(ANKARA) – Kariyer basamaklarını tırmanırken yaşanan heyecan, zamanla yerini derin bir yorgunluğa ve isteksizliğe bırakabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), çağın vebası olarak görülen tükenmişliği tıbbi bir hastalık olarak değil, "iş yerinde yönetilemeyen strese bağlı bir sendrom" olarak tanımlıyor. Harvard Tıp Fakültesi’nden Doçent Luana Marques, bu durumu yaşayanların hislerini oldukça çarpıcı bir metaforla özetliyor: "Sürekli ağır bir yük taşımak, sanki her zaman yanınızda bir çuval patates varmış gibi hissetmek."
Beklenti ve gerçek uyuşmazlığı çöküşü getiriyor
Kanada Acadia Üniversitesi’nden Prof. Michael P. Leiter, tükenmişliğin temelinde işe dair beklentilerle gerçekliğin uyuşmamasının yattığını belirtiyor. Mayo Clinic’ten Dr. Cynthia M. Stonnington ise sorunu, "Yapılması gereken iş miktarı ile onu yapmaya ayırabileceğiniz zaman arasında sürekli bir boşluk varmış hissi" olarak tanımlıyor. Sadece yoğun iş yükü değil; kontrol alanının daralması, yapılan işin tatmin etmemesi, etik çatışmalar ve yöneticilerin adaletsiz tavırları da çalışanı içten içe kemiren faktörler arasında yer alıyor. Bu durum zamanla depresyonu taklit eden bir ruh haline bürünebiliyor.
İş şekillendirme ve iletişim hayat kurtarıyor
Peki, çalışanlar bu sarmaldan nasıl çıkar? Uzmanlara göre sorunu tek başına çözmek zor olsa da etkisini azaltmak mümkün. Central Florida Üniversitesi’nden Mindy Shoss, özellikle yeni başlayanların soru sorma avantajını kullanmasını öneriyor. "İş şekillendirme" adı verilen yöntemle, çalışanların kendilerini motive eden görevleri yöneticileriyle paylaşması ve bunları iş akışına entegre etmesi tavsiye ediliyor. İş yükü ağırlaştığında sessiz kalmamak, öncelikleri netleştirmek ve geri bildirim istemek, tükenmişlik riskini azaltan en güçlü kalkanlar olarak öne çıkıyor.
Tavana bakıp dinlenmek de bir ihtiyaçtır
İş yerindeki insan ilişkileri de sürecin ilacı olarak görülüyor. Derin dostluklar şart değil; "gevşek ve yüzeysel" bir bağ bile motivasyon sağlayabiliyor. Uzmanlar, iş dışındaki hobilerin ve sosyal hayatın kişiyi desteklediğini vurgularken, Johns Hopkins Bloomberg Halk Sağlığı Okulu’ndan Ron Z. Goetzel’in tavsiyesi oldukça dikkat çekici. Goetzel, dinlenmenin önemine işaret ederek, "Sırtüstü uzanıp tavana bakmak da tamamen kabul edilebilir. İnsanlar bunu daha çok yapmalı" diyerek durmanın ve nefes almanın gerekliliğini hatırlatıyor.
Kaynak: Haber Merkezi













