(İSTANBUL) – Türkiye demokrasi tarihinin en tartışmalı yargı süreçlerinden birinde, beklenen ama hukuken "skandal" olarak nitelendirilen gelişme yaşandı. İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun görevden uzaklaştırılmasına ve tutuklanmasına gerekçe gösterilen iddianame, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.
Seçimle gelen ve halkın büyük desteğini alan bir belediye başkanının "suç örgütü lideri" gibi gösterildiği iddianame, muhalefet kanadında ve hukuk çevrelerinde "siyasi intikam operasyonu" olarak yorumlandı. Toplam 407 kişinin yargılanacağı davada, savcılığın talep ettiği astronomik cezalar, amacın adalet değil "siyasi tasfiye" olduğu iddialarını güçlendirdi.
Akıl tutulması: 2 bin 430 yıl hapis istemi
Mahkemenin kabul ettiği metinde, Ekrem İmamoğlu hakkında istenen ceza miktarı hukuk mantığını zorlayan seviyelere ulaştı. Savcılık, İmamoğlu için alt sınırdan 849 yıl, üst sınırdan ise tam 2 bin 430 yıl 6 ay hapis cezası talep etti.
Siyasi yasak getirilerek sandıkta yenilemeyen İmamoğlu'nun yargı eliyle siyaset sahnesinden silinmek istendiği yorumları yapılırken, duruşma tarihinin henüz belirlenmemesi de "demokrasinin üzerindeki kılıcın sallanmaya devam edeceği" şeklinde değerlendirildi.
Belediye hizmetleri "suç" sayıldı
"Suç işleme amacıyla örgüt kurmak" gibi ağır bir ithamla açılan davada, belediyecilik faaliyetlerinin kriminalize edildiği görülüyor. İddianamede rüşvet, irtikap, ihaleye fesat karıştırma gibi suçlamaların yanı sıra "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "kamu malına zarar verme" gibi maddeler de yer aldı.
Kamuoyunda "ahmak davası" ile başlayan sürecin, kapsamlı bir "torba dava" ile İmamoğlu ve ekibini tamamen kuşatma operasyonuna dönüştüğü belirtiliyor. İddianameye göre, İstanbul'a hizmet eden 105'i tutuklu 407 kişi sanık sandalyesine oturtulacak.
16 milyonun iradesi sanık sandalyesinde
Hukukçular, iddianamenin kabul edilmesiyle birlikte Türkiye'de yerel yönetimlerin özerkliğine ve seçme-seçilme hakkına ağır bir darbe vurulduğunu belirtiyor. Vergi Usul Kanunu'ndan Orman Kanunu'na kadar her türlü mevzuatın İmamoğlu aleyhine suç üretmek için kullanıldığı bu dava, sadece bir kişinin değil, İstanbul halkının iradesinin yargılandığı bir süreç olarak tarihe geçecek.
Kaynak: Haber Merkezi










