Reklam
(İSTANBUL) CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, 19 Mart operasyonunun 150’nci günü dolayısıyla Kadıköy’de yer alan Gazhane’de gerçekleştirilen "Darbeye Karşı Umudun Yolunda 150. Gün" etkinliğinde yaptığı konuşmada, “19 Mart, ülkemizin aydınlık geleceğine yapılmış bir darbe girişimidir. Onlar Türkiye’yi 20 yılı aşkın bir süre, bir muhtaçlaştırma politikasıyla yönettiler. 31 Mart’ta CHP Türkiye’nin birinci partisi olunca eyvah dediler ve o gün karar verdiler 19 Mart darbe girişimine. Cumhuriyet Halk Partisi’nin yerel yönetimler eliyle toplumla bağ kurmasının önüne geçmek istiyorlar. Bunu başaramayacaklar” dedi.CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, 19 Mart operasyonunun 150’nci günü dolayısıyla Kadıköy’de yer alan Gazhane’de gerçekleştirilen "Darbeye Karşı Umudun Yolunda 150. Gün" etkinliğinde konuşma gerçekleştirdi.19 Mart operasyonunun üzerinden 156 gün geçtiğini belirten Çelik, “Bu etkinliği aslında geçtiğimiz Pazartesi günü yapmayı planlamıştık, hazırlıklarımızı yapmıştık, duyurularımızı hazırlamıştık, haftasonu duyurusunu geçecektik. Ancak Cuma günü, Beyoğlu Belediye Başkanımız İnan Güney, bir bölüm Beyoğlu Belediyesi emekçisi ve İBB bürokratlarının gözaltına alınması ve asliye aşamasının Pazartesi gününe denk gelmesi sebebiyle bu etkinliği 5 gün gecikmeli olarak bugün gerçekleştiriyoruz” dedi."31 Mart’ta CHP Türkiye’nin birinci partisi olunca 'eyvah' dediler ve o gün karar verdiler 19 Mart darbe girişimine"“19 Mart sadece Cumhuriyet Halk Partisi’ni hedef alan bir darbe girişimi değildir. Şunu biliyoruz ki, aslında Türkiye’de bir tükenmiş iktidar var ve kendi arkasına hizalanmayan herkesi korkutarak, sindirerek, gözdağı vererek susturmak istiyor. Bu ülkemizin aydınlık geleceğine yapılmış bir darbe girişimidir” diyen Çelik, “31 Mart seçimlerinde Türkiye’nin ikinci partisi oldukları gün bu darbe girişimine karar verdiler. Onlar Türkiye’yi 20 yılı aşkın bir süre, bir muhtaçlaştırma politikasıyla yönettiler. Vatandaşı bir kuru ekmeğe muhtaç ettiler ve ellerindeki yerel yönetimlerle küçük sosyal yardımlarla onları kendine bağımlı hale getirmeye çalıştılar. 31 Mart’ta CHP Türkiye’nin birinci partisi olunca eyvah dediler ve o gün karar verdiler 19 Mart darbe girişimine...Amaçlarını biliyoruz, Cumhuriyet Halk Partisi’nin yerel yönetimler eliyle toplumla bağ kurmasının önüne geçmek istiyorlar. Toplumun gerçek sorunlarının üzerini örtmeye çalışıyorlar. İstiyorlar ki, Cumhuriyet Halk Partisi kendi meseleleri içerisine hapsolsun ve toplumun gerçek sorunlarının üzeri örtülsün. Ancak bunu başaramayacaklar. Asla onların bu zulümlerinin karşısında geri adım atmayacağız” ifadelerini kullandı.Çelik ayrıca, önümüzdeki hafta İstanbul’da gerçekleştirilecek "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinginin Beyoğlu Belediyesi önünde yapılacağını duyurdu. Özgür Çelik’in konuşması şöyle: “Birileri İstanbul’un bu tür alanlarını ranta açarken, kendi yandaşlarının yağmasına açarken Ekrem başkanımız buraları İstanbul halkına kazandırdı”“Çok kıymetli bir alandayız. Çok değerli bir alanda etkinlik yapıyoruz. Kadıköy’de 1982 yılında Anadolu yakasının havagazı ihtiyacını karşılamak için hizmete giren Hasanpaşa Gazhanesi’ndeyiz. Burası, çok uzun zaman kendi kaderine terk edilmişti. Şehrin ortasında atıl bir durumda beklerken, 2019 yılında Ekrem başkanımız göreve geldikten sonra halkçı ve icraatçı belediyecilik vizyonuyla burayı, Gazhane’yi İstanbullulara kazandırdı. Bugün Gazhane, kültüre, sanata, bilime kentin ortasında ışık tutuyor. Ekrem başkanımızın döneminde Hasanpaşa Gazhanesi gibi çok fazla halkçı ve icraatçı belediyecilik uygulamaları var. Bunun önemli örneklerinden bir tanesi Florya’daki İstanbul Planlama Ajansı. Bir zamanlar orada bir avuç bugünkü azınlık iktidarının belediye başkanı oturuyorken, Ekrem başkan göreve geldikten sonra orayı bir bilim yuvasına çevirdi, orayı bir etkinlik alanına çevirdi. Sarıyer Büyükdere Fidanlığı mesela, kaderine terk edilmişti. Şimdi, İstanbullular açısından bir çekim merkezine dönüştü. Ayrıca, İstanbul’u kuzeyindeki Kent Ormanları İstanbul halkının kullanımına açıldı. Ekrem başkanın halkçı, icraatçı, projeci belediyecilik uygulamalarını saatlerce anlatmak mümkün. Birileri İstanbul’un bu tür alanlarını ranta açarken, kendi yandaşlarının yağmasına açarken Ekrem başkanımız buraları İstanbul halkına kazandırdı.“19 Mart sadece ekonomiyi etkilemiyor...”Çok başlık sayabiliriz, saatlerce konuşabiliriz 19 Mart’ın etkilerini ama sadece bir tanesini söyleyeyim. İstanbul’un en önemli sorunları nelerdir diye soracak olursanız, ilk 3’ün, 5’in içinde her zaman sayılan bir başlık var, İstanbul’un deprem gerçeği. Ve bu deprem gerçeğiyle beraber kentsel dönüşüm gerçekliğimiz var. Türkiye’nin böyle önemli bir deprem problemi varken, Türkiye’nin en önemi şehir plancıları Murat Çalık, Tayfun Kahraman, Buğra Gökçe, Emrah Şahan, Gürkan Akgün gibi isimler de şu anda Silivri zindanında. Yani 19 Mart sadece ekonomiyi etkilemiyor, aynı zamanda İstanbul’da deprem konusunu ele alması gereken şehir plancılarının da tutsak edilmesiyle İstanbul’u ve İstanbulluları etkiliyor.“19 Mart sadece Cumhuriyet Halk Partisi’ni hedef alan bir darbe girişimi değildir”19 Mart sadece Cumhuriyet Halk Partisi’ni hedef alan bir darbe girişimi değildir. Hep yerel yönetimler ve Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanları üzerinden 19 Mart konuşuluyor. Ancak, şunu biliyoruz ki, aslında Türkiye’de bir tükenmiş iktidar var ve kendi arkasına hizalanmayan herkesi korkutarak, sindirerek, gözdağı vererek susturmak istiyor. Sendika başkanlarını tutuklayarak emek dünyasına gözdağı veriyorlar. TÜSİAD’ın başkanına soruşturma açarak iş dünyasına gözdağı veriyorlar. Fatih Altaylı’yı tutuklayarak gazetecilere gözdağı vermeye çalışıyorlar. Sanatçı menajeri Ayşe Barım’ı tutuklayarak sanat camiasına gözdağı vermeye çalışıyorlar. Öğrencileri tutuklayarak, sokaklara çıkıp demokrasi, adalet, özgürlük isteyen, demokratik hakkını kullanan topluma bir gözdağı veriyorlar. Dolayısıyla bu mesele sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir meselesi değildir. Bu ülkemizin aydınlık geleceğine yapılmış bir darbe girişimidir.“Finansman baskısı altında CHP’li belediyeleri engellemeye çalıştılar, baktılar ki finansman baskısına rağmen CHP’li belediyeler halkçı, icraatçı belediyecilik çalışmaları gerçekleştiriyor, işte o gün başladılar yargı tacizine”İlk önce Cumhuriyet Halk Partili belediyeler toplumla bağ kuramasın diye, tasarruf tedbirleri genelgesi yayınladılar. Kreş açamazsın dediler, şunu yapamazsın, bunu yapamazsın dediler. Baktılar ki CHP’li belediyeler sosyal belediyecilik uygulamalarına devam ediyor, bu sefer finansman baskısına başladılar. 20-30 yıl boyunca vergi, sigorta borçlarını biriktirdiler, CHP Türkiye’nin birinci partisi olunca sigorta borçları akıllarına geldi, İller Bankası’ndan gelen payın her belediyemizde, Büyükşehirler dahil olmak üzere yüzde 40’ını, 50’sini kesiyorlar. Sadece İller Bankası payını keserek mi? Hayır. Devlet bankasından kredi istersin maaş ödemek için, devlet bankası kredi vermez. Başka alanlardan kredi bulmaya çalışırsın, kredi imkanı sağlamaz sana. Bir finansman baskısı altında CHP’li belediyeleri engellemeye çalıştılar ve sonra baktılar ki, finansman baskısına rağmen CHP’li belediyeler halkçı, icraatçı belediyecilik çalışmaları gerçekleştiriyor, kreşler açıyorlar, yurt yapıyorlar, burs veriyorlar, pazar desteği sunuyorlar, kentsel dönüşüm desteği sunuyorlar, onların yoksullaştırdıkları yurttaşlarımızın yanında oluyorlar, emekli evleri açıyorlar, işte o gün başladılar yargı tacizine. Esenyurt, 19 Mart, geçtiğimiz hafta Beyoğlu Belediye Başkanımız İnan Güney...“Çarşamba günü Beyoğlu Belediyesi’nin önünde olacağız”Çarşamba günü Beyoğlu Belediyesi’nin önünde olacağız. Meydanlarda adalet, özgürlük, demokrasi haykırışımızı sürdüreceğiz. Kararlılığımız çok nettir. Bizim Cumhurbaşkanı adayımız 15.5 milyon oyla seçilmiş Ekrem İmamoğlu’dur. Bizim Cumhurbaşkanı adayımız Silivri zindanında esirdir. Bizim seçilmiş başkanlarımız Silivri zinanında esirdir. Esir alınan halkın iradesidir, Türkiye’nin geleceğidir.“Bizim mücadelemiz Türkiye’nin geleceğini kurtarmak mücadelesidir”Bizim mücadelemiz herkes için, her yerde, önce adalet, önce hürriyet, önce özgürlük mücadelesidir. Bu ‘herkes’in içerisinde , bu kentin çocukları, gençleri, kadınları, işçileri, emekçileri, emeklileri vardır. Bunun içerisinde sokak canlıları vardır. Bunun içerisinde bu kentin, bu ülkenin çevresi, doğası, suyu, börtüsü, böceği vardır. Bizim mücadelemizin içerisinde, ormanlarımızı korumak da vardır. Bizim mücadelemiz Türkiye’nin geleceğini kurtarmak mücadelesidir. Biz bu mücadeleyi kazanacağız. Bunu hep birlikte başaracağız.”
Reklam










