DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, partisinin MYK gündemine ilişkin yaptığı açıklamada, CHP’ye yönelik mahkeme kararları üzerinden yürütülen müdahalelere sert tepki gösterdi. Doğan, “Bu bir CHP meselesi değil, bu Türkiye’nin demokrasi meselesi. Anayasal suç işleniyor. Bu görüntüler Türkiye’ye yakışmıyor” dedi.
“CHP’ye operasyonların artması tesadüf değil”
Doğan, barış ve demokratik toplum tartışmalarının öne çıktığı bir dönemde CHP’ye yönelik operasyonların artmasının tesadüf olmadığını belirterek, “Bu uygulamalar sürece gölge düşürücü, gelişmeleri hedef alan siyasi hamlelerdir” ifadelerini kullandı.
YSK’ya çağrı: Kararınıza sahip çıkın
YSK’nın tek yetkili kurum olduğunun altını çizen Doğan, mahkemelerin yetki aşımıyla CHP’nin kurultay sürecine müdahale ettiğini söyledi. “YSK kararına yüksek sesle sahip çıkmalı” çağrısı yaptı.
Barış süreci hızlanmalı, toplumsallaşmalı
DEM Parti Sözcüsü, barış ve demokratik toplum sürecinin istenilen hızda ilerlemediğini vurguladı. “Toplumsallaşmayı engelleyen her adım, barış karşıtlığını büyütür. Bu çok tehlikeli bir oyun. Biz bu oyunları boşa çıkaracak deneyime sahibiz” dedi.
Gazze’de ateşkes ve kalıcı barış vurgusu
Doğan, BM Genel Kurulu’ndaki Filistin gündemine de değinerek, Gazze’de en kısa sürede ateşkes ilan edilmesi gerektiğini söyledi: “Bu soykırım, uluslararası toplum adım atmadan durmaz.”
“Barış Anneleri’nin Kürtçe konuşmasına müdahale edildi”
Meclis’te kurulan Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışmalarını değerlendiren Doğan, Barış Anneleri’nin Kürtçe konuşmasına müdahale edilmesini eleştirdi: “Kimsenin sözlerine müdahale edilmedi deniyor ama müdahale edildi. Bu durum tarihe not düştü.”
Öcalan çağrısı: Cesaretle söze sahip çıkmak gerekir
Ayşegül Doğan, barış sürecinde Öcalan’ın ana aktör olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Öcalan dinlenmeli, görüşleri komisyona akmalı. Yalnızca çatışmasızlık değil, demokratik entegrasyon için de bu zorunludur. Cesaretle söze sahip çıkmak gerekiyor.”
“Bu süreç hepimizin meselesi”
DEM Parti Sözcüsü, barış sürecinin yalnızca iktidarın insafına bırakılamayacağını belirtti: “Toplumsal sahiplenme olmadan kalıcı barış olmaz. Meclis yeni dönemde barış için mesai yapmalı, demokratikleşmenin önünü açmalıdır.”










