Reklam
(ANKARA)- Ekonomist Coşkun Cangöz, "Refahın çok boyutlu kaynakları, ekonomik dirençler sağlasa da yaşlanan nüfus, artan borçlar ve durgunlaşan ekonomiler, gelişmiş türdenki gelecek endişelerini körüklüyor. Yaş ve cinsiyet gibi farklı demografik gruplar arasındaki refah eşitsizlikleri derinliğini devam ettirirken, bazı dağılım durumu daha da kötüleşiyor. Üstüne, iklim değişikliğiyle mücadelede yetersiz kalmaması gelecek nesillerin performansını ciddi derecede tehdit ediyor ve gençlerin gelecek endişesini artırıyor" ifadelerini kullandı.Eski Hazine Kamu Finansmanı Genel Müdürü Coşkun Cangöz, Medium'daki yazısında mutluluk kavramının ülkelerin ekonomileriyle ilgili olduğunu belirttiği bir yazı kaleme aldı. Milyarderlerin ve zengin ülkelerin refahının önemli bir kısmının doğrudan üretkenlikten değil, sistemsel avantajlardan kaynaklandığı belirtilen yazıda, Dünya Mutluluk Raporu (WHR), Oxfam'ın “Yapanlar Değil, Alanlar” ile OECD'nin “Hayat Nasıl? 2024” raporuna değinildi. Toplumsal refahın, jeopolitik konum, enflasyon, ekonomik büyüme ve küreselleşmeyle ilişkilendirildiği yazıda özetle şunlar kaydedildi:"Geçtiğimiz günlerde Parayla Saadet Olur Mu? başlıklı yazımda, kişi başına gelir artarken neden daha fazla ayrılıkları sorgulamıştım. Dünya Mutluluk Raporu (WHR) işte bize o çiçekte keyifle sallananları gösteriyor; Batı'nın gelişmiş ülkeleridir. Bu çeşitlilikteki yüksek gelir düzeyi, güçlü kurumsal ve ekonomik altyapı, kaliteli sağlık ve eğitim sistemleri gibi faktörlerin mutluluğun temel taşlarını oluşturur. Son 20 yılda refah — ve dolayısıyla mutluluk — ülkeler arasında büyük bir değişiklik göstermemiş. Yani salınımtakiler hep aynıydı. Bu arada, salınımtakiler dahil bütün çeşitliliğin refah eşitsizliği de büyümüş.Oxfam'ın 'Yapanlar Değil, Alanlar' raporu, bu görünendeki mutluluk tablosunun ardındaki dinamiklere ışık tutuyor. Bir anlamda küresel oyun parkının gerçek hikayesi anlatılıyor. Raporda vurgulandığı üzere, Batılı zengin ülkelerin sahip olduğu refah ve dolayısıyla WHR'deki üst sıralardaki 'mutluluk', büyük ölçüde emperyal dönemlerden kalma bir mirasın, sömürülmesinin ve adaletsiz ticaretin bir sonucu. Yani kendi elleriyle ürettiklerinden çok, başkalarından 'alınmış' veya 'edinilmiş' hizmetle bu güzel oyun parkları inşa edilmiş durumda. Gelişmiş Batı ülkelerinin solgunlukları keyifle devam ederken, OECD'nin 'Hayat Nasıl? 2024' raporu son dönemdeki krizlerin de çöküntülerinde bu ülkelerin önemli kırılganlıklara sahip olduklarına dikkat çekiyor. Yani Batı'nın refah parkındaki oyuncaklar eskimeye, bir anlamda sinyal uygulamaları başlamış durumda."Gençlerin gelecek endişesini artırıyor"Refahın çok boyutlu kaynakları (gelir, sağlık, eğitim, sosyal çözümler vb.) ekonomik dirençler sağlasa da yaşlanan nüfus, artan borçlar ve durgunlaşan ekonomiler, gelişmiş türdenki gelecek endişelerini körüklüyor. Yaş ve cinsiyet gibi farklı demografik gruplar arasındaki refah eşitsizlikleri derinliğini devam ettirirken, bazı dağılım durumu daha da kötüleşiyor. Üstüne, iklim değişikliğiyle mücadelede yetersiz kalmaması gelecek nesillerin performansını ciddi derecede tehdit ediyor ve gençlerin gelecek endişesini artırıyor.Küreselleşmenin yavaşlaması ve hatta dönüşmesi, tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi ve ölçüde yerelleşmesi, enflasyonun geri dönüşüyle birlikte merkez bankalarının yürüttüğü zorlu denge politikaları, kamu borçlarındaki patlamalar ve özellikle Ukrayna savaşından sonra enerji ömrünün parlamasının gelmesi ekonomik koşulların önemli ölçüde değişmesiydi.Öte yandan, çok kutupluluğun belirginleşmesi, milliyetçilik akımlarının güçlenmesi, otoriter yönetimin güçlenmesi, Birleşmiş Milletler ve Dünya Ticaret Örgütü gibi uluslararası etkinliğin gerçekleşmesi, bölgesel güçlerin rolünün patlaması, siber savaş ve dezenformasyonun yeni cepheler haline gelmesi ve iklimin ısınma tehlikesinin artması veya jeopolitik dengeleri de durduruldu.Bu ekonomik ve jeopolitik konjonktürde sallanma sırası bekleyenler (özellikle Çin ve bazı yükselen piyasa ekonomileri) sallanmalarını, kaydırmalarını ve dahası yeni oyun alanlarını inşa etmeye giriştiler.ABD - İsrail ittifakının enerji dağılımının kontrolü, bölgesel dengelerin korunması yönündeki köyler 'Önce Amerika' ya da 'Önce İsrail' söyleminin sloganından ibaret olmadığını gösteriyor. Belki de 'MAGA' sloganıyla birlikte yeniden bir 'imparatorluk' olma çabasını."Yeni bir imparatorluk döneminin dayanamayacağı ortada"Şurası açık; sömürgeciliğin doğrudan, bilindik biçimleriyle sona ermiş olduğu, artık yeni bir imparatorluk döneminin dayanamayacağı ortada. Ancak, Oxfam'ın ifasıyla, 'sömürgeciliğin' ruhu ve rejimi (kaynak sömürüsü, adaletsiz ticaret, finansal hakimiyet) başka biçimlerde devam edebilir. Bunun nasıl devam ettiği, kavgasının ne ölçüde büyüyeceği ve yeni güç durumunun nasıl karşılanacağına bağlıdır.Verileri tek başına ekonomik gidişatı öngörmek için yeterli değil. Zira artan jeopolitik gerilimler ve ticaret savaşları küresel makarnanın yeniden paylaşımına yönelik sert bir mücadelenin içinde yer aldığı gösteriliyor.Birleşmiş Milletler, OECD, G20 gibi yapıların kutuplaşmasının azalması, refahın daha adil paylaşıldığı yeni bir parkın planlarını ve bu parkta olacak geçerli kuralların ortaya konulması gerekiyor. Oxfam'ın tavsiyeleri gibi, süper zenginleri vergilendirmek, tarihsel gücü kısıtlamak, finansı ve ticari sömürgecilikten arındırmak gibi radikal adımlardan kaçınmak da kaçınmalı.Sonuç olarak, küresel oyun parkında daha adil, daha eşit ve daha şeffaf bir yapı inşa edilemiyorsa kırılmadan, dövüşmeden bitmeyecek. Ve çocuklarımız daha kırılgan, daha ekonomik, daha korumacı ve güvenlik odaklı bir dünya düzeninde, büyüyen köleliğimizle birlikte yaşamaya devam ediyordu."
Reklam












