Reklam
(TBMM) - CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Manavgat Belediyesi'ndeki rüşvet iddialarına ilişkin; "Baklava kutuları ile çikolata kutularını yarıştırmaya kalkmayın. Sizin çikolata kutularıyla yaptığınız imtihanı biliyoruz. Rıza Sarraf'ın önüne yatan İçişleri Bakanı'nıza ne yaptınız? Rüşvet saati koluna takıp da şurada kürsüden konuşan Sanayi Bakanı'na ne yaptınız? Çikolata kutusunda rüşvet alıp da her cuma ayet sallayan Avrupa Birliği Bakanı'na ne yaptınız? Dolayısıyla sizin çikolata kutularıyla imtihanınız ortadadır. O baklava kutusunda eğer rüşvet aldığı saptanıyorsa o arkadaşın nasıl ihraç edildiğini hep beraber göreceksiniz" dedi.TBMM Genel Kurulu'nda grubu bulunan siyasi partilerin grup başkanvekilleri gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Geçtiğimiz gün Pençe-Kilit Harekat Bölgesi'ndeki arama-tarama faaliyetleri sırasında 12 askerin şehit düşmesiyle ilgili konuşan Yeni Yol Partisi Grup Başkanvekili Mehmet Emin Ekmen, şöyle konuştu:"Terörsüz Türkiye yarınlarında askerlerimizin terörle mücadelede hayatını kaybetmediği, vatan savunmasının daha güvenli ve güçlü biçimde sürdürebileceği bir düzeni, bir ülkeyi hep birlikte inşa ederiz. Vatan kaybettikleriyle değil, yaşattıklarıyla güzeldir. Ancak böylesine vahim bir olayın ardından elimizi vicdanımıza koymalı ve sorumluluğu olanlar hakkında gerekli adımların atılmasını sağlamalıyız. Boş bir mağarada yürütülen arama, tarama faaliyeti sonucu 12 askerimizin metan gazına maruz kalarak vefat etmesi kabul edilemez bir durumdur. Yas süreci elbette saygıyla beklenmeli ancak ardından idari bir soruşturmayla bu olayın tüm yönleriyle araştırılması, varsa ihmallerin ve sorumluların tespit edilerek cezalandırılması gerekir. Bölgede savaş çanlarının çaldığı bir dönemde açık alanda çatışmasız bölgede yapılan bu ihmaller çok sert bir şekilde sorgulanmalıdır." Ekmen ayrıca, muhalefet ve muhalif basın organları üzerindeki iktidar baskısına ilişkin de şunları söyledi:"Halk TV ve Sözcü TV'yle ilgili kararlar ortada. Gazeteci Timur Soykan'ın maruz kaldığı muamele ortada. Selahattin Demirtaş hakkında bugün AİHM'in yeni bir kararı yayımlandı. Tüm bu konulara ihlal yönündeki karara bugün ve yarın değinmeye çalışacağız. Hafta sonu güne âdeta rutine döndüğü üzere gözaltılarla uyandık. Bilemiyorum, bu savcılar, bu gözaltılardan nasıl bir tatminlik veyahut da nasıl bir nema elde ediyorlar? Çünkü birçok veriye göre, 2015 yılındaki bir olay nedeniyle Sayın Zeydan Karalar gözaltına alındı. Keza, Sayın Abdurrahman Tutdere'nin az önce ev hapsiyle salıverilmiş olması da, bu gözaltı işleminin ne kadar yanlış olduğuna delalettir. Sayın Tutdere kendisinden önce ihale alan bir firmayla ihale ilişkisini sürdürmediği için bir iftiraya maruz kalmıştır, bu da en yakın zamanda ortaya çıkacaktır. Ancak, bu veya başka bir iddianın henüz görevi başında olan belediye başkanlarının ifadeye davet suretiyle, bırakınız tutuklamayı, gözaltına alınmadan dahi soruşturmaların sürdürülmesi niçin mümkün değil? Biz onlarca gün, aylarca tutuklu kalan kişilerin beraat ettiği bir yargı pratiğiyle karşı karşıyayız. Dolayısıyla başsavcılık siyasal ajandadan hızla uzaklaşmalı, bunları bir hesaplaşma aracı görmekten çıkarmalı ve ülkenin büyük bir çürüme içerisinde olduğu bir dönemde sadece belli belediyelere değil, bütün bakanlıklara, bütün kurumlara, bütün belediyelere yönelik hakkaniyetli bir soruşturma dönemini başlatmalıdır." DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit de Pençe-Kilit bölgesinde şehit olan 12 askere Allah'tan rahmet ve yakınlarına başsağlığı dileyerek "Başka acıların yaşanmaması, başka ocaklara yeni ateşlerin düşmemesi için herkesi, Meclisi özel olarak da Kürt sorununun demokratik çözümü, barış ve demokratik toplum çağrısına ses vermeye, sorumluluk almaya ve elini taşın altına koymaya da davet ediyoruz. Bu sorun hepimizin sorunu" dedi."İktidarı çözüm zeminini zorlayacak, darbe dönemlerinin uygulaması olan uygulamalardan geri durmaya davet ediyoruz"Koçyiğit, Selahattin Demirtaş'ın tutukluluğu hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bugün verdiği ihlal kararı ve iktidarın muhalefet üzerindeki baskısına ilişkin şunları söyledi: "Bugün AİHM, Demirtaş'la ilgili yeni bir ihlal kararı daha verdi. Özgürlük ve güvenlik hakkı, yargıç önüne çıkarılma hakkı, tutukluluğun yasallığı hakkında hızlı karar ve dosyaya erişim hakkı, hakların kötüye kullanılmaması hükümlerine yönelik ihlal kararı vermiş. AİHM, Demirtaş'ın yargı kararıyla değil iktidar kararıyla içeride olduğunu, amacın cezalandırmak, susturmak, siyaset alanını daraltmak ve halkın iradesini yok saymak olduğunu bir kez daha bu kararıyla tescillemiş oluyor. Sayın Demirtaş hakkında verilen bu karar sadece bir kişinin özgürlüğüyle ilgili bir karar değil aslında; bu karar, Kürt halkının siyasi temsil hakkına, demokratik siyasetin varlık koşullarına, adaletin evrensel ilkelerine dair bir söz söylüyor, bir hüküm kuruyor. Bu kararla beraber, Kobani davası adı altında devam ettirilen kumpasın tamamen çöktüğünü, Sayın Demirtaş başta olmak üzere tüm arkadaşlarımızın siyasi nedenlerle rehin tutulduğunun bir kez daha tescillendiğini ifade etmek istiyoruz.En son CHP İzmir il örgütüne, ardından Antalya, Adana ve Adıyaman Belediyelerine yapılan gözaltı operasyonları, yine, eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer'in gözaltına alınması ve tutuklanması, az önce haberini aldığımız Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik'in gözaltına alınmış olmasının her birinin aslında sandığa yönelik ve siyasi muhalefeti sınırlandırmaya yönelik hamleler olduğunu açık ve net bir şekilde ifade etmemiz gerekiyor. Bütün bu operasyonlar seçmen iradesinin gasbedilmesidir. Kent hakkının, kentte yaşayan insanların haklarının yok edilmesidir; kentlerde yaşayan halkın cezalandırılması, hizmetsiz bırakılmasıdır. Tam da barış imkânlarının arttığı, demokratik çözümü konuştuğumuz bu sürecin ilerlemesi için hep beraber çabaladığımız bir dönemde muhalefete yönelik artırılan baskı, sürecin ruhuyla da ritmiyle de asla ama asla uyuşmamaktadır. İktidarı bu sürece bütünlüklü yaklaşması, çözüm zeminini zorlayacak, toplumsal kırılmaları ve kutuplaşmaları büyütecek, hukukun üstünlüğünü yok edecek ve seçimi, sandığı anlamsızlaştıracak tam anlamıyla darbe dönemlerinin uygulaması olan bu tür uygulamalardan geri durmaya, hukuka dönmeye davet ettiğimizi bir kez daha ifade etmek istiyorum."CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Manavgat Belediyesi'ne yönelik yürütülen yolsuzluk operasyonu, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in Cumartesi günü yaptığı açıklamalarda verdiği "Mısır" örneği ve iktidar belediyelerindeki yolsuzluk iddialarına ilişkin şunları söyledi: "15 Temmuzda kahramanlık destanları dizmeye çalışan 'Oradaydım, şöyle karşı çıktım' diyen Kazan Belediye Başkanınızın aynı tarihte tatilde olduğu ortaya çıktı. Oysa CHP milletvekilleri burada Gazi Meclis'te darbeye 'Hayır' dediler, karşı çıktılar. Dolayısıyla, kim darbeci kim değil iyi hesap edin. Biz Mısır'a, Tahrir Meydanı'na baktığımız zaman orada darbeye ve özgürlüklerinin elinden alınmasına direnen yurttaşları görüyoruz. Mısır'a ve Mısır'da Tahrir Meydanı'nda yapılan atıfları başka türlü almaya çalışanlara buradan açıkça ifade ediyorum: Türkiye'de ve dünyada bütün meydanlar darbelere karşı çıkmak, özgürlükleri savunmak için savaşanların meydanları olmuştur. Biz de memleketimizi gerekli durumlarda her yerde savunmaya devam edeceğiz. Baklava kutuları ile çikolata kutularını yarıştırmaya kalkmayın. Sizin çikolata kutularıyla yaptığınız imtihanı biliyoruz. Rıza Sarraf'ın önüne yatan İçişleri Bakanı'nıza ne yaptınız? Soruyorum size, ne yaptınız? Rüşvet saati koluna takıp da şurada kürsüden konuşan Sanayi Bakanı'na ne yaptınız? Çikolata kutusunda rüşvet alıp da her cuma ayet sallayan Avrupa Birliği Bakanı'na ne yaptınız? 'Ben ne yaptıysam senden talimat alarak yaptım' diyen Çevre ve Şehircilik Bakanı'na ne yaptınız? '30 milyon dolar mı kaldı, euro mu kaldı, sıfırla diyorum oğlum' diye sesini küçülterek konuşan lideriniz nerede? Dolayısıyla sizin çikolata kutularıyla imtihanınız ortadadır.Baklava kutusuna gelince o baklava kutusu için muhakkiklerimizi gönderdik. O baklava kutusu sonrasında o baklava kutusunda eğer rüşvet aldığı saptanıyorsa o arkadaşın nasıl ihraç edildiğini hep beraber göreceksiniz. Buradan çok hamaset meydanları yapılıyor, çok söyleyebiliriz, konuşabiliriz; 'Sen suçlusun, ben suçluyum' diyebiliriz. Bir tane kanun teklifi verdim, 135 CHP milletvekili imzaladı; birisi milletvekili mi oldu, belediye başkanı mı oldu, bakan mı oldu, Cumhurbaşkanı mı oldu, yardımcısı mı oldu. Siyasete girmeden evvelki beş yıl önceki mal varlığını beyan etsin; yetmez, MASAK onu saptasın ve böylece, siyasete girmeden evvelki hâlini bir öğrenelim. Siyasete girdikten sonra her yıl hem kendisi beyan versin hem de MASAK bunu saptasın, bu raporların tamamını internete koyalım. Böylece, baklava kutusu mu, çikolata kutusu mu, Ankara'yı parselleyenler mi, İstanbul'a ihanet edenler mi görelim. 135 milletvekili imzaladı, ben de imzaladım; burada bağıranlar da imzalasınlar da görelim, bu kadar basit."
Reklam












