Reklam
(ANKARA) - Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin ile düzenlediği ortak basın toplantısında, "Irak’la enerji alanındaki iş birliği potansiyelimizi de tamamen hayata geçirmek istiyoruz. Her iki tarafta da bu yönde bir irade olduğunu memnuniyetle kaydettik. Petrol, elektrik ve doğal gaz ticaretinin yanı sıra, bu alanlardaki yatırımlar yeni iş birliği imkanları sunmaktadır. Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı’ndan uzun bir aradan sonra 27 Eylül’de yeniden petrol sevkiyatına başlanması memnuniyet verici bir gelişmedir. Bu, hem dünya petrol piyasaları hem de Irak’taki gelir kaynaklarının oluşması açısından fevkalade önemli bir gelişmedir. Son iki yıldır bu konuda bir sıkıntı yaşanıyordu ve bu sıkıntı, Irak’taki tarafların anlaşmasıyla çok şükür nihayete erdi." dedi.Bakan Fidan, Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin ile Ankara'da bir araya geldi. Dışişleri Bakanlığı'ndaki görüşmenin ardından her iki bakan ortak basın toplantısı düzenledi.Irak'ın bölgemizde istikrar, güven ve refah üreten bir ülke olmasını arzuladıklarını belirten Bakan Fidan, konuşmasında şunları kaydetti:"Komşumuz ve kardeşimiz Irak ile ilişkilerimize, biliyorsunuz, stratejik bir zaviyeden bakıyoruz. Samimi arzumuz ve önceliğimiz, Irak'ın bölgemizde istikrar, güven ve refah üreten bir ülke olmasıdır. Irak’ın toprak bütünlüğünün korunması ve terör örgütlerinden tamamen arınması da Türkiye bakımından ve bölgemiz açısından son derece önemlidir. Bu anlayışla kardeş Irak’a her türlü desteği sağlamaya hükümet olarak, devlet olarak devam edeceğiz. Hatırlayacağınız üzere Sayın Cumhurbaşkanımızın 22 Nisan 2024 tarihinde Irak’a gerçekleştirdiği ziyaret, ikili ilişkilerimizde yakın tarihimiz açısından bir dönüm noktası teşkil etmişti. Keza Irak Başbakanı Sayın Muhammed Şiya es-Sudani’nin 8 Mayıs’ta ülkemizi ziyaret etmesi bu etkiyi devam ettirmişti.Bu ziyaret vesilesiyle düzenlediğimiz Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısı, ilişkilerimizi daha da derinleştirdi. Malumunuz olduğu üzere Irak’ta 11 Kasım’da Temsilciler Meclisi seçimlerinin yapılması planlanmaktadır. Bu seçimler, Irak demokrasisinin daha da güçlenmesi bakımından son derece önemlidir. Seçimlerin suhuletle ve Irak halkı için en hayırlı şekilde neticelenmesini diliyoruz. Seçim sonuçları ne olursa olsun, Irak’la olan iş birliğimizi her alanda daha da ilerletme yönündeki irademiz tamdır. Irak halkının iradesine saygı duyuyoruz.Değerli arkadaşlar, Irak’la terörle mücadele ve güvenlik alanında son dönemde bir anlayış birliği tesis etmiş bulunuyoruz. Bu anlayış birliği, Irak makamlarının 'teröristsiz Türkiye' sürecine verdikleri destekte de ifadesini bulmaktadır. Doğal ortağı olduğumuz Kalkınma Yolu Projesi’ne yönelik tam desteğimizi görüşmemizde tekrar vurgulama imkanı bulduk. Projenin bir an evvel hayata geçmesi için çalışmalarımızı daha da yoğunlaştıracağız."Irak'ın şu anda içinde bulunduğu su problemiyle ilgili neler yapılabileceğini ele aldık"Değerli basın mensupları, bugünkü görüşmelerimizin önemli bir ayağını da su konusu oluşturdu. Irak’tan Su Bakanı kardeşimiz buradaydı. Bizim heyetimizde ise Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan bakan yardımcısı arkadaşımız, Devlet Su İşleri’nden çok kıymetli yöneticilerimiz de bizimle beraberdi. Hep birlikte, Irak’ın şu anda içinde bulunduğu su problemiyle ilgili neler yapılabileceğini ele aldık. Türkiye bu konuda zaten yardım ediyor; daha fazla nasıl yardım edebiliriz, onun yollarını heyetlerimiz aradılar. Bugün de çalışma yemeğinde bu toplantıya devam edeceğiz.Şunu özellikle belirtmek istiyorum: Sayın Cumhurbaşkanımız, Iraklı kardeşlerimizin karşı karşıya kaldığı bu sorunun çok iyi farkında. Özellikle Bağdat’taki, Musul’daki, Basra’daki kardeşlerimize buradan seslenmek istiyorum: Yaşadığınız sıkıntıları çok iyi biliyoruz, anlıyoruz. Biz bu coğrafyada kardeşiz. Fırat’ın ve Dicle’nin suları hepimizin ortak değeridir. Bu konuda Devlet Su İşleri Teşkilatımız, Cumhurbaşkanımızın verdiği talimatla yaz boyunca elinden geleni yaptı. Ancak biliyorsunuz, ciddi bir kuraklıkla karşı karşıyayız. İklim değişikliği sebebiyle yaşadığımız bu sorun, ortak bir sorundur.Su sıkıntısı, su azlığı, Türkiye’nin de şu anda karşı karşıya olduğu bir meseledir. Barajlarımızdaki doluluk oranlarının düşük olması, yağış miktarlarının mevsimsel olarak azalması ve enerji üretiminde de su miktarına bağlı olmamız bizi son derece zor şartlar altına itiyor. Ama bütün bunlara rağmen neler yapılabilir, nasıl çözümler üretilebilir, bunun arayışı içindeyiz. Bağdat’taki, Musul’daki, Basra’daki kardeşlerimizin, özellikle Basra’ya kadar nehirler inerken suyun azaldığını ve zayıfladığını biliyoruz. Bu durumun tarım ve çiftçilik faaliyetlerini etkilediğinin farkındayız. Daha fazla suya ihtiyaç duyulduğunu biliyoruz. Bu meseleyi çözmek için Sayın Bakan ve değerli heyetiyle bugün kapsamlı bir şekilde görüştük. İfade ettiğim gibi, bizde de çok kıymetli bir teknik heyet vardı. Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan ve Devlet Su İşleri’nden uzman arkadaşlarımız bu konuyu görüşmeye devam edecekler."Su sıkıntısı bugünün değil, gelecek yılların da sorunu olmaya devam edecektir"Esasen biliyorsunuz, iki sene önce Sayın Sudani ile ortak bir mekanizma üzerinde mutabık kalmıştık. Su sorununun kalıcı olarak çözülmesi için iki önemli adım belirlenmişti. Birincisi, Irak’la Türkiye arasında Irak’taki su dağıtım sistemi başta olmak üzere, diğer suyla ilgili altyapının rehabilitasyonu meselesiydi. Bu konuda ortak bir çalışma komitesi kuruldu ve çalışmalar önemli bir noktaya geldi. Irak’taki su dağıtım sisteminin ıslah edilmesi meselesi, ilk defa son derece sistematik bir şekilde Sayın Sudani tarafından proje bazlı olarak ele alındı. Ancak bu projelerin hayata geçebilmesi için öncelikle bir sistemin oluşturulması gerekiyordu. İnşallah bu sistemi oluşturmada son aşamaya yaklaştık. Temennimiz, bir an önce bu sistemin kurulması ve ıslahla ilgili projelerin hayata geçmesidir. Çünkü su sıkıntısı bugünün değil, gelecek yılların da sorunu olmaya devam edecektir.İkincisi, Türkiye-Irak arasında su paylaşımını düzenli bir istişare mekanizmasına bağlamayı öngören bir çalışma grubunun oluşturulmasıydı. Burada gerçekten kardeşçe bir anlayışla iki tarafın teknik heyetleri bir araya geliyor, ellerindeki verileri paylaşıyorlar. Bu mekanizma da iyi işliyor. Ancak tekrar ediyorum, konuyu kendi aramızda istişare ediyor olmamız su azlığı gerçeğini ortadan kaldırmıyor. Bu nedenle ıslah projelerinin hayata geçirilmesi ve diğer tedbirlerle birlikte suyu nasıl daha verimli yönetebiliriz, bunun arayışındayız. Güzel olan şey şu: İki ülke, bu konuda çok profesyonel bir şekilde, kardeşçe ve birbirine güvenerek çalışmaya yönelik bir sistem oluşturdu. Bu konudaki irademiz tamdır. İnşallah bu süreci kararlılıkla devam ettireceğiz."Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı'ndan yeniden petrol sevkiyatına başlanması memnuniyet verici"Değerli arkadaşlar, Irak’la enerji alanındaki iş birliği potansiyelimizi de tamamen hayata geçirmek istiyoruz. Her iki tarafta da bu yönde bir irade olduğunu memnuniyetle kaydettik. Petrol, elektrik ve doğal gaz ticaretinin yanı sıra, bu alanlardaki yatırımlar yeni iş birliği imkanları sunmaktadır. Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı’ndan uzun bir aradan sonra 27 Eylül’de yeniden petrol sevkiyatına başlanması memnuniyet verici bir gelişmedir. Bu, hem dünya petrol piyasaları hem de Irak’taki gelir kaynaklarının oluşması açısından fevkalade önemli bir gelişmedir. Son iki yıldır bu konuda bir sıkıntı yaşanıyordu ve bu sıkıntı, Irak’taki tarafların anlaşmasıyla çok şükür nihayete erdi.Petrol sevkiyatının tam kapasiteye ulaşmasının, ikili ilişkilerimize ve ticaret hacmimize kayda değer katkı sağlayacağına inanıyoruz. Önümüzdeki süreçte bu iş birliğimizi yeni bir anlaşmayla taçlandırmak istiyoruz. Ayrıca, ülkelerimiz arasındaki elektrik ticaretinin kapasitesinin artırılmasına da önem veriyoruz. Bu konuda ilgili birimlerimiz çalışmalarını sürdürmektedir. Türk firmalarının, Irak’ın enerji altyapısını geliştirmeye yönelik projelerde yer almasını istiyoruz. Türkiye olarak Irak’ın enerji altyapı projelerine önemli katkılar sunabiliriz."Irak ve Suriye arasında yapıcı bir angajman tesis edilmesine yönelik adımları da memnuniyetle takip ediyoruz"Değerli basın mensupları, Irak ve Suriye arasında yapıcı bir angajman tesis edilmesine yönelik adımları da memnuniyetle takip ediyoruz. Türkiye olarak bu yönde üzerimize düşeni yapmaya hazır olduğumuzu yinelemek istiyorum. Bölge ülkelerinin, yeni dönemde Suriye ile yapıcı ilişkiler geliştirmesi fevkalade önemlidir. Bölgesel güvenlik ve istikrarın tesisi için Irak ile Suriye arasındaki ilişkilerin güçlenmesi büyük önem arz etmektedir.Irak’ın, bilhassa Suriye’nin toprak bütünlüğü ve birliğini pekiştirmeye yönelik attığı adımları kıymetli buluyoruz. Bu vesileyle Irak makamlarının DEAŞ’la mücadeleye yönelik çabalarını da memnuniyetle takip ediyoruz. Bu kapsamda, Suriye’nin kuzeydoğusundaki kamp ve cezaevlerinden vatandaşlarını geri alma konusunda samimi ve kapsamlı bir çalışma yürüttüklerini görüyoruz.Bu çalışmalar, hem Irak vatandaşlarının selameti hem de Suriye’nin güvenliği açısından çok önemli katkılar sağlamaktadır. Suriye’nin kuzeydoğusundaki kamp ve cezaevlerinin boşaltılması ve her iki ülkenin kendi vatandaşlarını geri alması sürecini biz de stratejik bir politika olarak desteklemekteyiz.Değerli basın mensupları, bölgesel ve küresel sınamaların gittikçe yoğunlaştığı bir dönemden geçiyoruz. Böylesi bir dönemde, ülkelerimizin ve bölgemizin istikrarı, güvenliği ve refahı için Iraklı kardeşlerimizle birlikte çalışmaya devam edeceğiz."Irak Dışişleri Bakanı Hüseyin: "Suyun paylaşımı ve akışının düzenlenmesi konusundaki müzakerelerimiz devam edecek"Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, ise konuşmasında şu ifadeleri kullandı:"Çok önemli bir toplantı icra etmiş bulunuyoruz. İkili ilişkilerimize, Türkiye ve Irak Cumhuriyeti arasındaki ilişkilere değindik. İkili ilişkilerimiz çok eski bir geçmişe dayanıyor. Aynı zamanda ortak bir coğrafyayı paylaşıyoruz. İlişkilerimiz çok geniş kapsamlı. Bu ziyaretimiz, Iraklı yetkililerin Ankara ziyaretleri, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve değerli kardeşim Sayın Dışişleri Bakanı’nın Irak’a ziyaretleri, bütün bunlar ilişkilerimizin ne denli derin olduğunu ve bu ilişkileri daha da geliştirme yönündeki çabalarımızın samimiyetini göstermektedir. Birçok konuyu ele aldık. Irak heyetinin Türkiye heyetiyle bir toplantısı oldu. Elbette bu ziyaretimizin temel hedefi su meseleleri ve bu meselelerin nasıl yönetileceği ile ilgiliydi. Karşı karşıya kaldığımız çevresel zorluklar, su kıtlığı ve iklimsel değişiklikler hakkında detaylı müzakerelerde bulunduk.Türk heyeti ile Irak heyeti arasındaki müzakereler yaklaşık iki yıl önce başlamıştı. Değerli kardeşim ve arkadaşımın, Sayın Hakan Bey’in ifade ettiği üzere, Allah’a hamdolsun bugün geldiğimiz nokta itibarıyla önemli ilerlemeler kaydettik. Su meselesiyle ilgili olarak iki temel hedefimiz bulunmaktadır. Birincisi, uzun vadeli hedefimiz olan su yönetimi ve altyapısına ilişkin çerçeve anlaşmasıdır. Bu anlaşmanın taslağı şu anda hazırlanmış durumda. Kısa vadede ise, özellikle Irak’ın güneyinde yaşanan kuraklık ve su yetersizliğiyle ilgili sorunların çözümü konusunda detaylı teknik görüşmeler gerçekleştirdik. Suyun paylaşımı ve akışının düzenlenmesi konusundaki müzakerelerimiz devam edecek."Bölgemizde daha güvenli bir ortamın tesis edilmesini temenni ediyoruz"Çok farklı alanlarda da iş birliği potansiyelimiz var. Türkiye’deki güvenlik meselesi, Irak’taki güvenlik durumuyla doğrudan ilişkilidir. Bizler, sürdürülen siyasi diyalogdan memnunuz. Bu diyalogların somut sonuçlara ulaşmasıyla bölgemizde daha güvenli bir ortamın tesis edilmesini temenni ediyoruz. Özellikle Irak, Suriye ve Türkiye arasındaki diyalogların güçlenmesi gerektiğine inanıyoruz. Irak hükümeti ve halkı olarak Türkiye’nin bu konudaki yapıcı tutumunu destekliyoruz. Bu diyalogların olumlu sonuçlar doğuracağına ve bölgemizin istikrarına katkı sağlayacağına inanıyoruz."Kuzey Irak petrol hattının tekrardan çalışmasından memnunuz"Kuzey Irak petrol hattının tekrardan çalışmasından memnunuz. Bu Kuzey Irak hükümeti ile merkezi hükümetin anlaşması sonucu ama Türkiye hükümetinin her zaman desteği olmuştu ve Türkiye tarafının burada onayları mevcuttu. Bir seneden fazladır bu hat üzerinden petrolün yeniden sevk edilmesi yönünde onay vardı. Bu adımın iki ülke arasındaki ilişkileri daha da tahkim edeceğine inanıyoruz.Tabii, ikili görüşmemiz sırasında bölgesel konulara da değindik. Burada şunu kaydetmek isterim: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve değerli Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Gazze Barış Planı konusundaki çabaları, Gazze’de barışçıl bir anlaşmaya ulaşılması halinde bölgenin sağlıklı sükunete kavuşmasına ve Gazze’deki Filistin halkına insani yardımın ulaşmasını temenni ediyoruz. Bu önemli bir adımdır ve birçok ülke bu sürecin sağlanması ve uygulanması için gayret göstermektedir. Türkiye’nin bu süreçte önemli bir rolü olmuştur.Göç, sınır güvenliği ve bölgede artan gerilimlerle ilgili de görüşmelerimiz oldu. Bizler, bölgedeki gerilimlerin ve sorunların müzakere ve diyalog yoluyla çözülmesi gerektiğine inanıyoruz. Savaş yoluna başvurmak yerine, sorunların diplomasiyle, müzakereyle ve iş birliğiyle çözülmesi, yalnızca tek bir ülkeyi değil tüm bölgeyi tehdit eden tehlikeleri önleyecektir. Bu nedenle Türkiye ile ve diğer komşu ülkelerle yoğun görüşmeler yürütüyoruz. Hep birlikte çalışarak diyalog ve müzakere kanalları oluşturuyor; gerilimleri yatıştırmaya yönelik adımlar atıyoruz.Fidan: Sürecin durması, yeniden şiddet ve katliam riskini artırırİsrail ile Hamas arasından varılan ateşkes anlaşmasına ilişkin soruya Bakan Fidan şu yanıtı verdi:"Değerli arkadaşlar; Kahire’de varılan mutabakat neticesinde barış planının birinci aşamasına ilişkin bir anlaşma sağlanmıştır. Dün İsrail kabinesinin bunu onaylaması da anlaşmanın uygulanması için gerekli adımlardan biriydi. Onay sonrasında, ilk aşama kapsamında 72 saat içinde uygulamaya geçilecektir. Bildiğiniz üzere 6 maddelik uygulama planının birinci aşamasında 72 saat içinde rehinelerin ve tutukluların, esirlerin değişimi öngörülmektedir. Bunların sayıları, isimleri ve detayları var. Çok uzun görüşmeler ve müzakereler sonucunda ulaşılmış hususlardır. İnşallah kazasız belasız uygulanmasını temenni ediyoruz. Bu süreçte insani yardımların girmeye başlaması, yerinden edilmiş kişilerin yerlerine dönmesi ve İsrail birliklerinin anlaşmada belirtilen bölgelere çekilmesi birinci aşamanın temel unsurlarını oluşturmaktadır. Bunların hayata geçirilmesi fevkalade önemlidir.Uluslararası toplumun yapabilecekleri arasında iki ana hususa yoğunlaşıyoruz: Birincisi, varılan mutabakatın kesintiye uğramadan uygulanmasını sağlamak; özellikle İsrail tarafından herhangi bir provokasyonun olmaması elzemdir. Provokasyonlar süreci sabote eder ve yeniden katliamlara yol açabilir. Bu noktada Türkiye, hem sahada anlaşmanın uygulanmasına teknik destek sağlarken hem de uluslararası diplomatik çabaları harekete geçirmede aktif rol oynamaktadır. İkincisi, birinci aşama hayata geçirildikten sonra takip eden aşamaların aksatılmadan uygulanmasıdır. Sürecin durması, yeniden şiddet ve katliam riskini artırır. Bu nedenle uluslararası toplum, bölgesel paydaşlar ve kardeş ülkelerle bir araya gelerek bir sonraki aşamalarda nelerin yapılacağına dair koordinasyonu sürdürmeliyiz. Şu anda önceliğimiz birinci aşamanın uygulanması; ardından Gazze’nin yönetimi, içeride güvenliğin ve düzenin tesis edilmesi gibi konular gelecektir. Bu süreç sürekli dikkat ve yoğun diplomatik gayret gerektirmektedir.Fidan: Bugün 21 ülkeden 76 aktivisti İsrail'den tahliye ettikİsrail'in alıkoyduğu aktivistlerin tahliyesine ilişkin sorulan soruya Fidan şu sözlerle yanıt verdi:"Tahliye operasyonlarına gelince: Sumud filosuyla başlattığımız operasyonlarda verimlilik ve etkinlik sağladık; Özgürlük Filosundaki vatandaşlarımızın tahliyesinde de başarılı olduk. Hiç kimsenin burnu kanamadan tüm vatandaşlarımızı — aralarında milletvekilleri de olmak üzere — tahliye etme imkanı sağladık. Türkiye’nin bu çabası sadece vatandaşlarımızla sınırlı kalmamış; Cumhurbaşkanımızın talimatıyla yabancı aktivistlerin tahliyesine de büyük bir hassasiyet gösterildi. Bu kapsamda 21 ülkeden 76 aktivisti tahliye ettik. Şu anda geride kalan vatandaşımız ya da aktivistimiz geride kalmadı. Bazı milletlere mensup kişilerin halen idari işlemler sürmektedir. Genel hedeflerimize ulaştığımızı söyleyebilirim. İsrail’in alıkoyduğu aktivistlerin geri getirilmesi üstün bir çabaydı; diplomatik, lojistik ve ulaştırma ayağında yoğun bir koordinasyon sağlandı. Türk Hava Yolları’na da bu süreçteki iş birliği için ayrıca teşekkür ediyoruz; ihtiyaç halinde uçak ve lojistik desteği hızla seferber ettiler."
Reklam










