Reklam
(İSTANBUL) - Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen AK Parti Teşkilat Akademisi Kapanış Programı’nda yaptığı konuşmada, CHP’li belediyelere yönelik operasyonlarının ardından CHP’li belediyelerden AK Parti’ye geçen yeni üyeleri tebrik etti. Erdoğan ''Terörsüz Türkiye'' sürecine ilişkin ''Buradan geriye dönüş yok'' dedi.Cumhurbaşkanı ve Genel Başkanı Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen AK Parti Teşkilat Akademisi Kapanış Programı’nda konuştu. Erdoğan, ‘Terörsüz Türkiye’ sürecine ilişkin değerlendirmeler ve ana muhalefete yönelik eleştirilerde bulundu. Erdoğan konuşmasında şu ifadelere yer verdi:'Aziz kardeşlerim, tabii bu vesileyle şunu da belirtmekte fayda görüyorum: AK Parti, millete hizmet yolunda kurulmuş bir okuldur. Bu okulun müfredatını doğrudan milletimiz belirlemiştir. AK Parti ailesinin her üyesi bu okulun öğrencisidir.Bugüne kadar 80 ilimizde düzenlediğimiz birbirinden nitelikli eğitimlere 87 bin teşkilat mensubumuz iştirak etti. Şimdi hedefimizi daha da büyütüyor, hızımızı artırarak vitesi yükseltiyoruz. İnşallah çok kısa bir süre içinde kadın ve gençlik kollarımızdan mahalle temsilciliklerimize kadar 81 ilimizde 300 bin teşkilat mensubumuzun bu eğitimlere katılmasını sağlayacağız...Ak Parti’ye katılanlar...Partimizin 24’üncü kuruluş yılı sonunda Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çelçioğlu'nun da aralarında olduğu 9 yeni isim partimize katıldı. Önceki gün Merkez Karar ve Yönetim Kurulu toplantımızda Konya Seydişehir ile Emirgazi belediye başkanlarımıza rozetlerini taktık.Bugün de Beykoz Belediye Başkan Vekili Özlem Vural Gürzel'in ve belediye meclis üyemizin AK Parti ailesine katılmasının sevincini yaşıyoruz. Kendilerine aile meclisimize hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyor, Beykoz'a hizmet yolunda Cenab-ı Allah'tan üstün başarılar diliyorum. İstanbul'un üzerine adeta karabasan gibi çöken hizmetsizlik bulutlarının dağıtılması için bu kardeşlerimiz de omuz omuza verecek. İçinden geçtiği fetret devrinin İstanbul'u daha fazla yıpratmasına müsaade etmeyeceğiz...'Böyle gelmiş ama böyle gitmez' diye kimi zaman sadece elimizi değil, tüm gövdemizi taşın altına koyduk. Ülkemizin yaklaşık 50 yıllık terör sorununu çözmek amacıyla bir sene evvel başlattığımız bir devlet projesinde de aynı anlayışla hareket ediyoruz. Son bir yılda süreci baltalamaya dönük her türlü teşebbüsü boşa çıkardık.Sabırlı, dikkatli ve samimi bir tavırla, 86 milyonu kuşatan kucaklayıcı bir üslupla süreci ilmek ilmek dokuyoruz. İttifak ortaklarımızla tam bir uyum ve dayanışma halindeyiz. Milletimizin fertleri arasına örülen terör duvarını tamamen yıkarak, 86 milyon hep beraber daha huzurlu, daha müreffeh, barış ve kardeşliğin egemen olduğu bir geleceğe yürüyelim istiyoruz.''Bölgemizin geleceğinde teröre ve terör üzerinden yayılmacılığa yer yoktur, inşallah olmayacaktır''Felaket tellalları ne derse desin istikrarlı bir şekilde bu hedefe doğru adım adım ilerliyoruz. Şunu herkes bilsin ve anlasın: On yıllardır Türkiye'nin iç ve dış siyasetini terör sopasıyla dizayn etmeye alışanlar, açık söylüyorum, bu sefer boşuna uğraşmasınlar. Allah'ın izniyle buradan geriye dönüş olmayacak. Biz böyle bir duruma ne pahasına olursa olsun izin vermeyeceğiz.Bölgemizde sınırlar kanla ve gözyaşıyla yeniden çizilmek istenirken, ‘böl, parçala, yönet’ oyununun tekrar sahnelenmesine rıza göstermeyeceğiz. Vaat edilmiş topraklar edebiyatıyla hareket edenler ister kabul etsin, ister etmesin: Bölgemizin geleceğinde teröre ve terör üzerinden yayılmacılığa yer yoktur, inşallah olmayacaktır.Evel Allah, bizim hem kardeşliğimiz hem de asırlara sari tecrübemiz her türlü oyunu bozacak, her türlü sorunu aşacak kudret ve kuvvete sahiptir. Türkler, Kürtler, Araplar olarak nasıl bin yıldır yan yana yaşıyorsak yine bir ve beraber olmaya, aynı gökyüzünün altında kardeşçe yaşamaya devam edeceğiz. Bundan zerre kadar şüphe duymuyorum.Siz kardeşlerimle birlikte, milletimizin ve sınırlarımızın ötesindeki kardeş halkların da nifak odaklarına prim vermemesini önemle rica ediyorum.''Nedir bu 3K? Kavga, kaos, kriz''Kıymetli yol ve dava arkadaşlarım, İstanbul teşkilatımızın değerli neferleri, biz Türkiye'nin kronik meselelerini çözmekle meşgulken, bakıyorsunuz ana muhalefet cenahında çok farklı bir gündem hakim.Gençler, maşallah, Rabbim bu heyecanınızı eksiltmesin. Doğrusunu söylemek gerekirse bu muhalefet abandone olmuş vaziyettedir. Kendi kendilerini mahkum ettikleri 3K girdabında debelenip duruyorlar. Nedir bu 3K? Kavga, kaos, kriz.Evet, kriz de koltuk kavgasıyla, kaosla neredeyse bütünleştiler. İçeride ve dışarıda gerilim üretmeden siyaset yapamaz hale geldiler. Durum öyle kötü bir hal aldı ki hakaret ve tehdit dışında ne vatandaşa söyleyecek bir sözleri ne de ülkenin önünü açacak bir projeleri var.Akıllarınca mahkemeler ve siyaset üzerinde baskı kurmaya çalışıyorlar, onu bile ellerine yüzlerine bulaştırıyorlar. İnsanımızı kamplara bölerek, polisimize saldırarak, sokaklarımızı terörize ederek yolsuzlukların üzerini örtebileceklerini zannediyorlar.Şimdi değerli kardeşlerim, biliyorsunuz, Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı Manavgat'taki skandal ilk patladığında çıktı, yargı ve emniyet mensuplarımızı kumpas kurmakla suçladı. Baklava kutularının üstünde kendi kefil olduğu arkadaşlarının parmak izi bulunduğu halde, suç bastırmak amacıyla utanmadan partimizi itham etti.Hatta daha da ileri giderek, ‘32 saatlik video kaydı var, ben onu izledim’ dedi. Ben de bu beyefendiye, madem elinde 32 saatlik görüntü var, git yargıya teslim et çağrısında bulundum. Birkaç defa da bu çağrımı tekrarladım. Hepsini duymazdan geldi.‘Kumpas videosunu izledim’ dediği tarihten bu yana, dikkatinizi çekerim, tam 62 gün geçti. Ama bu müfteri zat, kumpas iftirasını ispatlayacak bırakın 32 saati, 32 saniyelik bir görüntü bile paylaşmadı. Yani partimize, yargı ve emniyet teşkilatımıza attığı iftiranın altında kaldı.Kardeşlerim, atalarımız ‘Sen doğru ol, eğri belasını bulur’ diyor. Dün bu sözün hikmetine bir kez daha şahit oldum. Eminim sizler de takip etmişsinizdir. Özgür Efendi, ‘Bu işten nasıl yırtarım’ diye düşüne dursun, dün Manavgat skandalıyla ilgili yeni bir görüntü daha yayınlandı. Tıpkı bir önceki gibi bunda da avrolar, dolarlar başrolde.Bakalım beyefendi bu görüntüye ne diyecek? Balya balya avroları, dolarları, altınları millete nasıl açıklayacak? Yine kime çamur atacak, kime pislik bulaştırmaya çalışacak?Malum, CHP Genel Başkanı son dönemde elinde hesap makinesiyle kuyumcu gezmeyi, altın üzerinden hesap yapmayı çok seviyordu. İşte ona fırsat. Gitsin Manavgat'taki rüşvet külçelerini hesaplasın, İzmir'de ve İstanbul'da milletten çalınan milyarların icmalini çıkarsın. Bunları yaptıktan sonra da, şayet zerre kadar haysiyeti varsa, Manavgat'ta attığı iftiralardan dolayı polisimizden ve yargımızdan özür dilesin.Buradan kendisine şunu da hatırlatmak istiyorum: Kabullenmeye yanaşmasa da Türkiye bir hukuk devletidir. CHP’li mütegallibe dahil hukuk önünde hiç kimse imtiyazlı değildir. Dahası, aylardır bize yamamak için her yolu denediği yargı süreçlerinin tüm aktörleri de Cumhuriyet Halk Partililerdir. Daha önce birkaç kez söyledim, bugün tekrar ediyorum:Mahkemeye başvuranlar CHP’li. Şikayet edilenler, CHP’li. 'Para ile oyumu değiştirdim' diyenler, CHP’li. “Rüşvet aldım, rüşvet verdim” diyenler, CHP’li. Mağdurlar, müştekiler, müdahiller, itirafçılar, davalı ve davacılar, velhasıl tarafların tamamı CHP’li.Yani ortada CHP içi bir meydan muharebesi var. Fakat bakıyorsunuz CHP Genel Başkanı bizi suçluyor, kendi bataklığına bizi de çekmeye çalışıyor. Biz bu kavganın, kaosun, CHP'nin iç krizinin hiçbir yerinde yokuz. Olmadık ve olmayacağız Bay Özgür.Adaletin tecellisi için hukuki süreçlerin hiçbir baskı olmadan işletilmesi için üzerimize ne düşüyorsa anayasa çerçevesinde elbette yapacağız. Tehditlere ve sokak çağrılarına elbette pabuç bırakmayacağız.Ama CHP'nin eski ve yeni kadroları arasında giderek çirkinleşen kavgaya da partimizin ve hükümetimizin çekilmesine fırsat vermeyeceğiz. Ana muhalefetin özellikle kabalık ve kabadayılıklarına rağmen siyasi nezaketimizi sonuna kadar koruyacağız. Kıymetli yol ve dava arkadaşlarım, karşımızdakilerin bu perişan hali bizim işimizi kolaylaştırmıyor. Bilakis omuzlarımızdaki yükü daha da ağırlaştırıyor...''
Reklam










