajıyla bitiren Yücel, CHP’nin hukuk devletini savunmayı sürdüreceğini belirtti. Sürecin yargı ve Meclis gündeminde nasıl ilerleyeceği, yeni açıklamalarla netleşecek… Gözler Ankara’ya çevrildi.
Kaynak: Haber Merkezi










