"Sayın Bahçeli’ye de bir çift sözümüz var. 'Teröristin umut hakkı mı olur? Bu ülkeye kastedenin hakkı olur mu?' diye haykıran sizdiniz. Kim ne fısıldadıysa kulağınıza, çıkıp teröristin umut hakkından söz etmeye başladınız. Siz terör örgütünün siyasi uzantılarına meşruiyet sundunuz. Onlara ellerinizle zemin hazırladınız sonra ne oldu? Meclis’in çatısı altında terörist başını yüceltenlere alan açıldı. Hayırlı olsun Sayın Bahçeli, turp gibi bir oğlunuz oldu; Öcalan!"
"Sanatçısını, aydınını, gazetecisini bu şekilde sabahın köründe gözaltına almak, bu şekilde muamele etmek reva mı?"
Çayır, sanatçılara yönelik operasyona "öfke" duyduğunu belirterek, "Bu insanları çağırdığınızda gelmeyecekler mi sanki? Sabah saat 06.00’da kapıya jandarmayla, silahla, baskınla gitmenin ne anlamı var? Sanatçısını, aydınını, gazetecisini bu şekilde sabahın köründe gözaltına almak, bu şekilde muamele etmek reva mı? Eğer gerçekten bir suç işlemişse, çağırırsın gelir, ifadesini verir. Suç varsa, tutuklamaya sevk edersin. Yoksa serbest bırakırsın. Hukuk dediğimiz şey böyle işler. Ama artık Türkiye’de işler böyle yürümüyor. Hukuk, hukuk olmaktan çıktı. Adeta bir araç haline geldi. Hukuk Türkiye'de artık sadece bir kelime" dedi.
Gazze için imzalanan ateşkes antlaşmasını "tiyatro" olarak nitelendiren Çayır, şu ifadeleri kullandı:
"Şu anda Trump’ın öne sürdüğü bu anlaşma aslında bir sömürge anlaşmasıdır. İki taraf kabul eder ya da etmez; imzalamışlar. İşte esir takası gerçekleştirilecek. Hamas silahlarını bırakacakmış, Trump Gazze’nin, Filistin’in valisi olacakmış. Vali yardımcıları da eski İngiltere Başbakanı Tony Blair olacakmış. Buna da barış diyorlar. Garip değil mi? Kim yönetecekmiş, Trump. Yardımcısı kim, Tony Blair. Nereyi yönetecekler, Filistin’i, Gazze’yi. Ben bu anlaşmanın belki geçici bir sulh sağlayabileceğini kabul edebilirim ama sonuçta o toprakların Batı’ya teslim edilmesi anlamına geldiği için herkesin bu işe mesafeli durması gerekir."
"Muhsin Yazıcıoğlu’lar öldürülmesin; Gün Sazak’lar öldürülmesin; Uğur Mumcular öldürülmesin"
Milli Yol Partisi Genel Başkanı Çayır, Ankara'da öldürülen eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş cinayeti davası sanığı avukat Serdar Öktem'in silahlı saldırıda öldürülmesiyle ilgili de konuştu.
Avukat Serdar Öktem'in, Sinan Ateş suikastinin düğüm noktası olduğunu belirten Çayır, "Ben bütün mahkemeleri bizzat izledim, bütün duruşmalarda bulundum, ifadeleri dinledim, dosyaya da kısmen hakimim. Serdar Öktem, aşağıdaki silahı tetiğe çeken grupla yukarıyı birleştiren adamdır. Bugün üçüncü gün, emniyet açıklama yapmıyor. Sanıkların ifadelerine dayanarak en azından doğru bir açıklama, eksik veya yalan varsa düzeltilmiş bir bilgi bekliyoruz. Türkiye’nin normalleşmesi, faili meçhul olayların olmaması için bu tür cinayetler mutlaka aydınlatılmalıdır; gerçek yüzü ortaya konmalıdır ki kimse bir daha bir başkasının canına kıymasın. Muhsin Yazıcıoğlular öldürülmesin; Gün Sazaklar öldürülmesin, Uğur Mumcular öldürülmesin. Eğer Sinan Ateş cinayetinin gerçek failleri ortaya çıkarılmış olsaydı, bugün Serdar Öktem ölmezdi" dedi.












