Reklam
(TBMM) - TBMM Genel Kurulu'nda zeytinlik alanların madencilik faaliyetine açılmasını da içeren torba kanun teklifi görüşmeleri sırasında CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, "Adrese teslim bu kanun teklifinin dört sahibi var. Biri Limak, biri İçtaş, biri AYDEM, biri de şahıs şirketi olan AK Parti. Bu kanun teklifi, zeytinlik alanların kaderiyle ilgili domino taşlarının ilkidir. Buradan bir istisna yarattığınız anda zeytin kanununu delmiş olacaksınız. O nedenle şimdi bu faturayı vatandaşa, işçiye, doğaya çıkaramazsınız" dedi.TBMM Genel Kurulu'nda zeytinlik alanların madencilik faaliyetine açılmasını da içeren torba kanun teklifinin görüşmeleri sürüyor. CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, AK Parti'nin teklife ilişkin yapılan açıklamalarla kamuoyunu yanılttığını vurgulayarak, şöyle konuştu:“Adrese teslim bu kanun teklifinin dört sahibi var. Biri Limak, biri İçtaş, biri AYDEM, biri de şahıs şirketi olan AK Parti. AK Parti’nin birinci yalanı: ‘Zeytinliklerin altındaki kömür çıkarılmazsa Yatağan, Yeniköy, Kemerköy santralleri çalışamaz’ yalanı. Şu bu santraller Soma’dan getirilen kömürle zaten çalışmaya devam ediyor. Kömür, Soma’dan getirilmeye devam edilirse ne olur? Şirketlere maliyeti biraz daha fazla olur ama sonuçta para yine Türkiye’de kalır. Eğer siz, Soma’dan kömür getirmezseniz ne yapacaksınız? Soma’daki madenleri mi kapatacaksınız?AK Parti’nin ikinci yalanı: ‘Zeytinliklerin altındaki kömür çıkarılmazsa bu santraller çalışamaz, Türkiye’nin elektrik ihtiyacı karşılanamaz’ yalanı. 2025 yılında Türkiye’nin toplam elektrik kurulu gücü 120 bin megawatt, anlık maksimum elektrik tüketimi ise 58 bin megawatt. Türkiye’nin bir elektrik arz sorunu yoktur demek. Ayrıca Yatağan, Yeniköy, Kemerköy’ün toplam kurulu gücü 1749 megawatt. Türkiye’deki toplam kurulu güce oranı yüzde 1,45. Bu santrallerin ürettiği elektrik vatandaşın değil, şirketlerin ticari sorunu demek.AK Parti’nin üçüncü yalanı: ‘Zeytinliklerin altındaki kömür çıkarılmazsa bu santrallerdeki işçiler işsiz kalacak’ yalanı. AK Parti, Yatağan’da, Yeniköy’de, Kemerköy’de bilerek bir istihdam krizi yaratmaya çalışıyor. Bu yapay istihdam krizinin üzerinden de zeytinlik alanlara girmeye çalışıyor. Bu santrallerdeki işçiler işsiz kalmayacak çünkü kapasite mekanizması adlı bir teşvik var. Bu teşvik, santralleri üretmediği elektrik kapasitelerini hazırda tutmaları için ödeniyor. Bu tutarlarla da zaten işçi maaşlarının büyük bölümü devlet tarafından karşılanmış oluyor ancak AK Parti bu teşvikleri bile dağıtırken santraller arasında ayrımcılık yapıyor. Yatağan Termik Santrali ve Soma Kolin Termik Santrali’nin yaklaşık olarak güçleri aynı. Yatağan’ın kurulu gücü 630 megawatt, Soma Kolin’in kurulu gücü 510 megawatt. 2024 yılında Soma Kolin Termik Santrali’ne ödenen kapasite mekanizması teşvik tutarı 1 milyar 135 milyon lira. Aynı güçteki Yatağan Termik Santrali’ne ödenen teşvik tutarı 190 milyon lira. Aradaki fark yaklaşık 1 milyar lira. 2025 yılının ilk 5 ayında iki santrale ödenen teşvik tutarları arasındaki farka 579 milyon lira. Yani Soma Kolin Termik Santrali’ne ödenen teşvik tutarı, adil bir şekilde Yatağan, Yeniköy, Kemerköy santrallerine verilse ortada zaten bir istihdam sorunu kalmamış oluyor.Bu kanun teklifi, zeytinlik alanların kaderiyle ilgili domino taşlarının ilkidir. Buradan bir istisna yarattığınız anda zeytin kanununu delmiş olacaksınız. Bu termik santralleri özelleştirmelerle alanlar da verenler de 1939’daki zeytin kanununu bal gibi biliyorlardı. Bunu bilerek bu termik santralleri aldılar. O nedenle şimdi bu faturayı vatandaşa, işçiye, doğaya çıkaramazsınız. Adrese teslim bu kanun teklifi mutlaka AYM’den dönecek ancak siz, dönene kadar geçecek sürede bu zeytinlik alanları ortadan kaldırmayı planlıyorsunuz. Kafanızda kırk tilki, kırkının da kuyruğu birbirine değmiyor. Biz, hepsini birbirine bağlayacağız.""Bu bir yasa değil, bu ülkenin ağacına, suyuna, köylüsüne, çocuklarımızın geleceğine savaş ilanıdır"Teklifin ikinci bölümü üzerine şahsı adına aleyhte söz alan TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık da şunları söyledi:"Barışın, emeğin, bereketin ve direncin sembolü olan zeytin ağaçlarını 'madencilik' adı altında yağmalamanın önünü açacak bir yasa teklifi hazırlamışsınız ama bir yasadan çok, âdeta organize bir suç bildirisi. Doğaya, insana, yaşama, çiftçiye, köylüye, geleceğe karşı ilan edilmiş bir yağma seferberliği. Çöken siyasal ve ekonomik düzeninizi doğayı paraya çevirerek ayakta tutmaya çalışıyorsunuz. Çaresizliğinizi gizlemek için de teklifin içine 'kalkınma' ve 'kamu yararı' sözcüklerini eklemişsiniz. Üretimi değil, yağma ve yıkımı savunurken mi kalkınacaksınız? Halkı açlığa, susuzluğa, havasızlığa mahkûm etmek mi kamu yararı? Sizin 'kamu yararı' dediğinizin meali; holdingler, karteller, maden baronlarının, sermaye sahiplerinin çıkarından ibaret. Yasaları halk için değil, patronlar için, patronlarla birlikte yazıyorsunuz. Bu bir yasa değil, bir savaş ilanıdır. Bu ülkenin ağacına, suyuna, köylüsüne, çocuklarımızın geleceğine savaş ilanıdır. Mesele sadece zeytinlikler değil, memleket meselesidir.Toprağı satıyor, suyu kirletiyor, dağı deliyor, ormanı yakıyor, geleceği yağmalıyorsunuz. Kesilen her zeytinde, kurutulan her gölde, zehirlenen her derede, yanan her ormanda sizin imzanız var. Bu ülkeye karşı işlenmiş her suçun ya faili ya ortağısınız. Ülkenin yer altı ve yer üstü kaynaklarını yerli veya yabancı sermayeye peşkeş çeken bir taşeronsunuz ama size kalırsa yerli ve millisiniz. Günlerdir şu kapının dışında ağacını, toprağını savunanlar mı yerli ve milli; yoksa memleketin her karış toprağını talana açan sizler mi? Doğaya savaş açan, halkı düşman gören bir rejimle karşı karşıyayız. Bu çürümüş düzenin sahibi olan iktidar, halkın ve ülkenin düşmanıdır. Türkiye, sömürgeci bir çetenin işgali altındadır ve bu içeriden işgale direnmek meşrudur, yurttaşlık görevidir.Zeytinliğe saldırıyorsanız, biz o zeytin ağacının kökünde direnen öfke olacağız; halkı susturmaya çalışıyorsanız, biz o halkın isyanla büyüyen sesi olmaya devam edeceğiz; toprağı talan ediyorsanız, biz o toprağın derinliklerinden hesap sormak için geleceğiz ve siz hesap vermekten kaçamayacaksınız. Bu memleketin insanının, ağacının, kuşunun, toprağının hakkı sizin kirli yakalarınızı bırakmayacak. Ağaç nasıl yapıştıysa toprağına, öyle yapışacağız kirli yakalarınıza."
Reklam










