(ANKARA) – Küresel siyasetin kalbinin attığı Türkmenistan’ın başkenti Aşkabat, sadece diplomatik nezaket ziyaretlerine değil, dünyanın kaderini etkileyebilecek stratejik bir zirveye ev sahipliği yaptı. "Uluslararası Barış ve Güven Forumu" vesilesiyle Türkmenistan’da bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir araya geldi. Tüm dünyanın gözünü çevirdiği bu görüşmenin detayları, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından paylaşıldı. Yapılan açıklama, Erdoğan’ın sadece "temenni" düzeyinde kalmadığını, savaşın gidişatını değiştirebilecek somut, teknik ve insani bir "yol haritası" önerdiğini ortaya koydu. Masadaki en dikkat çekici başlık ise, savaşın yıkıcı etkilerini azaltmaya yönelik "kısıtlı ateşkes" formülü oldu.
Barışın kilidi: Enerji tesisleri ve limanlarda silahlar sussun
Görüşmenin en stratejik ve sahadaki durumu doğrudan etkileyebilecek çıktısı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın getirdiği "kademeli barış" önerisiydi. İletişim Başkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre Erdoğan, topyekûn bir barış anlaşmasının zaman alacağının farkında olarak, "pratik fayda" sağlayacak alanlara odaklanılmasını teklif etti.
Erdoğan, Ukrayna-Rusya savaşının adil ve kalıcı bir barışla sonlandırılması için ortaya konan gayretlerin kıymetli olduğunu vurgularken, Putin’e şu somut öneriyi sundu: "Her iki taraf için de pratik faydaları bulunan alanlarda ilerleme sağlanabilir. Öncelikle enerji tesisleri ve limanlara yönelik kısıtlı bir ateşkesin hayata geçirilmesi faydalı olacaktır."
Bu öneri, kış aylarına girilirken enerji altyapısının korunması ve küresel gıda güvenliği için hayati önem taşıyan limanların (tahıl koridoru bağlamında) operasyonel kalması adına, savaşın "belirli alanlarda dondurulması" anlamına geliyor. Erdoğan’ın bu hamlesi, Ankara’nın sadece "arabulucu" değil, aynı zamanda "çözüm mimarı" olarak inisiyatif aldığını gösteriyor.
"Her formatta masayı kurmaya hazırız"
Görüşmede Türkiye’nin diplomatik pozisyonu bir kez daha en üst perdeden kayda geçirildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin barış çabalarına vereceği desteği yinelerken, müzakere süreçlerini yakından takip ettiklerini belirtti. Erdoğan, "Türkiye olarak tüm formatlarda görüşmelere ev sahipliği yapabiliriz" diyerek, İstanbul veya Ankara’nın yeniden barış masası olabileceği mesajını verdi.
Bu çıkış, Batı’nın Rusya ile köprüleri attığı, Çin’in mesafeli durduğu bir ortamda, Türkiye’nin her iki tarafla da "konuşabilen" ve "güven duyulan" tek NATO ülkesi olma vasfını koruduğunu teyit ediyor. Erdoğan, savaşın sona erdirilmesi için diplomatik kanalların açık tutulmasının hayati olduğunu Putin’e bizzat iletti.
AB’nin dondurduğu Rus fonları masada
İletişim Başkanlığı’nın açıklamasında yer alan bir diğer kritik detay ise "ekonomik savaş" boyutuydu. Görüşmede, Avrupa Birliği’nin (AB) Rusya’ya ait dondurduğu fonlar konusunun detaylı bir şekilde ele alındığı bildirildi.
Batı dünyası, Rusya Merkez Bankası’nın yurtdışındaki varlıklarını dondurmuş ve bu fonların Ukrayna’nın yeniden inşasında kullanılması gibi senaryoları tartışmaya açmıştı. Putin’in bu konudaki rahatsızlığını Erdoğan’a ilettiği ve Türkiye’nin bu süreçteki tutumunun veya olası finansal etkilerin masaya yatırıldığı anlaşılıyor. İkili ilişkilerin ekonomik boyutunda, Batı’nın yaptırımlarına rağmen Türkiye ve Rusya arasındaki ticaretin ve finansal akışın sürdürülebilirliği, bu başlık altında değerlendirilen en hassas konulardan biri oldu.
Bölgesel denklem: Suriye, Filistin ve Kafkasya
Aşkabat’taki zirve sadece Ukrayna ile sınırlı kalmadı; Türkiye’nin "arka bahçesi" ve "gönül coğrafyası" olarak tanımladığı kriz bölgeleri de liderlerin ajandasındaydı.
Suriye: İletişim Başkanlığı, Suriye’deki son durumun görüşüldüğünü aktardı. Bu, Ankara ile Şam arasındaki normalleşme süreçleri, terör örgütü PKK/YPG’nin bölgedeki varlığı ve İdlib’deki durumun Putin ile koordine edildiği anlamına geliyor.
Filistin: İsrail’in Gazze’deki saldırıları ve bölgedeki insani kriz de masadaydı. Erdoğan’ın, Rusya’nın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ndeki (BMGK) gücünü Filistin lehine daha aktif kullanması yönündeki beklentisini dile getirdiği tahmin ediliyor.
Güney Kafkasya: Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki barış süreci, bölgedeki kalıcı istikrar adına Türkiye ve Rusya’nın ortak hareket etmesi gereken bir diğer alan olarak görüşmede yer buldu.
Diplomaside 'İnce Ayar' dönemi
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Aşkabat teması ve Putin ile görüşmesi, Türk dış politikasının "denge" unsurunu ne kadar hassas bir terazide yürüttüğünü bir kez daha gösterdi. Bir yanda NATO üyeliği ve Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne destek, diğer yanda Rusya ile enerji, ticaret ve bölgesel güvenlik ortaklığı.
Erdoğan’ın "limanlar ve enerji tesisleri için ateşkes" önerisi, eğer hayata geçirilebilirse, savaşın şiddetini düşürecek ilk somut adım olacak. Türkiye, bu önerisiyle sadece bölgesel değil, küresel enerji ve gıda güvenliğinin de sigortası olmaya aday olduğunu dünyaya ilan etmiş oldu.
Kaynak: Haber Merkezi / Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı










