(ANKARA) – CHP Sözcüsü Deniz Yücel, partisinin MYK toplantısı devam ederken düzenlediği basın açıklamasında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik hazırlanan iddianameyi, “Demokrasiye karşı yazılmış bir yargı muhtırası” sözleriyle hedef aldı. İddianamenin 775 kez “İmamoğlu suç örgütü” ifadesini tekrar ettiğini belirten Yücel, bunun masumiyet karinesini açıkça ihlal ettiğini söyledi.
CHP: Bu iddianame siyasi bir araç
Yücel, iddianamenin hacmine güvenilerek suç algısı yaratılmak istendiğini, Ergenekon ve Balyoz döneminde kullanılan yöntemlerin bugün yeniden sahneye konduğunu belirtti. “Bu metnin adı iddianame değil, iftiraname” diyen CHP Sözcüsü, hazırlanan dosyanın hukuki temeli olmadığını, tamamen siyasi hedeflerle üretildiğini vurguladı. Tutuksuz yargılamanın esas olduğunu hatırlatan Yücel, “Deliller toplanmışken arkadaşlarımız neden hâlâ içeride?” sorusunu yöneltti.
Gizli tanık skandalı ve HSK’ya çağrı
CHP Sözcüsü, gizli tanık beyanlarının bile birbirine karıştırıldığını, Meşe kod adlı tanığın ifadelerinin İlke kod adlı tanığın üzerine yazıldığını belirterek bunun yargı ciddiyetiyle bağdaşmadığını söyledi. Bu konuda Hâkimler ve Savcılar Kurulu’na resmi şikâyette bulunduklarını açıklayan Yücel, savcılığın basın açıklamalarının da HSK genelgesine aykırı biçimde yönlendirici olduğunu dile getirdi.
CHP’yi kapatma iddiası ve İmamoğlu hedefi
Yücel’e göre iddianamenin asıl hedefi, CHP’yi siyaset dışına itmek ve Ekrem İmamoğlu’nu kamuoyu nezdinde itibarsızlaştırmak. Eski bir AKP yöneticisinin Yargıtay’a, CHP aleyhine kapatma davası açılması çağrısında bulunduğunu hatırlatan Yücel, “İktidar, gücünü korumayı demokratik rekabetle değil rakiplerini tasfiye etmekle sağlamak istiyor” dedi.
Erişim engelleri ve TRT’nin yayın çizgisi
Ekrem İmamoğlu’nun sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engellerini hatırlatan Yücel, bu kez İBB iddianamesinin tüm detaylarının paylaşıldığı internet sitesinin de kapatıldığını söyledi. TRT’nin, iddianameyi her bülteninde “suç örgütü” vurgusuyla aktarmasını “kamu gücüyle yürütülen propaganda” olarak niteleyen Yücel, “Devletin kanalı, iktidarın basın ofisine dönüştürülmüştür” dedi.
Et ve Süt Kurumu tartışması ve ekonomik tablo
Yücel, Et ve Süt Kurumu Genel Müdürü hakkında ortaya çıkan Macaristan’da ticaret yaptığı iddialarının henüz yalanlanmadığını belirterek, Tarım Bakanlığı’na sorular yöneltti: “Bu kişi açığa alındı mı? Para hareketleri incelendi mi? Kamu gücünü hangi faaliyetlerde kullandı?”
Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerinde ise Merkez Bankası’nın sürekli revize edilen enflasyon tahminlerini güven kaybının göstergesi olarak niteledi. Yücel, asgari ücretin ve emekli maaşlarının hızla eridiğini, halkın yaşam mücadelesinin giderek ağırlaştığını ifade etti.
İş cinayetleri ve çocuk işçiler
Kocaeli Dilovası’ndaki parfüm fabrikası yangınında hayatını kaybeden yedi işçiyi anımsatan Yücel, üçünün çocuk işçi olmasının bile Türkiye’deki denetimsizliğin vahametini gösterdiğini söyledi. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi verilerine göre ekim ayında en az 169 işçinin yaşamını yitirdiğini belirtti ve “Vatandaşlarımız iş cinayetlerinde ölmeseler açlıktan ölecekler” dedi.
Sandık mesajı ve değişim çağrısı
Yücel, tabloyu “bozuk düzen” olarak niteleyerek çözümün sandıkta olduğunu söyledi. “Milletimiz ilk fırsatta bu düzene dur diyecek” diyen CHP Sözcüsü, hem hukuk devletinin hem de ekonomik adaletin yeniden sağlanması için siyasetin önümüzdeki dönemde büyük bir sorumluluk taşıdığını vurguladı.
Kaynak: Haber Merkezi











