Reklam
Haber: ÇAĞATAN AKYOL - Kamera: MEHMET ÇALPAR(TEKİRDAĞ) - Hayrabolulu çiftçiler, girdi maliyetlerinin yüksekliği, yakıt fiyatlarının sürekli artışı ve mali desteklerin azalması nedeniyle şikâyetlerini ANKA Haber Ajansı aracılığıyla dile getirdi. Fahrioğlu köyündeki Ahmet ve Nezih Aydın kardeşler, "Her sene enflasyona yenik düşüyoruz. Yakıta sürekli zam geliyor. 50 lirayı geçti mazot da gübre de. Son 10 günde 2 kere mazota zam geldi. Bizim buğdayımızın taban fiyatı yine aynı. Yarın biz traktörün kontağını kapattıktan sonra bu işi yapacak kimse yok” dedi.Türkiye’nin pek çok bölgesinde çiftçilerin, yüksek maliyetler nedeniyle işleri durma noktasına geldi. Daha önce hububat alım fiyatına tepki olarak CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in miting düzenlediği Hayrabolu’daki çiftçiler, sorunlarını ANKA Haber Ajansı’na anlattı.Çiftçilerin ortak şikâyetleri arasında yüksek girdi maliyetleri, yakıt fiyatlarının sürekli artması, devlet tarafından verilen mali desteklerin azalması ve tarım sektöründe çalışan sayısının her geçen gün azalarak genç neslin yetişmemesi yer aldı. Kılıçlar köyünde aynı zamanda emekli öğretmen olan üretici Ahmet Aydın, kuraklık sorununu örnek göstererek şunları söyledi:“Artık bu iklim değişikliği, küresel kuraklık bizi bayağı zora soktu. İkincisi, girdilerimizin maliyeti. Biz gelir olarak ayçiçeği ve buğday ekiyoruz. İki kalem gelirimiz var. Enflasyona göre, buna yüzde 20 falan zam alıyoruz ama girdilerimiz çok pahalı. Mesela son zamanda gelişen İran-İsrail savaşıyla 15 liraya aldığımız gübre bugün 27 lira. Yarın ne olur, bilemem. Şu an bulmak mümkün değil. Bizim bütün girdilerimiz aşağı yukarı ithal ediliyor. Her sene genellikle yüzde 80 ile 100 arasında zam görüyor. Bizim iki kalem gelirimiz yüzde 20 zam görüyor. Biz her sene enflasyona yenik düşüyoruz. Yakıta zam geliyor, sürekli gelmekte. 50 lirayı geçti mazot da gübre de. Artık bu çiftçilikte genç nüfus kalmadı. Yaş ortalaması bizim köyde 60 ve üzerinde. Yarın biz traktörün kontağını kapattıktan sonra bu işi yapacak kimse yok. Kalmadı yani. Aslında gençleri özendirmek lazım. Bunun için gelirinin olması gerekir. Buraya gelen gençler bundan karnını doyurabilmeli. Girdiler fazlalaşınca, gelir de azalınca gençlik çok fazla meyil etmiyor bu taraflara. Mesela bu sene uygulanan bir politikayla destek de yarıya düştü. Mesela geçen sene 1 lira destek alıyorsak bugün 70 kuruşa düştü. Biz kontak kapattıktan sonra geriye kimse kalmayacak. Etrafınıza baktığınızda genç nüfus yok. 4 tane gencimiz var. Onlar da 50 yaşın üzerinde. Hakikaten çiftçilikle uğraşıyorlar. Bizden sonra bu iş kapanır, arkası yok.”“Tarlalarımız elimizden gidiyor”Ahmet Aydın’ın kardeşi olan, aynı zamanda mali müşavirlik de yaptığını belirten Nezih Aydın de girdilerin çok yüksek, fiyatların ve desteklerin çok düşük olduğunu dile getirerek şunları anlattı:“Son zamanlarda tarlalarımız elimizden gidiyor. Özellikle tarımla uğraşmayanlar, başka yerlerden para kazananlar gelip bizim burada tarlalarımızı alıyorlar. Hatta yurt dışından bile alındığı söylenmekte. Dolayısıyla küçük çiftçi yok oluyor. Bunun önüne geçilebilmesi için tarım arazilerinin büyüklüğünün sınırlanması gerektiğini düşünüyorum. Şu andaki fiyatlarla bizim yeni tarla alma imkanımız yok. İşimizi büyütemiyoruz. Büyütemediğimiz için de zaten ölçek ekonomisine göre kârlı çalışamıyoruz. En büyük sıkıntılardan bir tanesi, yeni arazi alamıyor olmamız. Ben de ayçiçeği buğday ekiyorum. Gerçek enflasyonun yüzde 50 veya daha üzerinde olduğu bir yılda buğdaya yüzde 20 fiyat artışı verilmesi tabii bizi enflasyon karşısında zaten direkt ezdiriyor. Son zamandaki İran-İsrail savaşıyla beraber gübre fiyatları neredeyse iki katına çıktı. 10 günde yüzde 60-70 arttı.“Soran olmadı, ilk defa bu mikrofona konuştuk”Son 10 günde 2 kere mazota zam geldi. Bizim buğdayımızın taban fiyatı yine aynı. Yine 13,5 lira. Bizim buradaki koyduğumuz sermaye çok fazla bir kere. Biz yaklaşık 60 milyon lira para yatırıyoruz. Bu sene ortalama buğday verimimiz için kuraklıktan dolayı 300-400 kilo civarında çok düşük bir rekolte bekliyoruz. Yani siz 60 milyon lira sermaye yatırıp bu sene 1 milyon lira para aldığınız zaman 300 dekardan bu yapılabilir, sürdürülebilir bir iş olmaktan çıkıyor zaten. Buğdayımız biçilmek üzere. Kimse gelip bize demedi ‘Ya sizin buğdayınız nedir? Veriminiz nedir? Siz bu sene para kazanacak mısınız? Kazanmayacak mısınız? Kimse sormadı. Bunu ne devletten ne muhalefetten soran oldu. İlk defa bu mikrofona konuştuk.”“Geçinebileceğimiz hasat mevsimi gözükmüyor”Kılıçlar köyünden İbrahim Eren, 50 yıldır çiftçilikle uğraştığını belirterek şöyle konuştu:“Zor şartlarda devam ediyoruz. En önemli olan girdileri azaltmak. Hükümetin verdiği teşviklerle ya da verdiği fiyat politikasıyla bunun önüne geçilebilir. İnanılmaz bir şekilde etkilendik. Sadece yaptığımız masrafı çıkarabiliyoruz. Önümüzde geçinebileceğimiz bir hasat mevsimi gözükmüyor ayçiçeğinde de. Yaklaşık 600-650 dönüm hasat yerinde çalışıyoruz ama iyi bir sezon geçmiyor. Devletimizin verdiği fiyat politikalarında çok cüzi bir miktarda artış yapılıyor. 17 liralık gübremiz oldu 27 lira. Savaştan dolayı yakıt oldu 55 lira. Bunun altından nasıl kalkacağız bu fiyatlarla? Herkes şimdi diyor ki, ‘Ben bu sene bırakacağım’. Bu şekilde zor şartlar. İleriyi kimse görmüyor zaten. İki tane oğlum var. Biri öğretmen, biri mühendis. Köyde değiller. Ben idare etmeye çalışıyorum ama nereye kadar yapacağız? Yaş da oldu 65.”“Tarım ülkesi olmaktan tamamen uzağız”Aynı mahalledeki çiftçi Şerif Sürer de şunları dile getirdi:“Girdiler çok yükseldi. Bizim geçen yıl 10 liradan aldığımız üre şimdi 27 lira oldu. Bu girdilere yetişemiyoruz. 57 yaşındayım ben. Bugüne kadar hiç böyle bir dönem yaşamadım. Çiftçi, fiyat politikalarıyla desteklenebilir. Girdileri biraz düşürmek lazım. Yani mazot, gübre olsun şu anda tavan yaptı. Hâlâ önü kesilmiyor. Daha zamlar gelecek. Nereye kadar gider, bilemiyoruz. Ben şu an kiralık yer de işliyorum. Komple zarar şu anda. Tarım ülkesi olmaktan tamamen uzak durumdayız şu anda, uzaklaşıyoruz.”“Bu saatten sonra çalışamayacağız”Yörükler köyündeki Namık Güneş ise “Doğduğumdan beri bu köydeyim. Son zamanlarda kuraklıkla beraber tarım çok etkilendi. Ürünler bedava. Yok pahasına satıyorlar. Zar zor geçiniyoruz işte. Bilmiyoruz nereye kadar gidecek de bir yerde duracak herhalde. Ne kadar destekler artırılırsa o kadar üretici rahatlar. Ben kendim çalışıyorum da ama bu saatten sonra da çalışamayacağız artık. Köyde ben çoluğumu çocuğumu bırakmam. Üretim bitti gibi bir şey” diye konuştu.
Reklam










