Bilim insanları ve hekimler, halüsinojen mantarların etken maddesi olan psilosibin başta olmak üzere psikedelik ilaçların ruh sağlığı tedavisinde kullanılıp kullanılmaması gerektiği sorusuna yanıt arıyor. Tartışmanın merkezinde, umut verici klinik sonuçlar ile ciddi psikolojik riskler yan yana duruyor.
Oyuncu Larissa Hope, genç yaşta yaşadığı travmalar sonrası antidepresanlardan fayda görmediğini, klinik gözetim altında aldığı düşük doz psilosibinin ise hayatında bir dönüm noktası yarattığını söylüyor. Hope, bu deneyimin kendisine ilk kez bedeniyle güvenli bir bağ kurma hissi verdiğini ve intihar düşünceleriyle yüzleşmesine yardımcı olduğunu dile getiriyor.
Olumlu deneyimler kadar ağır travmalar da var
Psikedelik maddelerin herkes için aynı etkiyi yaratmadığını vurgulayan örneklerden biri de araştırmacı Jules Evans. Evans, genç yaşta eğlence amaçlı aldığı LSD sonrası yoğun paranoya, panik atak ve travma yaşadığını, yıllar sonra kendisine travma sonrası stres bozukluğu teşhisi konduğunu aktarıyor. Bugün, benzer olumsuz deneyimler yaşayanlara destek veren bir projenin yöneticiliğini yapıyor.
Bu iki zıt deneyim, psikedelik tedavilerin tıbbi olarak serbest bırakılıp bırakılmaması gerektiği tartışmasının temelini oluşturuyor. Son yıllarda yapılan çok sayıda araştırma, bu maddelerin depresyon, obsesif kompulsif bozukluk, travma sonrası stres bozukluğu ve bağımlılık tedavisinde etkili olabileceğini öne sürüyor. Ancak sonuçların her zaman net olmadığı ve bazı çalışmaların karışık veriler sunduğu belirtiliyor.
Bilim dünyası temkinli iyimser
Psikiyatri alanındaki bazı uzmanlar, psikedelik maddelerin hızlı etki göstermesi ve geleneksel ilaçlara göre daha az yan etkiye sahip olabileceği görüşünde. Buna karşın, bu tedavilerin güvenliğinin ve etkinliğinin ancak daha geniş ve uzun süreli klinik çalışmalarla kanıtlanabileceği vurgulanıyor.
Uzman raporları, psikedelik maddelerin kontrolsüz kullanımının ciddi psikolojik zararlar doğurabileceğine dikkat çekiyor. Yapılan anketlerde, bu maddeleri kullananların önemli bir kısmı son derece zorlayıcı deneyimler yaşadığını, bazı katılımcıların kendilerine ya da başkalarına zarar verme düşüncesine kapıldığını belirtiyor.
Sağlık sistemine girmeli mi tartışması
Araştırmacılar, yeterli bilimsel kanıt sağlanması halinde psikedelik tedavilerin sadece maddi imkânı olanlara değil, kamu sağlık sistemleri aracılığıyla herkese eşit şekilde sunulması gerektiğini savunuyor. Buna karşılık düzenleyici kurumlar, henüz güvenlik ve uzun vadeli etkiler konusunda yeterli veri olmadığı görüşünde.
Bilimsel çevrelerde ortak kanaat, psikedelik ilaçların potansiyelinin inkâr edilemeyeceği ancak aceleci adımların yeni mağduriyetler yaratabileceği yönünde. Tartışma, umut ile ihtiyat arasındaki hassas dengeyi koruyarak devam ediyor.
Kaynak: Haber Merkezi













