Reklam
(TBMM) - Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nda konuşan, öldürülen Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin eşi ve CHP İstanbul Milletvekili Türkan Elçi, "Savaşın karşısında barış, barışın temelinde adalet vardır. Bu amaçla çıkılan yolda önümüzdeki taşları temizleyerek ilerlememiz gerekir. Barışı tesis edebilmek için objektif ve bağımsız bir yargının olması birinci öncelik olmalıdır. Yargı ideolojik ve siyasi saiklerle karar vererek, toplumu adalet arama noktasında karamsarlığa itmektedir. Bu sebeple yargının bağımsızlığı için yapılması gerekenleri, suç işleyenlerin cezasızlık zırhının arkasına nasıl saklandıklarını, onları kimin veya kimlerin himaye ettiğini, suç işleyenlere yönelik cezasızlık politikasının yeni suçlara nasıl davetiye çıkardığını konuşabilmeliyiz" dedi. Toplantıda değerlendirme yapan Numan Kurtulmuş da “Bu komisyonda davet ettiğimiz insanların dile getirdiği görüşler komisyon tarafından kabul edilen ortak görüşler değildir. Herkes kendi görüşünü dile getiriyor” ifadelerini kullandı.Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, bugün beşinci toplantısını gerçekleştirdi. Cumartesi Anneleri, Barış Anneleri ile insan hakları örgütleri temsilcilerinin dinlendiği toplantı üç oturumda tamamlandı. Son oturumda değerlendirme yapan Numan Kurtulmuş, dün ve bugünkü toplantılarla ilgili şöyle konuştu: “İki gündür süren toplantılarımızda herkes kendi fikrini, kendi bakış açısını dile getirdi. Öncelikle şunun altını çizmek isterim, bu komisyonda davet ettiğimiz insanların dile getirdiği görüşler komisyon tarafından kabul edilen ortak görüşler değildir. Herkes kendi görüşünü dile getiriyor. Ama ben bütün bu konuşmaları özetlemek gerekirse katılan bütün değerli misafirlerimizin hepsinin ortak olarak söylediği şey; bu sürece destek olacaktır. Bu sürecin doğru bir süreç olduğunu, iyi yönetilmesi ve olumlu bir şekilde barış ve kardeşlik içinde tamamlanması gerektiği yönündeki görüşleridir. Ayrıca her bir grup kendi içindeki bundan sonraki süreçlere katkı sunmak istediklerini ifade ettiler. Bunlar bizim açımızdan önemlidir. Müsaade ederseniz bundan evvel konuşanların konuşmaları hakkında söz almayalım. Zaten baştan kararlaştırdığımız anlayışa da uygun düşmez. Bunların hepsi tutanaklarda yerini aldı. Ben sizlerin adına tutanaklarda yer alan görüşlerin komisyonun resmi, ortak görüşü olmadığını tutanaklara geçirmiş oldum.” Türkan Elçi: Silahların susmasından herkesten çok memnuniyet duyduğumu belirtmek isterimKurtulmuş daha sonra, öldürülen Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin eşi CHP İstanbul Milletvekili Türkan Elçi’ye söz verdi. Sözlerine “Şiddetin hüküm sürdüğü, insanların konuşmaya çekindiği bir zamanda şiddetin karşısında, masum sivillerin yanında durarak barışı talep ederken katledilen bir hukukçunun, bir insan hakları savunucusunun savunucusu olarak takdir edersiniz ki silahların susmasından herkesten çok memnuniyet duyduğumu belirtmek isterim” diyerek başlayan Türkan Elçi, şunları kaydetti:“Silahların hüküm sürdüğü, bir dönemde yaşam hakkının kutsallığının, hoşgörünün, şefkatin, empatinin, kardeşlik duygularının, insan onurunun bilumum insanı değerlerin taraflarca nasıl rafa kaldırıldığına ne yazık ki bizler şahitlik ettik.Anayasanın ve yasalarca teminat altına alınan temel hak ve özgürlüklerimizin, yaşamımızın teminatı olan hukukun askıya alındığına, adalete olan inancımızın yok edilerek ülkeye duyduğumuz aidiyet bağımızın nasıl zayıflatıldığına yine biz şahitlik ettik.Bu sebeple bu masanın kurucularının barışı tesis etme gibi bir tahayyülleri var ise konuşacağımız ve hep beraber istişare edeceğimiz biricik konunun adalet olması gerektiğini hatırlatmak isteriz. Çünkü savaşın karşısında barış, barışın temelinde adalet vardır.Bu amaçla çıkılan yolda önümüzdeki taşları temizleyerek ilerlememiz gerekir. Barışı tesis edebilmek için objektif ve bağımsız bir yargının olması birinci öncelik olmalıdır. Yargı ideolojik ve siyasi saiklerle karar vererek, toplumu adalet arama noktasında karamsarlığa itmektedir. Bu sebeple yargının bağımsızlığı için yapılması gerekenleri, suç işleyenlerin cezasızlık zırhının arkasına nasıl saklandıklarını, onları kimin veya kimlerin himaye ettiğini, suç işleyenlere yönelik cezasızlık politikasının yeni suçlara nasıl davetiye çıkardığını konuşabilmeliyiz. Yalnızca konuşmakla yetinmeyin bunlara kalıcı çözüm geliştirmemiz için yapılabilecekleri de ele almalıyız. Bunun hukuki boyutları birinci önceliğimiz elbette. Ama ardından gelecek çözüm önerileri ve atılabilecek adımlar toplumsal uzlaşıya, bir arada yaşama kültürünü güçlendirmeye, insanı değerlerimizi yeniden kazanmamıza katkı sağlayacaktır.Hukuksuz uygulamalarla katledilmelerle, güvenlikçi politikalarla ve aynı zamanda hak talebinin şiddeti araçsallaştırarak bir yere varılmayacağı tecrübeyle sabit olmuştur. Ülkemizin uzun yıllardan beri süregelen problemlerin sağlıklı çatışma çözüm yöntemleriyle çözülmediği için Kürt Türk fark etmeksizin hazin sonuçlarından ne yazık ki herkes payına düşeni aldı. Ölümlerden, yaşadığımız huzursuzluklardan samimiyetle ders çıkarmadan ve aktörler statükocu yaklaşımlarından vazgeçmedikçe hedeflenen barışa erişimin mümkün olmayacağı herkesin malumudur. Barış tahayyülü yarının konusu olduğu kadar dünle hesaplaşmanın da konusudur.Uzun yıllardan beri yaşadığımız sorunların barışçıl ve kalıcı çözümü için geçmişte yaşadığımız mağduriyetlerin, özellikle faili meçhul cinayetlerin, hak ihlallerinin hasır altı edilmeden konuşulmasının elzem olduğu unutulmamalıdır çünkü barış yaşayanların huzurlu bir hayata erişim talebi olduğu kadar aynı zamanda ölülerin de ruhunun şad olmasına yönelik bir taleptir. Yaşayanlar, ölülerinin huzur içinde uyuduklarına inanmadıkça barışın gerçekleştiğini varsaymayacaklardır. Bu hafta yapmış olduğumuz toplantılarımızda toplumsal barışın hak sahibi aktörlerinin dinlenilmesiyle toplumsal barışın en temel ilkelerinden birini gerçekleştirmiş olduğumuzu dile getirmek isterim. Mağdurların yaşadıklarını ifade etmelerine olanak sağlanması hem bireysel hem de toplumsal iyileşme açısından onarıcı bir yönünün olduğu unutulmamalıdır.Yıllarca şiddetin, çatışmanın ve aynı zamanda yanlış politikaların neticesinde kutuplaşan ve birbirlerine karşı menfi duygular besleyen mağdurların acılarını anlatmalarına zemin hazırlanması, empati duygusunu kurulmasına ve vicdanların harekete geçmesine de imkân sağlayacaktır. Birbirimizi dinlemeden ne birbirimize karşı beslediğimiz önyargılarımız yıkılacak ne empati duygumuz gelişecek ne de ortak çıkarlarımızda buluşmamız mümkün olabilecektir.Toplumda kutuplaşmış bireyler arasında diyalog sağlanmadıkça aktörler arasında alınan kararlarla kalıcı bir barışın sağlanmayacağını bir kez daha hatırlatmakta fayda var. Bu tarihî dönemeçte, kendini dışlanmış hissedenlerin, ötekileştirilenlerin, adalet arayıp bulamayan küskünlerin sesi olabilmeyi başarabilmek için bizim açımızdan tarihî ve insani bir sorumluluktur. Toplandığımız bu masanın etrafında yerini almış milletvekili arkadaşlarımızın kendi partilerinin politik kazanımlarından, dünyaya bakış açılarından, ideolojilerinden, mensubu oldukları mahallelerden münezzeh bir yerden bakabilmeyi becerebilmesi insani ve aynı zamanda vicdani bir görevdir. Bu görevi hepimizin yerine getirmesi umuduyla tüm milletvekilleri arkadaşlarıma başarılar diliyorum.”
Reklam












