(ANKARA) – Siyasetin gündemine bomba gibi düşen "İmralı ziyareti" ve "Umut Hakkı" tartışmaları, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın sert çıkışıyla yeni bir boyut kazandı. Başkentte kameraların karşısına geçen Özdağ, sadece iktidarı değil, bu sürece sessiz kalan veya dahil olan muhalefet kanadını da hedef tahtasına oturttu. Gündeminde hem içerideki asayiş çöküşü hem de sınır ötesindeki jeopolitik kırılmalar vardı.
Türkiye’nin sürüklendiği noktayı "tarihi bir kırılma" olarak nitelendiren Özdağ, özellikle TBMM bünyesindeki komisyon üyelerine seslendi. Sözleri, siyasi bir eleştiriden çok, geleceğe dair bir uyarı niteliği taşıyordu. Özdağ, milletvekillerinin omuzlarına "çocuklarınıza bırakacağınız miras" diyerek ağır bir sorumluluk yükledi.
İmralı Planına Sert Tepki: "Çocuklarınıza Bu Mirası Bırakmayın"
Siyaset kulislerinde konuşulan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çağrısıyla alevlenen Abdullah Öcalan çıkışı, Zafer Partisi’nin bir numaralı gündem maddesiydi. Özdağ, Meclis’teki komisyon üyelerinin İmralı’ya gitme ihtimalini sert sözlerle eleştirdi. Birçok milletvekilinin bu durumdan rahatsız olduğunu iddia eden Özdağ, tarihe düşülecek notun altını çizdi."Komisyondaki birçok üye tarihe terörist başının ayağına giden milletvekili olarak geçmek istemiyor" diyen Özdağ, yaklaşan seçim sürecini işaret etti. 2026 yılında yapılması muhtemel bir seçimde, sokağa çıkacak vekillerin halkın yüzüne bakamayacağını savunan Zafer Partisi lideri, şu ifadeleri kullandı:
"Türk halkından 'Neden İmralı’ya gittin?' sorusuna muhatap olacaklarını biliyorlar. Komisyon üyesi olmak zorunda kalan vatansever milletvekillerine sesleniyorum; çünkü biliyorum ki bazılarınız olmak zorunda kaldınız. Bir teröristin ayağına giden adam olarak tarihe geçmeyin, çocuklarınıza ve torunlarınıza böyle bir miras bırakmayın."
Güvenlik ve Asayişte Çöküş: "Kolombiya Seviyesine İndik"
Özdağ’ın gündemindeki bir diğer kritik başlık, Türkiye’de artan şiddet sarmalı ve organize suçlardı. Almanya’dan İstanbul’a gelen Böcek ailesinin trajik ölümü ve Şanlıurfa’da bir marangoz atölyesinde işkence görerek hayatını kaybeden 15 yaşındaki çırağın dramı üzerinden hükümete yüklendi.Türkiye’nin uluslararası raporlardaki yerine dikkat çeken Özdağ, "2025 Küresel Organize Suç Endeksi Raporu" verilerini paylaştı. 193 ülke arasında Türkiye’nin organize suçlarda 10. sıraya yükseldiğini hatırlatan Özdağ, tablonun vahametini şu sözlerle özetledi:
"AKP Türkiye’sinde artık güven ve asayiş yoktur. Yaşamak şansa kalmıştır. Artık ne yediğinizden, ne de içtiğinizden emin olabilirsiniz. Yargıya güven zaten kalmadı. İstikrar dedikleri şey, güzel ülkemizi Kolombiya ve Myanmar seviyesine indirmek ve organize suç çetelerine teslim etmek olmuştur."
Kerkük ve Mavi Vatan’da Geri Adım İddiası
İç politikadaki gerilimin yanı sıra, dış politikada da "teslimiyetçi" bir tavır izlendiğini savunan Özdağ, Irak’taki seçim sonuçları ve Kıbrıs meselesine değindi. Irak’ta yapılan seçimlerde Türkmenlerin büyük bir güç kaybına uğradığını, 329 sandalyeli parlamentoda Türkmenlerin sadece 4 vekille temsil edileceğini belirtti. Kerkük gibi Türk yurdu olarak bilinen bir merkezde bile sadece 2 vekillik alınabilmesini "AKP’nin 23 yıllık hatalar zincirinin sonucu" olarak değerlendirdi.Kıbrıs konusunda da "Annan Planı" sürecine atıf yapan Özdağ, KKTC’nin uluslararası alanda yalnızlaştırıldığını, buna karşın Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) silahlandırıldığını vurguladı. ABD, İsrail ve Fransa’nın adada üsler kurduğunu, ABD’nin Rum kesimine silah ambargosunu kaldırdığını hatırlatan Özdağ, İsrail’in bölgeye sevk ettiği "Barak MX" hava savunma sistemlerinin doğrudan Türkiye’ye bir gözdağı olduğunu iddia etti.
Yunanistan’ın Ege’deki işgalci tavrına ses çıkarılmadığı gibi, Doğu Akdeniz’de de Mavi Vatan doktrininin unutulduğunu söyleyen Özdağ, "Kıbrıs milli davamızdır, ancak iktidar KKTC'yi kaderine terk etmiştir" çıkışında bulundu.
"Devletin Anahtarını da PKK'ya Verin Bari"
Meclis’te yapılan kapalı oturumda İçişleri, Milli Savunma Bakanları ve MİT Başkanı’nın yaptığı sunumlar da Özdağ’ın hedefindeydi. "Devlet sırrı" denilerek halktan saklanan bilgilerin, Meclis çatısı altındaki PKK uzantısı olduğu iddia edilen siyasi temsilcilere anlatılmasını "akıl tutulması" olarak yorumladı."Siz aklınızı mı kaçırdınız?" diyerek hükümet yetkililerine seslenen Özdağ, "Mevcut istihbaratı, polis ve askeri birliklerin yerlerini anlattıysanız, artık devletin anahtarını da verin PKK’lılara, kapatın ve gidin" ifadeleriyle tepkisini dile getirdi. PKK’nın silah bırakmadığını, aksine Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un açıklamalarından da anlaşılacağı üzere "pratiklerin genişletilmesi" gibi taleplerle masaya gelindiğini savundu.
Tarihi Mudanya Göndermesi: "Diz Çökecekler Öyle mi?"
Konuşmasının finalinde tonunu daha da sertleştiren Özdağ, İmralı ziyaretinin sembolik anlamı üzerine çok konuşulacak bir benzetme yaptı. Mudanya Mütarekesi ile Yunan ordularını denize döken Meclis’in, bugün Mudanya açıklarındaki İmralı adasında terörist başının önünde "diz çökmeye" hazırlandığını öne sürdü.Bu sürecin "İkinci Bölücü Açılım" olduğunu ve Türkiye’nin İsrail’in istediği "gevşek federatif" bir yapıya sürüklendiğini iddia eden Özdağ, sözlerini şu çarpıcı analizle noktaladı:
"TBMM üyelerinin Öcalan’ın ayağına gitmesi, onun Kenya’da yakalanıp getirilmesinin intikamı olarak sunulacak. Eğer İmralı’ya bebek katilinin ayağına gider, onu meşrulaştırır ve Türk Devletinin itibarını yerle yeksan ederseniz, bilesiniz ki halkımız sizi affetmeyecek. Türk halkı, Atatürk’ün kurduğu milli üniter devletin çok uluslu bir federasyona dönüşmesine razı gelmeyecektir."
Kaynak: Haber Merkezi










