(ANKARA) – Türk dış politikasının en kritik başlıklarının masaya yatırıldığı Almanya ziyareti, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Die Welt gazetesine verdiği kapsamlı röportajla yeni bir boyut kazandı. Avrupa’nın siyasi haritasının değiştiği, Almanya’da Hristiyan Demokratların (CDU) lideri Friedrich Merz’in Şansölyelik koltuğuna oturduğu yeni dönemde Fidan, Ankara’nın beklentilerini ve kırmızı çizgilerini net ifadelerle ortaya koydu.
Özellikle Avrupa Birliği (AB) üyelik süreci, Ukrayna-Rusya savaşı ve Avrupa’nın güvenlik mimarisi üzerine çarpıcı analizler yapan Fidan, Türkiye’nin edilgen bir aday ülke değil, oyun kurucu bir aktör olduğu mesajını verdi.
"Sıra AB'de, fasılları açın görelim"
Bakan Fidan’ın röportajdaki en net çıkışı, yıllardır "demokrasi ve hukuk" eleştirileriyle dondurulan AB üyelik süreci üzerine oldu. Alman mevkidaşı Wadephul’un "Türkiye’nin ilkelere uyacağına güvenmeliyiz" sözlerine diplomatik ama sert bir yanıt veren Fidan, sürecin teknik değil, tamamen siyasi saiklerle tıkandığını vurguladı.
"Bu sorular bana göre subjektiftir" diyen Fidan, Brüksel’e şu resti çekti: "AB'ye katılım süreci objektiftir. Fasıllar açılır ve sonra şartların yerine getirilip getirilmediğine bakılır. Fasıllar açılmadan neyi yerine getirip getirmediğimize bakılamaz. O dönemdeki blokaj, bazı üye ülkelerin siyasi ve ideolojik yaklaşımlarından kaynaklanmıştı. Cumhurbaşkanımız iradeyi ortaya koydu. Şimdi sıra AB'de. Avrupa'da siyasi irade geri dönerse gerisi çözülür."
Berlin ile "Merz döneminde" bahar havası
Fidan’ın açıklamalarındaki en dikkat çekici detaylardan biri, Almanya’nın yeni yönetimine duyulan güven oldu. Uzun yıllar koalisyon ortakları arasındaki çatlaklardan yorulan Ankara, Şansölye Friedrich Merz ve Dışişleri Bakanı Johann Wadephul ikilisinden memnun.
Fidan, Almanya’daki iktidar değişimini ve tek sesliliği şu sözlerle övdü: "Uzun süre Alman Dışişleri Bakanı ve Şansölyesi farklı partilerdendi, bu da Berlin ile koordinasyonu zorlaştırıyordu. Şimdi aynı partiye mensuplar. Şansölye Merz ve Bakan Wadephul vizyoner biçimde hareket ediyor. Almanya, yeni güvenlik ortamında daha fazla sorumluluk almak zorunda ve bunun farkındalar. Türkiye ile ilişkileri yeniden düzenliyorlar."
Avrupa güvenliği için "5'li Masa" teklifi
Dünya düzeninin sarsıldığı, ABD’nin Çin rekabetine odaklandığı bir dönemde Avrupa’nın başının çaresine bakması gerektiğini ima eden Fidan, kıtanın güvenliği için yeni bir mekanizma önerdi. Türkiye’nin sadece bir NATO müttefiki olarak değil, karar verici bir güç olarak masada olması gerektiğini belirten Fidan, şu formülü sundu:
"Birleşik Krallık, Fransa, Almanya, Türkiye ve İtalya bir araya gelmeli ve tartışmayı yönlendirmelidir. Avrupa olarak kendi çekim merkezimizi mi oluşturacağız yoksa başkalarının bize yön vermesine izin mi vereceğiz? Buna karar vermeliyiz."
"Putin barışa hazır ama şartları var"
Ukrayna savaşında arabuluculuk rolünü sürdüren Türkiye, sahadaki son durumu da en net okuyan ülke konumunda. Savaşın bir "yıpratma savaşına" döndüğünü belirten Fidan, her iki tarafın da sınırlarını gördüğünü ifade etti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in savaşı bitirme niyetine dair kritik bir bilgi paylaşan Fidan, "Bizim anladığımız kadarıyla Putin de belirli koşullar altında ateşkesi ve kapsamlı bir barış anlaşmasını kabul etmeye hazır. Bu durum Ukrayna tarafına iletildi" dedi. NATO birliklerinin Ukrayna’ya gönderilmesi tartışmalarına ise temkinli yaklaşan Fidan, masadaki asıl konunun ABD’nin Ukrayna’ya vereceği, NATO’nun 5. maddesine benzer bir güvenlik garantisi olduğunu açıkladı.
Suriye’de dönüşler başladı, risk İsrail
Röportajın son bölümünde Suriye’deki normalleşme süreci ve mültecilerin geri dönüşü ele alındı. Suriye’de yaşanan son gelişmelerin (yaklaşık bir yıl önceki devrim süreci) ardından 500 bin kişinin Türkiye’den topraklarına döndüğünü açıklayan Fidan, ekonomik toparlanma sürdükçe bu sayının artacağını belirtti.
Bölgedeki istikrarın önündeki en büyük engelin ise İsrail olduğunu vurgulayan Fidan, "Bölgedeki ülkeler, Türkiye, Almanya ve ABD, Suriye'nin sorunlarını çözmek için aynı yönde çaba gösteriyor. Ancak bu süreç için en büyük risk İsrail'dir. Tehditlere sürekli bombardımanla yanıt verirseniz, bu başka bir mesaj verir" uyarısında bulundu.
Kaynak: Haber Merkezi












