Bilim insanları uyardı: Yas sadece kalbi değil, yaşamı da bitirebilir
Danimarka'da yapılan 10 yıllık araştırma, sevdiği birini kaybeden ve uzun süre toparlanamayan kişilerin ölüm riskinin neredeyse iki kat arttığını ortaya koydu. Uzmanlara göre yoğun yas, kalp hastalıklarından erken ölüme kadar uzanan zincirleme etkiler yaratabiliyor. İşte detaylar…
Sevdiği birini kaybeden herkes, yasın ne kadar yıkıcı olabileceğini bilir. Ancak bilim insanları artık bunun sadece duygusal bir acı olmadığını söylüyor: Yoğun ve uzun süreli yas, ölüm riskini artırıyor.
Aarhus Üniversitesi tarafından yürütülen ve 10 yıl boyunca 1.700’den fazla kişiyi izleyen araştırma, derin yas yaşayanların ölüm olasılığının, daha hafif yas süreci geçirenlere göre yaklaşık iki kat fazla olduğunu ortaya koydu.
Frontiers in Public Health dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, kayıp sonrası sarsıcı acıyı uzun süre üzerinden atamayan bireylerde, kalp hastalıkları, yüksek tansiyon ve bağışıklık zayıflığı gibi ciddi sağlık sorunları daha sık görülüyor.
On yıl süren takipte çarpıcı tablo
Araştırma 2012’de başladı. Katılımcıların çoğu kadın ve yaş ortalaması 62’ydi. Katılımcıların üçte ikisi eşini, dörtte biri ebeveynini, geri kalanı ise yakın bir akrabasını kaybetmişti. Bilim insanları, bu kişilerin yas sürecini ilk altı ay, üç yıl ve on yıl boyunca düzenli aralıklarla takip etti.
Sonuçlar beş farklı yas türünü ortaya koydu:
Hafif ve kalıcı: Günlük hayatı etkilemeyen, kısa sürede toparlananlar.
Zamanla hafifleyen yoğun yas: İlk aylarda sarsıcı ama giderek azalan acı.
Orta düzey yas: Belirgin üzüntü, zamanla azalıyor.
Gecikmeli yas: Kaybın etkisi altı ay sonra zirve yapıyor.
Sürekli yüksek yas: Yıllar geçse de dinmeyen acı ve çöküş hali.
Son grupta yer alanlar, yani uzun süre geçmeyen derin yas yaşayanlar, ölüm riski en yüksek kesim olarak belirlendi.
Yasın bedeni nasıl etkilediği
Uzmanlara göre yas, sadece psikolojik bir durum değil; beyin, kalp ve bağışıklık sistemi üzerinde doğrudan etkili bir stres tepkisi yaratıyor. Araştırmalar, “kırık kalp sendromu” olarak bilinen stres kaynaklı kalp yetmezliğinin genellikle büyük kayıpların ardından ortaya çıktığını gösteriyor.
Bu durum geçici olsa da, kalp kasının ani şekilde zayıflamasına ve ölümcül komplikasyonlara yol açabiliyor. Ayrıca uzun süren yas süreci, yüksek tansiyon, kronik iltihap, hormon dengesizliği ve bağışıklık çökmesi gibi fizyolojik etkileri tetikliyor.
Dr. Mette Kjærgaard Nielsen, “Yoğun yas yaşayan kişilerde kalp-damar hastalıkları, depresyon ve hatta intihar oranlarının arttığını biliyorduk. Ancak bu çalışmayla doğrudan ölüm riskini de net biçimde gördük” dedi.
Kimler daha fazla risk altında?
Araştırma, derin yas yaşayanların önemli bir kısmının kayıp öncesinde de ruhsal açıdan kırılgan bireyler olduğunu ortaya koydu. Nielsen, “Bu kişilerde depresyon veya anksiyete geçmişi bulunuyor. Kayıp sonrası bu kırılganlık, ölümcül sonuçlar doğurabiliyor,” dedi.
Uzmanlar, aile hekimlerinin bu kişileri erken dönemde tespit etmesi gerektiğini vurguluyor.
Nielsen, “Bir doktor, hastanın geçmişte psikiyatrik tedavi görüp görmediğini inceleyerek özel takip planı oluşturabilir,” ifadelerini kullandı.
Çözüm: yasla yalnız kalmamak
Çalışma, terapi ya da danışmanlığın ölüm riskini azaltıp azaltmadığını doğrudan ölçmedi. Ancak bilim insanları, “yardım istemenin hayat kurtarabileceğini” söylüyor.
Yas terapisi, destek grupları ve düzenli psikolojik takibin, acıyı bastırmak yerine sağlıklı biçimde işlemeye yardımcı olduğu vurgulanıyor. Uzmanlara göre yas, bastırılmaması gereken ama tek başına taşınması da tehlikeli bir süreç.
Kaynak: Haber Merkezi