Reklam
(TBMM) - Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nda konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, "Gerçekten Türkiye'de toplumsal barışa yönelik bir çaba var mı yok mu bunu netleştirmemiz lazım. Bugüne geldiğimizde yargıya siyasi müdahalenin öyle bir noktaya geldiğini görüyoruz ki İstanbul'da bambaşka bir hukuk uygulanıyor Türkiye'nin geri kalanında bambaşka bir hukuk uygulanıyor. İkili hukuk sistemlerinde keyfi kararlar alındığında, polis şiddetiyle insan haklarına aykırı olarak vatandaşlarımızın kendi siyasi parti binalarına bile girmeleri engellendiğinde biz nasıl bir toplumsal barıştan söz edebiliriz" dedi.Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında sekizinci kez toplandı. Toplantıda; Memur-Sen, Türkiye Kamu Sen, KESK, Türk-İş, HAK- İŞ ve DİSK başkanları veya temsilcileri dinlendi. Toplantı bitiminde söz alan CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen şunları söyledi:"Kayyum bir anlayış aslında. Belediyelerden başlıyor, üniversitelerden devam ediyor, şirketlerden devam ediyor en son siyasi partilerin il başkanlıklarına kadar sirayet eden bir anlayıştan söz ediyoruz. Bir taraftan 'artık yeni dönemin yeni bir dile ihtiyacı var' diyorsunuz bir taraftan da hem Adalet ve İçişleri Bakanlarının açıklamalarında doğrudan davalara müdahale edecek veya olayları olduğundan farklı yansıtacak açıklamalar olduğunu görüyoruz.""Partinin kendi işlevini yerine getirmesi açıkça hedef alınıyor"İstanbul İl Başkanlığı önünde polisler tarafından milletvekillerine yapılan fiziksel ve gazlı müdahalelere ilişkin fotoğraflar gösteren Gökçen, şunları söyledi:"Birtakım siyah tişörtlü kişilerin görevlendirildiğini de gördük. Bunların kim olduğu, nasıl görevlendirildiği açıklığa kavuşturulmak zorunda. Binaya giriş konusunda 30 kişilik bir liste olduğu söyleniyordu sonra bu liste ortaya çıktı. Bu liste CHP'lilerden oluşmuyordu. CHP'den ihraç edilmiş olanlar veya hiç üye olmamış birtakım kişilerin kayyumun talebiyle oraya girebileceğine yönelik polisin birtakım davranışları oldu. Milletvekilleri ya da parti yöneticilerinin binaya girişi konusunda polis zorluklar çıkartırken bu liste dahilindeki kişilerin binaya rahatça girebildiği görüldü. Bütün bunlara bakıldığında bir partinin kendi kongrelerinde yöneticilerini seçme özgürlüğünün aslında siyasi partinin kendi işlevini yerine getirmesi açıkça hedef alınıyor. Bu yüzden buna darbe girişimi diyoruz."Gerçekten bir çözüm arayışı var mı, bir üslup değişimi var mı?"Diğer taraftan da bizim il başkanlığımızın hangi bina olduğu konusunda belirlemeye yetkili olan da CHP Genel Merkezidir. Buna rağmen Genel Başkanımızın çalışma ofisinde polislerin konaklamaya devam ettiğini ve orada milletvekillerinin girişine zorluklar çıkartıldığını gördük. Kapalı alanda biber gazı kullanımına ilişkin de burada sadece milletvekillerine yönelik fiziksel bir müdahale değil aynı zamanda demokrasinin kendisine müdahale edilmiş, vatandaşlarımızın sağlığını doğrudan tehdit eden uygulamalar görülmüştür. Tüm bunlar olurken vatandaşlarımız doğal olarak şunu soruyor; burada gerçekten bir çözüm arayışı var mı, bir üslup değişimi var mı? Gerçekten Türkiye'de toplumsal barışa yönelik bir çaba var mı yok mu bunu netleştirmemiz lazım. Kayyum bunlardan bir tanesiydi. Bugüne geldiğimizde yargıya siyasi müdahalenin öyle bir noktaya geldiğini görüyoruz ki İstanbul'da bambaşka bir hukuk uygulanıyor Türkiye'nin geri kalanında bambaşka bir hukuk uygulanıyor. İkili hukuk sistemlerinde keyfi kararlar alındığında, polis şiddetiyle insan haklarına aykırı olarak vatandaşlarımız kendi siyasi parti binalarına bile girmeleri engellendiğinde biz nasıl bir toplumsal barıştan söz edebiliriz?"
Reklam










