(ANKARA) – Türkiye ekonomisinin lokomotifi olan sanayi sektörü, uygulanan sıkı para politikaları ve küresel durgunluğun gölgesinde zorlu bir sınavdan geçiyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı ekim ayı sanayi üretim verileri, ekonomideki "soğuma" sinyallerini teyit ederken, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’ten iş dünyasının yüreğine su serpen bir açıklama geldi. Sanayi üretiminin yıllık bazda büyümesine rağmen aylık bazda daraldığına dikkat çeken verilerin ardından konuşan Bakan Şimşek, özellikle tekstil, hazır giyim ve mobilya gibi "emek yoğun" sektörlerde yaşanan sıkıntıların farkında olduklarını belirterek, bu alanlara yönelik desteklerin artırılacağı sözünü verdi.
Sanayide 'teknoloji' güldü, 'emek' üzüldü
TÜİK verilerine göre, sanayi üretimi ekim ayında bir önceki aya göre yüzde 0,8 azalırken, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,2 artış gösterdi. Bu tablo, ekonomistlere göre "yumuşak iniş" senaryosunun işlediğini, ancak bazı sektörlerin bu süreçte ciddi kan kaybettiğini gösteriyor.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede bu ayrışmaya dikkat çekti. Şimşek, büyümenin motorunun "sermaye malı üretimi" ve "yüksek teknolojili sektörler" olduğunu vurguladı. Bu durum, Türkiye'nin savunma sanayii, makine ve ileri teknoloji alanlarındaki yatırımlarının meyve vermeye devam ettiğini, ancak geleneksel üretim kollarının (tekstil, ayakkabı vb.) zorlandığını ortaya koydu.
Şimşek açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Ekim ayında sanayi üretimi, özellikle sermaye malı üretimi ve yüksek teknolojili sektörlerin katkısıyla yıllık bazda büyürken aylık bazda sınırlı geriledi. Sanayimizi ileri teknolojiye, yüksek katma değere, nitelikli istihdama ve sürdürülebilirliğe dayalı bir yapıya dönüştürürken zayıf seyreden emek yoğun sektörlere yönelik desteklerimizi artırarak sürdüreceğiz."
Emek yoğun sektörler neden krizde?
Bakan Şimşek'in "zayıf seyreden emek yoğun sektörler" tanımı, aslında Türkiye'nin istihdam deposu olan tekstil, hazır giyim, deri ve mobilya sektörlerini işaret ediyor. Bu sektörler, son bir yıldır artan maliyetler (enerji, işçilik, hammadde) ve baskılanan döviz kuru nedeniyle ihracat pazarlarında rekabetçiliğini kaybetme noktasına geldi.
Özellikle Anadolu kaplanları olarak bilinen üretim merkezlerinden gelen "siparişler Bangladeş ve Vietnam'a kayıyor" şikayetleri, Ankara'da karşılık bulmuş görünüyor. Şimşek'in bu açıklaması, ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadele ederken istihdam kaybını önlemek için "seçici kredi" ve "teşvik" mekanizmalarını devreye sokacağının en net sinyali olarak yorumlandı. İş dünyası kulislerinde, bu desteklerin Eximbank kredileri, vergi kolaylıkları veya enerji desteği şeklinde olabileceği konuşuluyor.
Kasım ayında ibre yukarı dönüyor
Bakan Şimşek, sadece ekim ayını değerlendirmekle kalmadı, kasım ayına dair beklentilerini de paylaştı. "Öncü göstergeler, kasım ayında üretimin ılımlı artışına işaret ediyor" diyen Şimşek, sanayideki çarkların durmadığını, sadece vites küçülttüğünü ima etti.
Kasım ayına ilişkin İmalat PMI (Satın Alma Yöneticileri Endeksi) verileri ve ihracat rakamları, Şimşek'in bu iyimserliğini destekler nitelikte. Kapasite kullanım oranlarındaki kısmi toparlanma ve Avrupa pazarındaki talep artışı, sanayicinin yılın son çeyreğinde nefes almasını sağladı. Şimşek, ekonomideki bu dengelenme sürecinin "kontrollü" bir şekilde ilerlediğini ve panik havasına gerek olmadığını vurguluyor.
Hedef: Fason üretimden yüksek teknolojiye geçiş
Mehmet Şimşek'in vizyonunda, Türkiye'nin "ucuz işgücü cenneti" olmaktan çıkıp, "yüksek teknoloji üssü" olması yatıyor. Açıklamasındaki "Sanayimizi yüksek katma değere ve sürdürülebilirliğe dayalı bir yapıya dönüştürüyoruz" vurgusu, Orta Vadeli Program'ın (OVP) da ana omurgasını oluşturuyor.
Hükümet, kaynakları verimsiz ve düşük kârlı sektörlerden alıp; savunma sanayii, yazılım, yeşil enerji ve biyoteknoloji gibi alanlara kaydırmayı hedefliyor. Ancak bu yapısal dönüşüm sancısız olmuyor. Geleneksel sektörlerdeki istihdam kaybı riskine karşı Bakanlık, "geçiş süreci destekleri" ile tampon görevi görmeye hazırlanıyor. Şimşek'in bugünkü açıklaması, bu sancılı geçiş sürecinde "kimseyi yolda bırakmama" stratejisinin bir parçası olarak görülüyor.
Rakamların dili ne söylüyor?
TÜİK verilerine detaylı bakıldığında, sanayinin alt sektörlerindeki ayrışma net bir şekilde görülüyor:
Madencilik ve taş ocakçılığı: Bir önceki aya göre yüzde 0,6 azaldı.
İmalat sanayi: Yüzde 0,6 azaldı.
Elektrik, gaz, buhar üretimi: Yüzde 2,2 azaldı.
Yıllık bazda bakıldığında ise madencilik yüzde 1,4, imalat sanayi yüzde 1,5 ve elektrik/gaz sektörü yüzde 8,7 oranında büyüme kaydetti. Bu veriler, sanayinin bir önceki yıla göre hala artıda olduğunu ancak ivme kaybettiğini doğruluyor. Özellikle sermaye malı üretimindeki artış, iş dünyasının geleceğe dönük yatırım iştahının (makine-teçhizat alımı) tamamen kapanmadığını, sadece seçici davrandığını gösteriyor.
Piyasalar mesaja nasıl tepki verecek?
Mehmet Şimşek'in açıklamaları, piyasalar ve reel sektör tarafından "güven tazeleyici" bulundu. Sıkı para politikası nedeniyle krediye ulaşmakta zorlanan KOBİ'ler ve ihracatçılar, Bakan'ın "destekleri artıracağız" sözünü bir taahhüt olarak not etti. Önümüzdeki günlerde açıklanması beklenen yeni teşvik paketlerinin, özellikle istihdamı korumaya yönelik olması bekleniyor.
Ekonomistler, Şimşek'in "dengeci" yaklaşımını olumlu buluyor: Bir yanda enflasyonu düşürmek için iç talebi kısmak, diğer yanda üretimi ve ihracatı canlı tutmak için sanayiciyi desteklemek. Bu hassas terazi, Türkiye ekonomisinin 2026 yılına nasıl bir başlangıç yapacağını belirleyecek.
Kaynak: Haber Merkezi / TÜİK, Hazine ve Maliye Bakanlığı













