Kadınlarda menopoz kadar konuşulmasa da erkeklerde de yaşla birlikte hormon dengesini etkileyen bir dönem yaşanıyor: andropoz. Tıpta “geç başlangıçlı hipogonadizm” olarak tanımlanan bu süreçte, testosteron üretimi her yıl ortalama %1 oranında azalıyor. Bu durum, vücudun fiziksel ve ruhsal dengesini doğrudan etkiliyor.
Uzmanlara göre andropoz genellikle 45 yaş civarında başlıyor ancak belirtiler kişiden kişiye farklılık gösteriyor. Bazı erkeklerde bu düşüş 30’lu yaşların sonunda bile hissedilebiliyor.
Yorgunluk ve isteksizlik en belirgin uyarı
Endokrinoloji uzmanı Prof. Dr. Murat Özkan, “Erkeklerde andropoz, genellikle halsizlik, uykusuzluk, kas gücü kaybı, unutkanlık ve motivasyon düşüklüğüyle kendini gösterir. Ancak çoğu hasta bu belirtileri stres ya da yaş faktörüyle karıştırır” diyor.
Ayrıca cinsel istekte azalma, sabah sertliğinde düşüş ve vücut yağ oranında artış da hormon dengesizliğinin tipik göstergeleri arasında yer alıyor. Bu süreçte duygusal dalgalanmalar, öfke patlamaları ve depresif ruh hali de sık görülüyor.
Teşhis nasıl konur, tedavi nasıl ilerler?
Andropoz tanısı, sabah saatlerinde ölçülen serum testosteron seviyesiyle doğrulanıyor. Normalin altına düşen değerlerde “testosteron replasman tedavisi” uygulanabiliyor. Ancak uzmanlar, bu tedavinin yalnızca hekim kontrolünde yapılması gerektiğini vurguluyor. Aksi halde kalp, karaciğer ve damar sağlığı risk altına girebiliyor.
Prof. Özkan, “Tedavi sürecinde amaç gençlik hormonunu yapay olarak yükseltmek değil, vücut dengesini yeniden kurmaktır. Egzersiz, sağlıklı beslenme ve uyku düzeni bu süreçte en az ilaç kadar önemlidir” diyor.
Doğal yollarla hormon dengesini korumak
Uzmanlar, testosteron seviyesini doğal biçimde desteklemek için çinko, D vitamini, omega-3 ve protein yönünden zengin beslenme öneriyor. Haftada üç kez yapılan egzersiz, alkol ve sigaranın bırakılması, stresin azaltılması da hormon üretimini düzenliyor. Ayrıca düzenli uyku, melatonin salgısını artırarak testosteron dengesine katkı sağlıyor.
Andropoz, erkek bedeninin yaşlanma sürecinin doğal bir parçası. Uzmanlara göre bu dönemde farkındalık, tedaviden daha önemli. “Hormonların sessizce değiştiği bu dönemi kabullenmek değil, sağlıklı biçimde yönetmek gerekir.”
Kaynak: Haber Merkezi












