Haber: Burcu ÖZKAYA GÜNAYDIN
(HATAY) - 6 Şubat depremlerinin ardından büyük yıkım yaşayan Hatay'ın yeniden inşası sürecine katkı sunacak bir çalışma kamuoyuna duyuruldu. Birçok sivil toplum kuruluşunun bir araya gelmesiyle oluşan girişim, "Deprem değil, plansızlık öldürür" şiarıyla yola çıkarak, kentin güvenli, adil ve doğayla uyumlu bir yaşamla yeniden kurulmasının önünü açmayı hedefliyor.
6 Şubat depremlerinin ardından büyük yıkım yaşayan Hatay'ın yeniden inşası sürecinde, dayanıklı bir gelecek inşa etme hedefiyle bir sivil girişim oluştu. Antakya Çevre Koruma Derneği öncülüğünde, Dünya Mirası Adalar Ekoloji ve Kültür Derneği ve ASIST (Asi- İstanbul Sivil Toplum İnisiyatifi) ortaklığındaki bu sivil girişim; ekolojik ve sürdürülebilir vizyonla Asi Çevre Vizyon Planı’nı hayat geçirdi.
Türkiye'de bir ilk olma özelliği taşıdığı belirtilen bu sivil çevre vizyonu, "Deprem değil, plansızlık öldürür" şiarıyla yola çıkarak, kentin güvenli, adil ve doğayla uyumlu bir yaşamla yeniden kurulmasının önünü açmayı hedefliyor.
Bu plan Türk Tabipleri Birliği (TTB) Hatay yerleşkesinde yapılan açıklama ve sinevizyonla kamuoyuna anlatıldı. Antakya Çevre Koruma Derneği Başkanı Nilgün Karasu yaptığı açıklamada, 6 Şubat depremlerinin plansızlığın yıkıcı sonuçlarını net bir şekilde gösterdiğini vurguladı. Karasu, "Afetler kaçınılmaz olabilir; ancak yıkımın boyutu plansızlıktan kaynaklanır. Deprem değil, plansızlık öldürür" diyerek, Asi Çevre Vizyon Planı'nın bu acı gerçekten hareketle ortaya çıktığını belirtti.
Plan, sadece altyapı ve binaların yeniden inşasını değil, aynı zamanda yaşanabilir bir hayatın yeniden kurulmasını amaçlayan kapsamlı bir başlangıç belgesi olarak sunuldu. Bilim insanları, yerel halk, hukukçular ve sivil toplum kuruluşlarının ortak çabasıyla, haritalar, çevresel analizler ve ekolojik hassasiyet temelinde hazırlandı.
"Asi Çevre Vizyon Planı doğa gibi yaşayan bir yapıya sahip"
Plan hakkında bilgi veren Karasu, "Asi Çevre Vizyon Planı, doğa gibi yaşayan, gelişen ve dönüşen bir yapıya sahip. İklim krizine ve olası afetlere karşı sürekli yenilenerek uyum sağlamayı hedefleyen bu plan, doğanın döngüsüne eşlik eden bütüncül bir vizyon sunuyor. Asi Nehri Havzası'nın doğal mirasını koruyarak yeniden yapılanmayı mümkün kılan bu çalışma hem Türkiye hem de dünya için örnek teşkil edebilecek nitelikte" dedi.
Çevre Vizyon Planı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın hazırladığı 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planlarından farklı olarak, teknik ve imar odaklı bir yaklaşımdan öte, stratejik, katılımcı ve bütüncül bir perspektifle hazırlandı. Plan, "Hangi bölgeler korunmalı? Yapılaşma nerelerde olmalı veya olmamalı?" gibi temel soruları doğayla uyumlu yaşam biçimleri, ekosistemler, sosyal adalet ve afet direnci kavramlarıyla birlikte ele alıyor.
Kimler destekledi? çalışmanın odak alanları neler?
Asi Nehri Havzası, Samandağ kıyıları ve deprem bölgesinde doğayı koruyarak afetlere dayanıklı bir gelecek inşa etme hedefiyle oluşturulan bu sivil girişim, Antakya Çevre Koruma Derneği öncülüğünde, Dünya Mirası Adalar Ekoloji ve Kültür Derneği ve ASIST (Asi - İstanbul Sivil Toplum İnisiyatifi) ortaklığında hayata geçirildi.
Proje, ulusal ve uluslararası önemli kurumlar tarafından destekleniyor: Turquoise Coast Environment Fund–Turkey, Conservation Collective, Turkish Philanthropy Funds, Turkey Mozaik Foundation, Sivil Toplum için Destek Vakfı.
Çalışma, Hatay'ın acil çevresel sorunlarına odaklanan beş ana başlık altında yoğunlaşıyor:
Taş Ocakları: Deprem sonrası sayısı 22'den 150'yi aşan taş ocaklarının kontrolsüz büyümesiyle bozulan doğal dengeye karşı, taş ocaklarının su kaynakları, tarım alanları ve yerleşimlerden uzaklaştırılması, bağımsız denetim mekanizmaları ve yeşil tampon bölgeler öneriliyor.
Asi Nehri: Aşırı su kullanımı ve kirlilikle boğuşan Asi Nehri için kirlilik kaynaklarının belirlenmesi, su kalitesi izlemesi, arıtma kapasitesinin artırılması ve nehrin "Antakya'nın yeşil kalbi" olarak restore edilmesi hedefleniyor.
Tarım Arazileri ve Zeytinlik Alanlar: Tarım alanlarının imara açılması ve zeytinliklerin tahribi gibi sorunlara karşı mevcut yasaların etkin uygulanması, ekolojik tarım ve küçük üreticilerin desteklenmesi, gençlerin tarıma teşviki ve kooperatifleşme vurgulanıyor.
Milleyha Sulak Alanı: Kıtalararası kuş göç yolları üzerindeki kritik durak noktası Milleyha'yı moloz dökümleri ve insan baskısından korumak için kapsamlı yönetim planları, biyoçeşitlilik izlemesi ve ekoturizm faaliyetleri öneriliyor.
Samandağ Sahil Şeridi: Nesli tehlike altındaki deniz kaplumbağalarının yuvalama alanı olan Samandağ kıyılarında kontrolsüz yapılaşma ve habitat tahribatına karşı kıyı alanının Deniz Koruma Alanı ilan edilmesi, yeni yapılaşmanın durdurulması ve iklim değişikliğine uyumlu yönetim planları geliştirilmesi planlanıyor.













