Reklam
HABER: FATİH ÖZKILINÇ KAMERA: AKIN KÜÇÜKKURT(İZMİR) – Türk Harb-İş Sendikası İzmir Şube Başkanı Selim Ulusoy, 2025-2026 Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokolü görüşmelerine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan'ın 18 Temmuz'daki zam teklifinin Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in itirazıyla geri çevrildiğini söyleyerek, "Ortada verilmiş bir zam var. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’nın imzası var. Devlet sözünde durmalı ve bu işi uzatmadan emekçinin hakkını vermelidir" dedi.Türk Harb-İş Sendikası İzmir Şube Başkanı Selim Ulusoy, kamu işçileri adına TÜHİS ile işçi konfederasyonları arasında 2025 ve 2026 yıllarını kapsayan Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokolü görüşmelerinde halen uzlaşılamamasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Görüşmelerin sekiz aydır sürdüğünü belirten Ulusoy, "Bu zamana kadar süreçle ilgili olumlu bir yanıt almamıştık, ta ki 18 Temmuz’a kadar. Şöyle ki; Kamu Koordinasyon Kurulu’na Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan Bey üçüncü teklifini sundu. İlk altı ay için yüzde 24, ikinci altı ay için gerçekleşen enflasyonu söyledi. Biz bunu gerek kendisinin bizzat ağzından gerekse resmi evraklarla üyelerimize duyurduk. Buradan gelen olumlu ve olumsuz tepkiler var ama sonuçta elimizde bir rakam var" dedi.“Gerçekleşen enflasyon yüzde 16,67’dir”Ulusoy, Ekonomi Koordinasyon Kurulu toplantısında bu zamların verilemeyeceği yönünde bilgi aldıklarını ve bunun kaynağı olarak Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in gösterildiğini aktararak, şunları kaydetti:"Biz bu rakamı üyelerimizle istişare etmek üzere süreci yürütürken, maalesef Ekonomi Koordinasyon Kurulu toplantısı yapılarak bu zamların verilemeyeceği haberini aldık ve kaynağının Mehmet Şimşek Bey olduğu söylendi bize. Ama şu anda bu işin asıl sorumlusu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’dır. Sayın Bakan verdiği sözün arkasında durmalıdır. Verdiği söz, videolarda da açıkça görülmektedir. Gerçekleşen enflasyondan bahsetmektedir. Gerçekleşen enflasyon diyorsak ocak ve temmuz ayında çıkan enflasyon rakamıdır. Bu da yüzde 16,67’dir. Şu anda Sayın Bakan, aradan geçen 12 günün ardından 'Beni sendikalar yanlış anladı' diyor. Biz kimseyi yanlış anlamadık. Şu anda kamuoyu Sayın Bakan’ın söylediğine inanmıyor, biz de inanmıyoruz, bunu kabul etmiyoruz. Biz gerçekleşen enflasyonun ne olduğunu, enflasyonu aşan kısmının ne olduğunu, gerçekleşebilecek enflasyonu çok iyi biliyoruz. Bunun için alim olmaya gerek yok. Ama şu andaki noktada bir kriz var.""Gece yarısı, işçinin ekmeğiyle yine oynandı"Ulusoy, kamu emekçisinin talepleri karşılanmadığında grev hakkını kullanabileceğini ancak kendi iş kollarında bu hakkın bulunmadığını belirterek "Madem siz bu rakamları bize öngörmüyorsunuz, o zaman sendikaların yapacağı bir şey var; grev. Ancak maalesef bizim iş kolumuzda grev hakkımız yok. Ama diğer iş kollarında çalışan emekçilerin grev hakkı var. Maalesef gece yarısı, işçinin ekmeğiyle yine oynandı. Sayın Cumhurbaşkanı gecenin bir yarısında yaklaşık bin 500 kişiyi ilgilendiren bir iş yerinde grevi erteledi. 60 gün boyunca burada grev ertelendi. Bu hak, hukuk değil. Biz bu devletin her zaman yanında olduk. Orman yangınlarında, savaşlarda, depremlerde bu ülkenin bekası için mücadele verdik. Ama bu bize yapılmış büyük bir haksızlıktır. Sayın Cumhurbaşkanı’nın yaptığını tasvip etmiyoruz. İşçilerin iradesiyle sendikal irade tarafından alınmış kararları bir gecede feshetmesini kabul etmiyoruz" dedi."Bu yanlıştan bir an evvel dönülmesi gerekiyor"Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan'ın parafı olan evraka da dikkat çeken Ulusoy, şu ifadeleri kullandı:"Şu anda elimizde Bakan Bey’in altında parafı olan bir yazısı var. Islak imzalı evrakı sosyal medyada herkes görüyor. Siz devletin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olarak kamu işçilerine vermiş olduğunuz zamma sonra 'yanlış anladınız' deme lüksün yok. Özel sektörde patronlar var. Kimisi iyi niyetli, kimisi kötü niyetli. Yarın kötü niyetli patronlar da 'Siz yanlış anlamışsınız, ben öyle dememiştim' derse biz kime gideceğiz? Bu konuda bizim Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından başka gideceğimiz kurum yok. Devletin bakanı bunu yaparsa, özel sektördeki patronun yapacaklarını tahmin bile edemeyiz. Bu yanlıştan bir an evvel dönülmesi gerekiyor. Verdikleri sözleri tutsunlar. Devlet sözünde durur."Savunma sanayisi işçisinin morali bozukUlusoy, savunma sanayinde çalışan üyelerinin kritik işler üstlendiğini anımsattı. Ancak gelinen noktada işçilerin ekonomik zorluklardan ötürü işine odaklanamadığını söyleyen Ulusoy, şunları kaydetti:"Bizim üyelerimiz yaptığı işler hafife alınacak işler değil. Şu anda beş askeri tersanede, 27 askeri fabrikada arkadaşlarımız sıcak havaya rağmen devletin bekası için gece gündüz çalışıyorlar. Gemileri onarıyoruz, denizaltıları üretiyoruz, obüs ve tankları faal hâle getiriyoruz. Silahları üretiyoruz. Askerimizin yediği ekmekten, giydiği kıyafete kadar bütün alandaki Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının araç, gereç, tesisatlarını karşılıyoruz. Bu ekonomik krize, moral bozukluğuna rağmen üretmeye devam ediyoruz. Arkadaşlarımızın durumu çok iyi değil. Ortalama maaş 40 bin lira. 20 bin lira kira veren bir üyemiz ayın sonunu getirmeye çalışıyor. Bunun kesinlikle izahı, bir matematik hesabı yok. İş yerlerinde insanların moralleri bozuk. Arkadaşlarımıza 'işinizi yapın, üretim sağlayın' diyor ve arkadaşlar bir mücadele veriyor. Düşünün ev kirası, kredi kartı borcu, faturalar, eğitim masraflarını düşünmekten kendilerini işe veremiyorlar. Bu durum savunma sanayisini de sıkıntıya düşürür. Biz her zaman söylüyoruz; bu ülkenin savunma sanayisinin şalteri, Türk Harb-İş Sendikası’nın işçileridir. Bu şalterin düzgün çalışması için bu insanların ekonomik hallerinin düzeltilmesi gerekir."Devlet sözünde durmalı"Beklentilerimiz, isteklerimiz ortada. Gerek kendi sözleşmemiz gerekse Kamu Çerçeve Protokolü ile alacağımız zamlarla insanları refaha kavuşturmak için bir mücadelemiz var. Aylardır sokaklardayız, meydanlardayız, yapmadığımız eylem kalmadı. Bütün eylemlere katıldık, en çok desteği veren sendikalardan biri olduk. O yüzden savunma sanayi işçilerinin sorunları bir an önce çözülmelidir. Hükümet bu konuda ayrı bir parantez açmalı ve bu sorunu bitirmelidir. Ortada verilmiş bir zam var. Çalışma ve Sosyal güvenlik Bakanı’nın imzası var. Devlet sözünde durmalı ve bu işi uzatmadan emekçinin hakkını vermelidir."
Reklam










