Gerede Çayı Temiz Aksın Platformu Koordinatörü Mehmet Emin Aslan da milletvekillerine şöyle seslendi:
"Meclisten bizim için doğru kararların çıkmasını istiyoruz. Biz asiliz, biz milletiz. Onlar bizim vekillerimiz. Bizim istediğimiz kararları çıkartmak zorundalar. Bugün siz maden yasasıyla Çevresel Etki Değerlendirmelerini (ÇED) yok sayıyorsunuz. Orman Genel Müdürlüğünün elindeki yetkileri başka kurumlara devrediyorsunuz. Anayasal haklarla korunan yasaları hiçe sayıyorsunuz. Demokrasi sadece sandıkta oy değildir, bugün buradaki dirençtir, insanların talebidir. Bizleri duyun. Sayın vekiller, kararlarınızı buna göre alın. Halkın temsilcisiyiz, onun için buradayız."
"Bizim başka gidecek ülkemiz yok"
Çorum'un Songurlu ilçesinin Karakaya Köyü'nden gelen Servet Demirkaya da açıklamasında, "Toprağımıza, suyumuza, yaşamımıza dokunmayın. Karakaya Köyü, Akbelen Köyü ile beraber. Karakaya Köyü’nün hemen yanı başında, köyün en son evlerine sadece 25 metre uzaklıktaki kayalıktan taş ocağı açmak istiyorlar. Bunu da yasa nezdinde hile ile yapıyorlar. Köyümüzün habitatı bozulacak, yer altı sularımız kaçacak, kerpiç evlerimiz yıkılacak. Sermaye daha çok kazanmak için Karakaya’yı yok etmek istiyor. Bizim başka gidecek ülkemiz yok. Başka gidecek köyümüz yok. O taş ocağından taş vermeyeceğiz. Ya canımızı alacaklar, ya taşı alacaklar. Bu kadar net" dedi.
"Bugün biz aç kalacağız, topraksız kalacağız, yaşamımızı kaybedeceğiz ama sonra sıra size gelecek."
Muğla’nın Milas İlçesi’ne bağlı Karacahisar Köyü’nden gelen Ayişe Günay da ata topraklarını vermeyeceklerini vurguladı. Atay, konuşmasında şunları ifade etti:
"Kendi irademle geldim buraya. 85 milyon adına geldim. Sadece kendi toprağım için değil, memleket talan ediliyor! Biz bir haftadır Ankara'nın ayazında Cemal Süreya Parkı'nda yatıp kalkıyoruz. Bizden ne istiyorsunuz? Ayaklarım şişti, yürüyemiyorum ama sonuna kadar buradayım. Bizim toprağımızı, atamın toprağını, babamın, anamın kemiklerinin yattığı toprağı hiç kimse alamaz. Biz atamızın çocuklarıyız! Mustafa Kemal’in, Atatürk’ün askerleriyiz. Savaşta yapamadıklarını şimdi yapmak istiyorlar. Talan etmek istiyorlar. Bütün Türkiye uyansın, geriye dönüş yok.
Bugün biz aç kalacağız, topraksız kalacağız, yaşamımızı kaybedeceğiz ama sonra sıra size gelecek. Hepimize gelecek. Protesto ediyorum, kabul etmiyorum. Beni anamın toprağından, suyumdan, vatanımdan hiç kimse çıkaramaz."
"Onların oyalama taktiklerine kanmayacağız, biz köylüyüz ama bizi cahil sanmasınlar"
İzmir Kınık'tan gelen Mehmet Aksoy ise açıklamasında şöyle konuştu:
"Bu talan ve işgal yasasına karşı yaklaşık bir haftadır parkta geceli gündüzlü nöbetteyiz. Ama bir kişi kalana kadar bile geri çekilmek yok. Bu yasa sadece İzmir’i, Muğla’yı, Artvin’i, Hopa’yı, Ordu’yu ilgilendirmiyor. Bu talan ve işgal yasası 81 vilayeti bağlayan bir yasadır. Bütün ekosistemi tehdit eden bir yasa bu. Biz bu yasayı kabul etmeyeceğiz. Benim geldiğim coğrafyada ben onların çocukları gibi şatafatlı villalarda doğup büyümedim. Benim geldiğim topraklarda yüzmeyi tatlı sularda öğrendim. Şimdi o sulardan kömür tozu, kömür şılaması akıyor. Bölgede tatlı su kaynağı kalmadı. Bir avuç holdingin kölesi olmayacağız. Ve bu bir haftadır süren direnişimize bütün Ankara ve Türkiye halkını dayanışmaya çağırıyoruz. Onların oyalama taktiklerine kanmayacağız, biz köylüyüz ama bizi cahil sanmasınlar. Bu zeytinler 100 yıllık, 200 yıllık ağaçlardır. Ne kaktüstür, ne domates, biber fidesidir. Bu bitkinin geri dönüşü yok. Bu bir talandır. Bu talana karşı hep birlikte, omuz omuza mücadele etmek zorundayız. Eğer bu mücadeleyi bir gün kaybedersek, gelecek bizim için hüsran ve karanlık olacaktır."










