Reklam
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bugün TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda 2024 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ve 2022 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi ile ilgili sunum yaptı. Yılmaz, “Para ve maliye politikaları arasındaki eşgüdümü sağlayan, şeffaf ve güvenilir politika adımlarımızın olumlu etkileri ile 2024 yılının ikinci yarısından itibaren kalıcı bir dezenflasyon sürecine girmeyi bekliyoruz. Bu dönemi, geçiş süreci olarak tanımlayarak dezenflasyon sürecinin başlaması için gerekli adımları atmayı sürdürmekteyiz” dedi.Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bugün TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda 2024 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ve 2022 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi ile ilgili komisyon üyelerine sunum yaptı. Yılmaz'ın sunumu özetle şöyle:“Orta ve uzun vadeli hedeflerimizle uyumlu şekilde hazırlanan 2024 Yılı Bütçe Kanunu Teklifimiz, meclisimizin onayının ardından, Türkiye Yüzyılının ilk bütçesi olacaktır. 2024 Yılı Bütçesi, Cumhuriyetimizin yeni yüzyılında daha da güçlü Türkiye’yi inşa ve ihya bütçesidir. Bu vesileyle 29 Ekim’de idrak edeceğimiz Cumhuriyetimizin yüzüncü yılını şimdiden tebrik ediyor, bütçemizin Cumhuriyetimizi daha ileriye taşıma yolunda katkıda bulunmasını diliyorum. Bütçe teklifimiz içerdiği 67 ayrı program alanı ile ‘dirençli şehirler, dirençli ekonomi ve dirençli toplum’ önceliklerini esas almaktadır.“BU BÜTÇEYLE DEPREMLE YIKILAN ŞEHİRLERİMİZİ DAHA İYİ ŞEKİLDE YENİDEN AYAĞA KALDIRACAK, GELECEĞE DÖNÜK AFET RİSKLERİNİ AZALTACAĞIZ”İşçisi, memuru, emeklisi, esnafı, çiftçisi, çocuğu, genci ve yaşlısıyla toplumun tüm kesimlerini ve ülkemizin tüm yörelerini gözeterek hazırladığımız 2024 Yılı Bütçesini Gazi Meclisimizin takdirine sunuyoruz. Bu bütçeyle depremle yıkılan şehirlerimizi daha iyi şekilde yeniden ayağa kaldıracak, geleceğe dönük afet risklerini azaltacağız. Mali disiplini esas alan, maliye ve para politikaları koordinasyonunu güçlendiren, yapısal reformları öne çıkaran bir anlayış ile ekonomimizde istikrarı kalıcı hale getireceğiz.2024 Yılı Bütçesi, yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı destekleyen, insan odaklı ve sosyal refahı artırıcı bir yaklaşımla hazırlanmıştır. Ortak akılla belirlediğimiz gerçekçi politikalarımızla, tüm dünya ile birlikte ülkemizi de olumsuz etkileyen hayat pahalılığının üstesinden geleceğiz. Bütçemiz aynı zamanda enerji ve gıda arz güvenliği, iklim değişikliği ve dijital dönüşüm gibi alanlarda ülkemizin elini daha da güçlendirecek yapıdadır. Aynı zamanda aile kurumumuzu, değerlerimizi, milli bünyemizin tüm zenginliklerini kapsayan ve koruyan bir bütçedir. 2024 Yılı bütçesiyle terörle mücadeleye kararlılıkla devam edecek tüm şehirlerimizde huzuru ve refahı sürdürülebilir kılacağız.Bilindiği üzere, son yıllarda bütçelerimizi olumsuz küresel ve bölgesel koşulların etkisi altında hazırlamaktayız. 2024 yılı bütçesini de dünya ekonomisinde süregelen zayıf görünümü, artan risk ve belirsizlikleri dikkate alarak hazırlamış bulunuyoruz. Küresel ekonomide 2021 yılında yaşanan güçlü toparlanma sonrasında 2022’de daha ılımlı bir büyüme kaydedilmiştir. Toplam talebin güçlenmesi ile eş zamanlı olarak yaşanan arz sorunları, neticesinde, başta gıda ve enerji olmak üzere, emtia fiyatlarında tarihi yüksek seviyeler görülmüş, bu dönemde başlayan Rusya-Ukrayna savaşı gıda ve enerji fiyatlarındaki dalgalanmayı artırmıştır. 2022 yılı boyunca küresel fiyat düzeyi, alınan önlemlerle düşüş sürecine girmiş olsa da halen tarihsel ortalamaların üzerinde seyretmektedir. Küresel düzeyde artan politik ve ticari gerilimler, ekonomik ve siyasi alanda çok sayıda değişime sebep olmaktadır. Ticarette karşılıklı kısıtlama ve yaptırımlar, belirsizliklere yol açmakta ve küresel ekonomik aktivite üzerinde baskı oluşturmaktadır. Bölgesel düzeyde rekabet belirginleşmekte, müttefik ülkeler ayrımı yaygınlaşmakta ve yeni iş birliği ve ticaret ilişkileri ortaya çıkmaktadır.“KÜRESEL BÜYÜMEDE İVME KAYBI İHTİMALİ GİDEREK KUVVETLENMEKTEDİR”Küresel düzeyde dirençli hale gelen enflasyonla mücadelede 2022 yılının başından itibaren yaygın bir biçimde parasal sıkılaşma eğilimi gözlenmektedir. Başta ABD ve Avrupa ülkeleri olmak üzere gelişmiş ekonomilerde politika faiz oranları uzun süredir görülmeyen sıklıkta yükseltilmiştir. Sıkılaşan finansal koşullar rezerv para birimlerinin güçlenmesine ve gelişmekte olan ülke para birimlerinde dalgalanmalara yol açmaktadır. Bu gelişmeler ve zayıflaması beklenen talep görünümü nedeniyle, küresel büyümede ivme kaybı ihtimali giderek kuvvetlenmektedir. Yaşanan bölgesel savaşlar nedeniyle finansal piyasalarda güvenli limanlara yönelme eğilimi ortaya çıkmakta, para ve emtia piyasalarında dalgalanmalar görülmektedir. Enflasyonla mücadele edilirken durgunluğa girilmemesi için ülke merkez bankalarının ölçülü adımlar atması gündeme gelmektedir. Süregelen riskler ve belirsizlikler küresel büyümeye ilişkin ihtiyatlı tahminleri beraberinde getirmektedir. Nitekim Uluslararası Para Fonu (IMF)’nun ‘2023 Yılı Ekim Ayı Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nda, dünya ekonomisinin 2022 yılında yüzde 3,5 büyüme kaydetmesinin ardından, 2023 yılında yüzde 3,0 ve 2024 yılında yüzde 2,9 ile daha ılımlı büyümesi öngörülmektedir.2022 yılında yüzde 2,6 büyüyen gelişmiş ülkelerin belirgin ivme kaybederek 2023 yılında yüzde 1,5, 2024 yılında ise yüzde 1,4 oranında büyümesi beklenmektedir. Bölgelere ve ülkelere özgü ayrışmalar nedeniyle büyüme performanslarında ekonomiler arasında ciddi farklar oluşması beklenmektedir. 2023 yılında ABD’nin yüzde 2,1, Avro Bölgesi’nin yüzde 0,7 büyümesi öngörülmekte iken 2024 yılında bu ekonomilerin sırasıyla yüzde 1,5 ve yüzde 1,2 oranında büyüyeceği tahmin edilmektedir. Başlıca ticaret ortaklarımızdan biri olan Almanya’nın büyüme tahminleri 2023’te yüzde eksi 0,5, 2024 yılında yüzde 0,9’dur. Fransa’nın 2023 yılı büyüme tahmini yüzde 1,0, 2024 yılı büyüme tahmini ise 1,3’tür. İngiltere’nin ekonomik büyümesi 2023 yılında yüzde 0,5 ve 2024 yılında yüzde 0,6 olarak tahmin edilmektedir.2022 yılında yüzde 4,1 büyüyen yükselen piyasa ve gelişmekte olan ekonomilerin ise 2023 ve 2024 yıllarında yüzde 4,0 oranında büyümeleri beklenmektedir. Bu kapsamda, Çin’in büyüme tahminleri aşağı yönlü revize edilerek 2023’te yüzde 5,0, 2024’te ise yüzde 4,2 olmuştur. Benzer şekilde, 2023 Yılı Eylül Ayı OECD Ekonomik Görünüm Raporu’na göre, küresel büyümenin 2023 yılında yüzde 3,0, 2024 yılında ise yüzde 2,7 olması beklenmektedir. 2023 yılında ekonomik büyümenin ABD’de yüzde 2,2, Avro Bölgesi’nde yüzde 0,6 ve Çin’de yüzde 5,1 olarak tahmin edilmektedir. Görüldüğü üzere, uluslararası tahminler genel olarak küresel büyümenin aşağı yönlü eğilim izleyeceğine ve dünya ekonomisinde ılımlı bir yavaşlama yaşanacağına işaret etmektedir. Ancak, söz konusu tahminlerde Ortadoğu’da ortaya çıkan son krizin olası hasarları henüz dikkate alınmamıştır.Sıkılaşan koşullar ve jeopolitik gerilimlerle birlikte IMF’ye göre küresel mal ve hizmet ticaretinde bu yıl ancak yüzde 0,9 oranında büyüme gerçekleşmesi beklenmektedir. 2024 yılında ise ticaret hacmindeki artışın tekrar toparlanarak yüzde 3,5’e çıkacağı tahmin edilmektedir. Küresel enflasyon son yıllarda 2000’li yılların ortalama seviyesinin yaklaşık iki katına çıkmıştır. 2023 yılında yıllık manşet enflasyon oranlarında baz etkisi ve emtia fiyatlarındaki ılımlı görünümle düşüş eğilimi görülmektedir. Çekirdek enflasyon oranlarında ise azalış hizmet fiyatlarındaki katılık sebebiyle daha yavaş gerçekleşmektedir. Emtia fiyatlarının jeopolitik gerilimler ile iklim koşullarının etkisiyle daha değişken bir hal alması, enflasyonla mücadelede yerinde ve yeterince sıkı politika duruşunun sergilenememesi ve talep koşullarının destekleyici olmaya devam etmesi küresel enflasyondaki yukarı yönlü riskleri canlı tutmaktadır.“2023 YILI GENELİNDE TÜRKİYE EKONOMİSİNİN YÜZDE 4,4 BÜYÜYECEĞİ TAHMİN EDİLMEKTEDİR”2023 yılının ilk yarısı itibarıyla kuvvetli iç talep ve hizmetler sektörü öncülüğünde yüzde 3,9 büyüme ile son 12 çeyrektir kesintisiz büyüme sürecimiz devam etmiştir. Yılın ikinci yarısında turizm ve iç talepteki seyrin ekonomik faaliyetlerdeki olumlu görünümü koruyarak büyümeyi desteklemesi beklenmektedir. Küresel düzeyde ekonomik durgunluk belirtilerine rağmen 2023 yılı genelinde Türkiye ekonomisinin yüzde 4,4 büyüyeceği tahmin edilmektedir.Türkiye ekonomisi 2022 yılı itibarıyla yaklaşık 906 milyar dolar GSYH büyüklüğü ile dünyada 19’uncu sırada yer almakta olup IMF Raporunda yer alan tahminlere göre bu yılsonu itibarıyla 17’nci sıraya kadar yükseleceği öngörülmektedir. Satın Alma Gücü Paritesi cinsinden GSYH büyüklüğüne göre ise ülkemizin dünyanın en büyük 11’inci ekonomisi konumunu koruması beklenmektedir.Kaydedilen güçlü büyüme performansıyla 2018 yılında 28 bin 299 dolar olan Satın Alma Gücü Paritesi cinsinden kişi başına gelirin 2023 yılında artışını sürdürerek 41 bin 354 dolar seviyesine kadar yükselmesi ve 2022 yılında yüzde 69 olan AB ortalamasına yakınsama oranının yüzde 72,2’ye ulaşması öngörülmektedir.2024 yılında ise, ekonominin üretim ve talep yönüyle dengeli bir görünüm sergileyerek, büyümenin sürdürülebilir bileşenleri olan net ihracat ve sabit sermaye yatırımlarının ağırlığının arttığı bir yapıyla yüzde 4,0 büyüme oranına ulaşılması hedeflenmektedir.“İŞSİZLİK ORANININ YÜZDE 10,1’E GERİLEMESİ, 2024 YILINDA İSE YÜZDE 10,3 SEVİYESİNDE GERÇEKLEŞMESİ BEKLENMEKTEDİR”Güçlü ekonomik aktivitenin istihdam oluşturma kapasitesi üzerinde olumlu etkileriyle, istihdamımız 2023 yılının ikinci çeyreğinde tarihi yüksek seviyelerine ulaşmıştır. Yılın ilk yarısında net 220 bin istihdam artışı sağlanmış olup 2023 yılı genelinde ekonomideki canlılığın sürmesiyle yılsonu itibarıyla istihdamdaki yıllık artışın 900 bini aşarak işsizlik oranının yüzde 10,1’e gerilemesi, 2024 yılında ise yüzde 10,3 seviyesinde gerçekleşmesi beklenmektedir. Önümüzdeki üç yıllık süreçte istihdamın yıllık ortalama 909 bin kişi artacağı ve işgücüne katılım oranlarında öngörülen artışa rağmen işsizlik oranının 2025 yılı itibarıyla tek haneli seviyelere kalıcı olarak düşeceğini tahmin etmekteyiz.“2024 YILININ İKİNCİ YARISINDAN İTİBAREN KALICI BİR DEZENFLASYON SÜRECİNE GİRMEYİ BEKLİYORUZ”İç talepteki canlılık hizmet sektörü enflasyonundaki katılığı artırmış, bu durum çekirdek enflasyonda ve beklentilerde düşüşü sınırlamıştır. Enflasyonun dünya genelinde bir sorun haline geldiği son yıllarda, makroekonomik ve finansal istikrarı kalıcı bir şekilde güçlendirmek amacıyla çeşitli tedbirler hayata geçirilmiştir. Son dönemde para politikasında güncelleme ve makro ihtiyati tedbirlerde sadeleştirme ile parasal aktarım mekanizmasını güçlendirmek, makro finansal istikrarı sağlamlaştırmak amaçlanmıştır. Para ve maliye politikaları arasındaki eşgüdümü sağlayan, şeffaf ve güvenilir politika adımlarımızın olumlu etkileri ile 2024 yılının ikinci yarısından itibaren kalıcı bir dezenflasyon sürecine girmeyi bekliyoruz. Bu dönemi, geçiş süreci olarak tanımlayarak dezenflasyon sürecinin başlaması için gerekli adımları atmayı sürdürmekteyiz. Bu doğrultuda, enflasyon kalıcı ve düşük tek haneli seviyelere gerileyene kadar tüm politika araçları kararlılıkla kullanılmaya devam edilecektir.“2023 YILI EYLÜL AYI İTİBARIYLA YILLIKLANDIRILMIŞ İHRACATIMIZ 253,5 MİLYAR DOLAR SEVİYELERİNDE BULUNMAKTADIR”2023 yılında, küresel ölçekte devam etmekte olan sıkılaştırıcı para politikası uygulamalarının ekonomik aktivite üzerindeki etkilerinin özellikle ana ihracat pazarımız olan Avrupa ekonomilerinde daha da şiddetli bir şekilde hissedildiğini görmekteyiz. Avrupa ekonomileri için büyüme beklentilerinin, salgın dönemi hariç tutulduğunda son yılların en düşük seviyesine düştüğü görülmektedir. Buna rağmen 2023 yılı Eylül ayı itibarıyla yıllıklandırılmış ihracatımız 253,5 milyar dolar seviyelerinde bulunmaktadır.2024 yılında ihracat hedefimiz olan 267 milyar dolara ulaşmak için gerekli tüm politika adımları hayata geçirilecektir. Küresel düzeyde yeni eğilimleri dikkate alarak rekabetçiliği güçlendirmek ve tedarik zincirlerinde yaşanan değişimlerle ortaya çıkacak fırsatlardan azami ölçüde yararlanmak üzere tüm gücümüzle çalışmayı sürdüreceğiz.Ülkemiz turizm geliri ve ziyaretçi sayısı açısından salgın öncesinden daha güçlü bir performans sergilemekte, bu gelişmeler hizmetler dengesi üzerinden cari işlemler dengesine olumlu yansımalarını sürdürmektedir. Turizm sektörünün güçlü performansıyla 2023 yılı sonunda turizm gelirlerimizin 55,6 milyar dolar ile rekor bir seviyeye ulaşmasını bekliyoruz.Bu gelişmeler neticesinde 2023 yılı sonu itibarıyla cari işlemler açığını GSYH oranının yüzde 4 seviyesinde gerçekleşmesi beklenmektedir.“2022 YILINDA; BÜTÇE GİDERLERİ 2 TRİLYON 942,7 MİLYAR LİRA, BÜTÇE GELİRLERİ 2 TRİLYON 800,1 MİLYAR LİRA, BÜTÇE AÇIĞI 142,7 MİLYAR LİRA, FAİZ DIŞI FAZLA 168,2 MİLYAR LİRA OLARAK GERÇEKLEŞMİŞTİR”2022 yılında; bütçe giderleri 2 trilyon 942,7 milyar lira, bütçe gelirleri 2 trilyon 800,1 milyar lira, bütçe açığı 142,7 milyar lira, faiz dışı fazla 168,2 milyar lira olarak gerçekleşmiştir. Bütçe disiplini açısından 2022 yılı performansımız Avrupa Birliği üyesi ülkelerle karşılaştırıldığında, ülkemiz pozitif yönde ayrışmaktadır. Bütçe açığının GSYH’ya oranı AB üyesi ülkelerde ortalama yüzde 3,4 iken bu oran ülkemizde yüzde 1 olmuştur. Bütçe disiplininden ödün vermeden yapılan harcamaların kompozisyonuna bakıldığında, harcamaların; yüzde 39,9’unun cari transferler ve sermaye transferlerinden, yüzde 24,2’sinin personel giderleri ve sosyal güvenlik Devlet primi giderlerinden, yüzde 10,6’sının faiz giderlerinden, yüzde 9,4’ünün sermaye giderlerinden, yüzde 8,8’inin mal ve hizmet alım giderlerinden, yüzde 7,1’inin borç verme giderlerinden oluştuğu görülmektedir.“2023 YILINDA; MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GİDERLERİNİN 6 TRİLYON 562,6 MİLYAR LİRA, MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GELİRLERİNİN 4 TRİLYON 929,7 MİLYAR LİRA, BÜTÇE AÇIĞININ 1 TRİLYON 633 MİLYAR LİRA OLARAK GERÇEKLEŞECEĞİNİ TAHMİN ETMEKTEYİZ”2023 yılı merkezi yönetim bütçe gerçekleşmelerine ilişkin yılsonu beklentilerimiz ise şu şekildedir. 2023 yılında; merkezi yönetim bütçe giderlerinin 6 trilyon 562,6 milyar lira, merkezi yönetim bütçe gelirlerinin 4 trilyon 929,7 milyar lira, bütçe açığının 1 trilyon 633 milyar lira, faiz dışı açığın 986,8 milyar lira, olarak gerçekleşeceğini tahmin etmekteyiz. 2023 yılsonu bütçe açığının milli gelire oranının ise yüzde 6,4 olacağını öngörüyoruz.2023 yılı için öngörülen 762 milyar lira deprem harcaması hariç bütçe açığının milli gelire oranı başlangıç öngörüsüne uygun olarak yüzde 3,4 seviyesinde beklenmektedir. Gelir tahsilatımızdaki olumlu performansa göre bu oranın daha aşağı düzeylerde gerçekleşmesi olası görülmektedir.Bütçe giderlerinin detaylarına bakıldığında, Personel giderlerinin 1 trilyon 326,5 milyar lira, Sosyal Güvenlik Kurumlarına devlet primi giderlerinin 183,2 milyar lira, mal ve hizmet alım giderlerinin 471 milyar lira, cari transferlerin 2 trilyon 501,6 milyar lira, sermaye giderlerinin 538,8 milyar lira, sermaye transferlerinin 685,1 milyar lira, borç verme giderlerinin 210,4 milyar lira, faiz giderlerinin 646,1 milyar lira olarak gerçekleşmesini bekliyoruz. 2023 yılında vergi gelirlerinin yaklaşık 4 trilyon 270,7 milyar lira, vergi dışı gelirlerin ise yaklaşık 659 milyar lira olacağını öngörüyoruz.2024 yılı Merkezi Yönetim Bütçesinde bütçe giderlerinin 11 trilyon 89 milyar lira, bütçe gelirlerinin ise 8 trilyon 437,1 milyar lira olacağı tahmin edilmektedir. Bütçe açığının gayri safi yurtiçi hasılaya oranının ise yüzde 6,4 olarak gerçekleşeceği öngörülmektedir.“2024 YILI BÜTÇEMİZDE AFET RİSKLERİNİN AZALTILMASI, DEPREMLERİN YOL AÇTIĞI HASARLARIN SÜRATLE GİDERİLMESİ VE DEPREM BÖLGESİNDE YAŞAYAN VATANDAŞLARIMIZIN İHTİYAÇLARI İÇİN 1 TRİLYON 28 MİLYAR LİRA KAYNAK AYIRIYORUZ”Bildiğiniz üzere, 2023 yılı Şubat ayında meydana gelen Kahramanmaraş ve Hatay depremlerinde hasar gören bölgelerin yeniden ihyası, imarı ve depremin etkilerinin süratle ortadan kaldırılması ile diğer ödenek ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla Temmuz ayında Meclisimizde bir ek bütçe teklifi kabul edildi. 2023 yılı içinde bütçeden 762 milyar lira tutarında deprem harcaması yapılacağını öngördük. 2024 yılı bütçemizde afet risklerinin azaltılması, depremlerin yol açtığı hasarların süratle giderilmesi ve deprem bölgesinde yaşayan vatandaşlarımızın ihtiyaçları için 1 trilyon 28 milyar lira kaynak ayırıyoruz. Bu tutarın GSYH’ya oranı yüzde 2,5 seviyesindedir. Devletimiz tüm yetkilileri ve kurumlarıyla, deprem bölgesindeki hayatın süratle normale dönmesi için çalışmalarına aralıksız bir şekilde devam etmektedir.Bu çerçevede, bütçemizin tüm imkânlarını seferber ederek ortaya koyduğumuz deprem harcamaları hariç 2024 yılı bütçe ödeneklerinin ekonomik sınıflandırmaya göre dağılımını ise şu şekilde öngördük:
- Personel giderleri için toplam 2 trilyon 865,9 milyar lira,
- Mal ve hizmet alım giderleri 669,8 milyar lira,
- Cari transferler 4 trilyon 52,8 milyar lira,
- Sermaye giderleri 636,5 milyar lira,
- Sermaye transferleri 68,1 milyar lira,
- Borç verme giderleri 298,2 milyar lira,
- Yedek ödenekler 215,3 milyar lira,
- Faiz giderleri 1 trilyon 254 milyar liradır.
- Gelir Vergisi 1 trilyon 188,9 milyar lira,
- Kurumlar Vergisi 1 trilyon 275,7 milyar lira,
- Katma Değer Vergisi 2 trilyon 497,7 milyar lira,
- Özel Tüketim Vergisi 1 trilyon 403,9 milyar lira,
- Diğer Vergi Gelirleri 1 trilyon 41,5 milyar lira,
- Vergi Dışı Gelirler 1 trilyon 29,4 milyar liradır.
Reklam












