Türkiye'de genç kadınların eşit yurttaşlık talebi yalnızca temsil ve katılımda değil, kendi yaşamları üzerinde söz sahibi olması mücadelesiyle de şekilleniyor. Güvenlikçi politikalar, genç kadınların özgürlük ve güvenlik taleplerini görünmez kılıyor. Şunu da hatırlatmak isteriz: Çatışma sürecinde genç kadınlar çoklu ayrımcılıkla karşı karşıya kalıyor. Eğitim, istihdam, sağlık ve kamusal yaşama katılım hakları ciddi bir biçimde sınırlandırılıyor. Bu nedenle genç kadınların sürece aktif katılımı garanti altına alınmalı. İstanbul Sözleşmesi’ne acilen geri dönülmeli, 6284 uygulanmalı. Barış sadece erkekler arasında yapılan bir pazarlık olmaktan çıkarılmalıdır.
"Gençlerin karşılaşacağı hiçbir yaptırım, onları bekleyen gelecek kadar karanlık değil"
Bugün gençler için ifade özgürlüğü en temel meselelerden biridir. Bu konuda kurulabilecek en jenerik cümle de şudur: 'Gençler artık konuşmaktan korkuyor.' Ama gençler konuşmaktan korkmuyor. Çünkü gençlerin karşılaşacağı hiçbir yaptırım, onları bekleyen gelecek kadar karanlık değil. Barış önce gençlerin söylediği sözün suç olmaktan çıkarılmasıyla başlar. Anayasa madde 34 ile güvence altına alınan yurttaşların ifade ve gösteri yürüyüş hakkı, bugün 2911 sayılı Kanunla sınırlandırılıyor. Şiddet içermeyen protestonun asla terör suçu sayılmayacağı netleştirilmelidir. Çünkü barış, güvenlik refleksiyle değil, toplumun güvenlik duygusuyla kurulur. Türkiye’de üniversiteler, geçmişten bugüne demokratik taleplerin filizlendiği alanlar olmuştur. Fakat bugün kampüslerde, rektör atamaları yoluyla özerklik tamamen ortadan kaldırılmıştır. Özgür düşüncenin önüne setler çekilmiştir. Çok uzak geçmişten bahsetmiyoruz. Yakın zamanda barış talep eden akademisyenler topluca ihraç edildi. Toplumsal barışın yerleştirileceği alanlarda üniversite özerkliği acilen sağlanmalıdır. Bunun yanı sıra, topluluk ve öğrenci temsilcilikleri tanınmalı; üniversite yönetiminde söz sahibi olmalıdır. Ayrıca ifade özgürlüğünü kullanan gençlere yönelik soruşturma, uzaklaştırma, yurttan atılma, disiplin cezası yaptırımları kaldırılmalıdır.
"Bölgede gençlerin uyuşturucu kullanım oranı diğer illere göre 2,5 kat daha fazla"
Barışın öznesi olarak Kürt gençler bölgede yoğun madde kullanım bozukluğu sorunuyla karşı karşıya. Türkiye Büyük Millet Meclisi Uyuşturucuyla Mücadele Komisyonu’nun 2001 yılında yayınladığı araştırma raporuna göre, bölgede gençlerin uyuşturucu kullanım oranı diğer illere göre 2,5 kat daha fazladır. Konuşmanın başından beri sıraladığımız nedenlerle siyasal alandan uzaklaştırılan gençler, uyuşturucuyla etkin mücadele edilmediği için sosyal alandan da uzaklaştırılıyor. Bu durum sadece bireysel bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda sosyopolitik bir gerçektir. Fakat bu gerçekliğe rağmen Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın uyuşturucuyla mücadele için ayırdığı bütçe, bakanlık bütçesinin yüzde 0,02’sidir. Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesinin, özellikle çatışmadan etkilenen bölgelerde gençlere yönelik uyuşturucuyu önleme ve rehabilitasyon programlarına, sorunu etkili biçimde çözecek düzeyde ayrılmasını talep ediyoruz.
"Kamu kaynağına erişimi için bağımsız, evrensel standartlarda bir Ulusal Gençlik Konseyi kurulmalı"
Hasan Oğuzhan Aytaç, Gençlik Örgütleri Forumu olarak taleplerini şöyle sıraladı:
Gençlerin ve gençlik örgütlerinin sürece aktif katılımı ve bu doğrultuda kamu kaynağına erişimi için bağımsız, evrensel standartlarda bir 'Ulusal Gençlik Konseyi' kurulmalıdır. 'Ulusal Gençlik Konseyi' sivil olmalı, gençlik örgütleri tarafından kurulmalı ve kamu tarafından tanınmalıdır. Genç kadınların sürece aktif katılımı garanti altına alınmalı, barışın öznesi olmaları için ek mekanizmalar kurgulanmalıdır. Barış sürecinin toplumsallaşması için gençlik örgütlerinin yapacağı barış ve ayrımcılıkla mücadele projeleri için kamu kaynağı tahsis edilmelidir. Anayasanın 58. maddesi, gençleri yalnızca korunması gereken bir kesim olarak değil, toplumsal yaşamda aktif biçimde tanıyan ve gençliğin öznelliğini tanıyan bir biçimde yeniden düzenlenmelidir. Yasama sürecinde alınacak kararlar ve yapılacak değişikliklerin gençlerin hayatına etkisini belirlemek için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Gençlik Raportörlüğü mekanizması uygulanmalıdır.
"Şiddet içermeyen ifade biçimlerinin tamamı suç kapsamından çıkarılmalıdır"
2911 sayılı Kanun, Anayasa madde 34’e göre yeniden yazılmalı, toplantı ve gösteri yürüyüş hakkının kullanımını engelleyen tüm sınırlamalar kaldırılmalıdır. İfade ve örgütlenme özgürlüğü haklarını kullandığı için cezalandırılan gençler hakkında açılan tüm suçlamalar düşürülmelidir. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun gençlerin sosyal medya paylaşımlarını ve barışçıl faaliyetlerini 'örgüt propagandası' saymasına son verilmeli ve kanun yeniden düzenlenmelidir. Şiddet içermeyen ifade biçimlerinin tamamı suç kapsamından çıkarılmalıdır. TCK’nın 'Kamu Barışına Karşı Suçlar' başlığı altında yer alan maddeler, gençlerin ifade özgürlüğü garanti altına alınacak şekilde yeniden düzenlenmelidir.
"Eğitimin tüm kademelerinde anadilde eğitim hakkı garanti altına alınmalıdır"
Dezenformasyon yasası olarak bilinen 7418 sayılı Kanunla beraber yapılan düzenlemeler iptal edilerek, ifade ve basın özgürlüğü güvence altına alınmalıdır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu yeniden düzenlenerek, üniversitelerin özerkliği garanti altına alınmalıdır. Eğitimin tüm kademelerinde anadilde eğitim hakkı garanti altına alınmalıdır. Milli eğitim müfredatı gözden geçirilerek 'toplumsal barış', 'birlikte yaşam' ve 'çok kültürlülük' dersleri müfredata eklenmelidir. Belediye kayyum atamaları derhal sonlandırılmalıdır. 5393 sayılı Belediye Kanunu yeniden düzenlenerek, gençlik meclislerinin kurulması zorunlu hale getirilmelidir. Bu meclisler barış sürecinin yerel ayağı olarak kurgulanmalıdır. Çatışma sürecinde özellikle işsizlik nedeniyle sözleşmeli erbaş olarak orduya katılan binlerce genç için barış sürecinde istihdam politikaları geliştirilmelidir. Eğitim hakları gözetilmeli, psikososyal destek sağlanmalıdır. Silah bırakan gençler için toplumsal entegrasyon ve rehabilitasyon programları kurgulanmalıdır. Eğitim hakkı, okula geri dönüş, mesleki eğitim olanakları ve istihdam desteği bu sürecin temel bileşenleri olmalıdır.
"Zorunlu göç ve yerinden edilme nedeniyle travma yaşamış gençler için kapsamlı bir psikososyal destek sağlanmalı"
Terörle bağlantılı suçlar dahil olmak üzere çeşitli gerekçelerle eğitimini tamamlayamamış gençler için kapsamlı bir öğrenci affı çıkarılmalıdır. Çatışma bölgesinde büyümüş gençler, silah bırakan gençler, güvenlik güçlerinde görev yapmış gençler, cezaevinden çıkan genç siyasetçiler ve aktivistler, zorunlu göç ve yerinden edilme nedeniyle travma yaşamış gençler, çatışma nedeniyle yakınlarını kaybeden gençler için detaylı ve kapsamlı bir psikososyal destek sağlanmalıdır. 7179 sayılı Askeralma Kanunu gözden geçirilerek zorunlu askerlik hizmetinin yerine alternatif kamu hizmeti düzenlemeleri yapılmalıdır. Gençlerin sorgulama ve kıstas şartı olmadan alternatif kamu hizmeti uygulamalarından yararlanmaları sağlanmalıdır. Gençlerin yaşadığı hak ihlalleri ve yaşamını yitiren gençlerin hikayelerinin kayda geçirilebilmesi için gençlik odaklı bir Hakikat Komisyonu kurulmalıdır.
"Hem 11. Yargı Paketi’ne hem de barışa el kaldıramazsınız"
Biz gençler, bu ülkenin geleceği değil, bugünü olduğumuzu sizlere hatırlatmak isteriz. Barış, bizim üzerimizden konuşulacak bir konu değil; bizimle kurulacak bir ortaklıktır. Çünkü biz barışın, bir aile fotoğrafına sığdırılamayacak kadar çeşitli olduğunu biliyoruz. 'Aile Yılı' altında yürütülen politikalar, gençleri birer özne değil, birer nesne olarak tanımlıyor. 2015’ten beri artarak devam eden kadın ve LGBTİ+’ye karşı politikaların son bulması, temel taleplerimizdendir. Bugün LGBTİ+’leri cezalandırmayı öngören 11. Yargı Paketi taslağıyla güne başladık hepimiz. Hem 11. Yargı Paketi’ne hem de barışa el kaldıramazsınız. Genç kadınların ve LGBTİ+ gençlerin varlığını yok sayarak barış inşa edilemez. Barış için kimse sırasını beklemedi. Çünkü biliyoruz ki barış masada imzalanmaz; sokakta, okulda, günlük hayatta yaşatılır. Biz gençler olarak barışı yaşatmak istiyoruz. Biz gençler olarak toplumsal barış için sorumluluk alıyoruz."










