Tıp dünyasının aşılamalarla tarihin tozlu raflarına kaldırdığını düşündüğü bir kâbus, Avrupa’nın göbeğinde yeniden uyanıyor. Halk arasında "kuşpalazı" olarak bilinen ve tedavi edilmediğinde ölümcül sonuçlar doğuran difteri salgını, kıtanın pek çok şehrinde kendini göstermeye başladı. Başlarda hiçbir belirti vermeyen ancak zamanla vücudu esir alan bu sinsi hastalık, özellikle Avrupa'ya seyahat eden tatilciler için ciddi bir tehdit unsuru haline geldi.
Sessiz ilerliyor, boğazda gri tabakayla ele veriyor
İngiliz Ulusal Sağlık Servisi verilerine göre, difteri bakterisi vücuda girdikten sonra 2 ila 5 gün içinde belirtilerini göstermeye başlıyor. Ancak bu belirtiler sıradan bir enfeksiyon gibi algılanabildiği için teşhiste geç kalınabiliyor. Hastalık kendini boyunda şişmiş lenf bezleri, nefes alma ve yutma güçlüğü, yüksek ateş ve boğaz ağrısı ile belli ediyor. En ayırt edici ve ürkütücü belirti ise boğaz, burun ve dilin arkasında oluşan kalın gri-beyaz tabaka olarak biliniyor. Ayrıca deri üzerinde kırmızı, ağrılı ve ülserli yaralar da hastalığın diğer yüzünü oluşturuyor.
Otel çarşafları ve su bardakları büyük risk
Salgının yayılma hızı, bulaşma yollarının çeşitliliğiyle doğru orantılı olarak artıyor. Difteri sadece solunum yoluyla değil, deri enfeksiyonları ve temas yoluyla da bulaşabiliyor. Enfekte kişilerin kullandığı kıyafetler, otellerdeki yatak örtüleri veya ortak kullanılan su bardakları virüsün yayılmasındaki en önemli etkenlerden biri olarak öne çıkıyor. Bu durum, hijyen standartlarının düştüğü kalabalık turistik bölgelerde riski katlıyor.
Vakalarda korkutan patlama
Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC) verileri, tehlikenin boyutunu gözler önüne seriyor. 2009 ile 2020 yılları arasında kıtada ortalama 21 vaka görülürken, 2022 yılında bu sayı inanılmaz bir sıçramayla 320’ye ulaştı. 2025 yılının ilk aylarında şimdiden 13 vakanın tespit edilmesi, salgının sönümlenmediğini gösteriyor. ECDC yetkilisi Bruno Ciancio, belirtiler konusunda farkındalığın artırılması, hızlı teşhis ve acil kamu sağlığı eylemlerinin şart olduğunu vurguluyor.
Aşısızlar için kalp yetmezliği riski
Uzmanlar, hastalığın şakasının olmadığını ve özellikle aşısız bireylerde yıkıcı etkiler bıraktığını belirtiyor. Enfeksiyon, tedavi edilmezse kalp yetmezliğine, sinir sisteminde kalıcı hasara ve ciddi solunum problemlerine yol açabiliyor. Bu nedenle özellikle çocukların aşı takviminin aksatılmaması ve riskli bölgelere seyahat edecek yetişkinlerin bağışıklık durumlarını kontrol ettirmesi hayati önem taşıyor.
Kaynak: Haber Merkezi













