(ANKARA) – Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Yeni Yol Grup toplantısında yaptığı konuşmada art arda yaşanan iş kazaları ve afetlerdeki can kayıplarını “kaza değil cinayet” sözleriyle eleştirdi. Arıkan, “insanı öncelemeyen vahşi sistemin” sonucu olarak nitelediği ölümler için üst makamları istifaya çağırdı; kayırmacılık, keyfilik ve liyakatsizliğin zirve yaptığını savundu. Konuşmasının başında, düşen askeri kargo uçağında şehit olan 20 personele duyduğu üzüntüyü dile getirdi ve kazaya ilişkin iddiaların aydınlatılmasını istedi.
Askeri uçak kazası ve soru işaretleri
Arıkan, TSK’ya ait C130 kargo uçağının düşmesine ilişkin “eski ve bakımsız uçak” iddialarının aydınlatılması gerektiğini belirtti. Yetersiz ekipmanla askerlerin seyahat etmesinin izaha muhtaç olduğunu söyleyen Arıkan, bu kaybın son olması gerektiğini vurguladı.
Deprem hazırlığı ilk gündem olmalı
12 Kasım’ın Afete Hazırlık Günü’nü hatırlatan Arıkan, şehirlerin plansızlığı ve yetersiz afet eğitiminin sonuçları değiştirmediğini söyledi. Balıkesir Sındırgı’daki sarsıntıların halkta endişeyi artırdığını belirterek, yapı stokunun hızla depreme dayanıklı hale getirilmesini istedi.
Gebze, Fatsa, Dilovası ve Diyarbakır: “Kaza değil cinayet”
Arıkan, Gebze’de yitirilen bir ailenin ardından sorumluluğun kurumlar arasında tartışma konusu yapılmasını eleştirdi. Fatsa’daki göçükte hayatını kaybeden 25 yaşındaki Burak Kilci’yi anımsatarak denetim eksikliğine dikkat çekti. Dilovası’ndaki parfüm fabrikası yangınında ise, geçen yıl CİMER’e yapılan başvuruda “sigortasız işçilerin bilgilerini gönderin” yanıtını “denetimi vatandaşa yüklemek” diye niteledi. Denetimsizlik yüzünden üçü çocuk olmak üzere birden çok kişinin yaşamını yitirdiğini söyledi. Diyarbakır’daki köprü çökmesini de aynı zincirin parçası olarak gösterdi.
“Sistem” ve sorumluluk tartışması
Arıkan, peş peşe gelen faciaların alt kademedeki memurlara fatura edilmesine karşı çıktı. “Bunca ölümden sonra üst makamlardan kim istifa etti?” sorusunu yönelterek, liyakat eksikliği ve kayırmacılığın sistematik hale geldiğini savundu.
Yargı, hukuk devleti ve AYM tartışması
Konuşmasında hukuk vurgusu yapan Arıkan, yerel mahkemelerin Anayasa Mahkemesi kararlarını yok saydığı bir düzende “hukukun sözle değil, icraatla sağlanabileceğini” dile getirdi. “Yargı var diyebilirsiniz ama adalet var diyemezsiniz” sözleriyle, hukukun üstünlüğünün siyasetten bağımsız işlemesi gerektiğini savundu.
İznik tartışması: “Egemenlik ve özel statü uyarısı”
Papa 14. Leo’nun İznik Konsili’nin 1700. yılı nedeniyle yapacağı ziyareti ve olası “dini turizm” projelerini “özel statü alanı” iddiası üzerinden sorgulayan Arıkan, Türkiye’nin egemenlik haklarına temas eden herhangi bir düzenlemeye karşı şeffaf, hesap verebilir bir süreç çağrısı yaptı. ABD Başkan Yardımcısı Vance’in katılım ihtimalinin konuyu jeopolitik boyuta taşıdığını öne sürdü.
Su politikası ve madencilik eleştirisi
Arıkan, su kaynaklarının madencilik faaliyetleri ve yanlış politikalarla riske edildiğini savundu. “Hiçbir maden su kadar önemli olamaz” diyerek suyun bir çevre meselesi olduğu kadar güvenlik ve adalet başlığı olduğunu dile getirdi; planlama ve adil paylaşım uyarısı yaptı.
“Devlet neredeydi?”: Denetim ve bahis soruşturması
Arıkan, kurumların şeffaflığı ve denetimin ciddiyeti zayıfladığında “çürümenin” yayılacağını söyledi. Spor alanındaki yasa dışı bahis iddialarını hatırlatarak “Bu kadar aktör dönerken devlet neredeydi?” diye sordu; istihbarat ve denetim mekanizmalarının gecikmeli devreye girdiğini öne sürdü.
Enflasyon, bütçe ve vergi yükü eleştirisi
Ekonomide artan krizden söz eden Arıkan, Merkez Bankası’nın enflasyon tahmini değişimini hatırlatıp “yıl bitmeden asgari ücretliye enflasyon farkı iade edilecek mi?” diye sordu. Vergi yükünün adil dağılmadığını, küçük esnafın ağırlaştığını anlatarak saha gözlemlerini aktardı.
Emekliler ve EYT başlığı
Emekli maaşlarının geçim sınırının altında kaldığını belirten Arıkan, “en düşük yoksulluk sınırı” hedefini işaret etti. EYT düzenlemesinin “8–9 Eylül 1999 farkı” nedeniyle mağduriyet ürettiğini, bu tablonun “trajikomik” ve “hak gaspı” olduğunu savundu.
Konuşmanın tamamında Mahmut Arıkan, “kaza değil cinayet” vurgusuyla denetim, liyakat ve adalet başlıklarını bir üst siyaset tartışmasına taşıdı. Hem iş güvenliği hem de ekonomi başlıklarında daha şeffaf ve sonuç alıcı politikalar çağrısı yaptı. Tartışmanın nasıl bir karşılık bulacağı ve somut adımların gelip gelmeyeceği ise yakında netleşecek… Gözler Ankara’ya çevrildi.
Kaynak: Haber Merkezi










