Nörologlar asla yemiyor: Beyni çürüten 6 gizli tehlike açıklandı
Beyin sağlığı için sadece bulmaca çözmek yetmez. Uzmanlar mutfaktaki sinsi tehlikeye dikkat çekti. İşte nörologların "beyni yavaş yavaş öldürüyor" diyerek ağızlarına bile sürmedikleri, sofraların vazgeçilmezi o 6 yasaklı gıda.
İnsan ömrü uzadıkça, herkesin en büyük korkusu bedensel yaşlanmadan ziyade "zihinsel çöküş" haline geldi. Demans, Alzheimer ve bilişsel gerileme, modern çağın salgını gibi yayılırken, çoğu insan beyin sağlığını korumak için sadece bulmaca çözmeye, Sudoku oynamaya veya hafıza oyunlarına güveniyor. Ancak bilim dünyasından gelen son uyarılar, meselenin sadece "zihni çalıştırmak" olmadığını, asıl tehlikenin "mideye girenlerde" saklı olduğunu ortaya koyuyor. Beyin sağlığı üzerine çalışan dünyanın önde gelen nörologları ve sinirbilimcileri, market raflarında "masum" gibi duran, hatta bazen "sağlıklı" etiketiyle satılan bazı gıdaların aslında gri hücreleri yavaş yavaş öldürdüğünü açıkladı.
Huffington Post’a konuşan uzmanlar, kendi mutfaklarına asla sokmadıkları, gördüklerinde kaçtıkları 6 gıda maddesini ifşa etti. Listede sporcuların vazgeçilmezi olan takviyelerden, diyet yapanların sığındığı "şekersiz" içeceklere kadar şaşırtıcı maddeler var.
1. Sporcuların 'sağlıklı' zehri: Protein tozları
Listede en şaşırtıcı madde, spor salonlarının vazgeçilmezi olan protein tozları oldu. Kas yapmak ve fit görünmek uğruna tüketilen bu tozlar, beyin için tam bir saatli bomba olabilir. Sinirbilimci Friederike Fabritius, günlük smoothie’lerine protein tozu ekleyenleri sert bir dille uyarıyor. Fabritius’a göre sorunun kaynağı proteinin kendisi değil, bu tozların içine konulan "yapay tatlandırıcılar" ve katkı maddeleri.
Bu kimyasallar, bağırsak mikrobiyotasını (bağırsaktaki yararlı bakteriler) darmadağın ediyor. Peki bunun beyinle ne ilgisi var? Bilim, bağırsakları "ikinci beyin" olarak kabul ediyor. Fabritius, "Sinir ileticilerimizin (nörotransmitterler) büyük bir kısmı beyinde değil, bağırsakta üretiliyor. Serotonin ve dopamin gibi ruh halini ve bilişsel fonksiyonları düzenleyen kimyasalların fabrikası bağırsaklardır. Protein tozlarıyla bu fabrikayı bozduğunuzda, dolaylı olarak beyninizi de bozmuş oluyorsunuz" diyerek fitness dünyasındaki büyük yanılgıya dikkat çekiyor.
2. Beynin en büyük düşmanı: Gazlı içecekler
Nörolog Dr. Shaheen Lakhan, gazlı içecekleri tartışmaya kapalı bir şekilde "beyin için en zararlı gıda maddelerinden biri" olarak tanımlıyor. Lakhan'a göre bu içecekler, yüksek oranda basit şeker içeriyor ve bu şeker, beyni besleyen kılcal damarları zamanla tahrip ediyor. Kan akışı azalan beyin, oksijensiz kalarak küçülmeye başlıyor. Bu süreç uzun vadede demans (bunama) ve inme riskini katlarken, kısa vadede beyin iltihabı (enflamasyon), kronik huzursuzluk ve odaklanma sorunlarına yol açıyor.
Dr. Lakhan, "Ben diyet kola içiyorum, şeker yok" diyenleri de üzecek bir gerçeği açıklıyor: Diyet içecekler daha iyi bir alternatif değil, aksine daha sinsi bir tuzak. "Kalorisiz yapay tatlandırıcılar, beyni biyolojik olarak strese sokuyor. Beyin tatlı tadını alıyor ama kaloriyi alamayınca paniğe kapılıyor ve gerçek şekere yönelik aşırı bir istek (kriz) yaratıyor. Bu döngü, beynin ödül mekanizmasını bozarak bağımlılığı tetikliyor."
3. Damar tıkayan sanayi yağı: Margarin
Bir dönem "tereyağından daha sağlıklı" diye pazarlanan margarin, nörologların kara listesinde üçüncü sırada. NYU Langone Concussion Center’dan Nörolog Dr. Shae Datta, margarin tüketiminden kesinlikle uzak durduğunu belirtiyor. Bunun nedeni ise margarinin, doğada bulunmayan ve insan metabolizmasının tanımadığı "trans yağlar" içermesi.
Datta, trans yağların sadece kalbe giden damarları tıkamadığını, aynı zamanda beyin damarlarını da sertleştirdiğini hatırlatıyor. Neurology dergisinde yayımlanan kapsamlı bir araştırmaya atıfta bulunan Datta, kandaki trans yağ seviyeleri yüksek olan yaşlı yetişkinlerde demans ve Alzheimer riskinin, tüketmeyenlere göre katbekat fazla olduğunu vurguluyor. Ucuz pastane ürünlerinde, paketli keklerde ve bisküvilerde bolca bulunan bu yağ, beynin kanlanmasını engelleyerek bilişsel gerilemeyi hızlandırıyor.
4. Boş kalori ve nörotoksin: Bira
Tufts Medical Center’dan Nörolog Dr. Byran Ho, alkollü içecekler arasında özellikle biraya dikkat çekiyor ve onu tamamen "boş kalori" olarak nitelendiriyor. Ho'ya göre biranın hiçbir besin değeri yok, ancak verdiği zarar çok büyük. Alkol, bilimsel tanımıyla bir "nörotoksin", yani sinir zehri.
Dr. Ho, "Alkol doğrudan merkezi ve çevresel sinir sistemine saldırır. Beyin hücreleri arasındaki iletişimi yavaşlatır ve zamanla hücre ölümüne neden olur" diyor. Halk arasında yaygın olan "Günde bir biradan bir şey olmaz" inanışının da yanlış olduğunu belirten Ho, orta seviyede tüketimin bile yıllar içinde beyin hacminde küçülmeye ve hafıza merkezinde hasara yol açabileceğini belirtiyor.
5. 'Sağlıklı' sanılan tuzak: Kafeinsiz kahve (Decaf)
Kafein hassasiyeti olanların veya "daha az kahve içeyim" diyenlerin sığınağı olan kafeinsiz kahveler (decaf), üretim aşamasındaki tehlikeli bir detay nedeniyle listeye girdi. Nörobilimci Sean Callan, kafeinsiz kahvenin kendisinin değil, "kafeinden arındırma işleminin" riskli olduğunu söylüyor.
Endüstriyel üretimde kafeini çekirdekten ayırmak için genellikle "solvent" adı verilen çözücüler kullanılıyor. Bu solventlerin çoğu (örneğin metilen klorür), boya sökücülerde de kullanılan toksik kimyasallar. Callan, "Bu kimyasalların kalıntıları kahve çekirdeğinde kalabiliyor. Bu maddeler kanserojen olduğu gibi, ciddi nörolojik hasarlara da zemin hazırlıyor" uyarısında bulunuyor.
Daha da korkutucu olanı, metilen klorür gibi bazı solventlerin plasentayı geçebilmesi. Yani hamile bir kadın "kafein almayayım, bebeğe zarar vermesin" diye decaf kahve içerken, aslında bebeğini toksik bir kimyasala maruz bırakıyor olabilir. Uzmanlar, mutlaka kafeinsiz kahve içilecekse "Swiss Water Process" (Su ile ayrıştırma) gibi kimyasal kullanılmayan yöntemlerle üretilmiş markaların tercih edilmesini, etiketlerin dikkatle okunmasını (checkyourdecaf.org gibi kaynaklardan) öneriyor.
6. Beyin bariyerini yıkan lezzet: Patates kızartması
Fast-food kültürünün sembolü patates kızartması, Nörolog Dr. Pedram Navab’ın "asla yemem" dediği gıdaların başında geliyor. Sorun sadece patatesin nişastalı yapısı değil, derin yağda kızartılma işlemi. Dr. Navab, derin yağda kızartılan gıdaların, beyni zararlı maddelerden koruyan "Kan-Beyin Bariyeri"nin (Blood-Brain Barrier) bütünlüğünü zayıflattığını belirtiyor.
Bu bariyer zayıfladığında, kandaki toksinler beyne sızabiliyor. Ayrıca kızartma işlemi sırasında oluşan zararlı bileşikler, beynin öğrenme ve hafıza merkezi olan "hipokampus" bölgesine doğrudan zarar veriyor. Dr. Navab, "Patates kızartması yemek, beyninize iltihap pompalamak gibidir. Bu etkiler birikerek ileride geri dönüşü olmayan bilişsel gerilemeye yol açar" diyor.
Ne yapmalı?
Uzmanların ortak görüşü net: Beyin sağlığı mutfakta başlar. Protein tozu veya kafeinsiz kahve gibi ürünleri kullanmak zorundaysanız, içeriğini dedektif gibi inceleyin, kimyasalsız olanları seçin. Ancak gazlı içecekler, margarin ve derin yağda kızartmalar gibi "tamamen zararlı" gıdalar söz konusu olduğunda, en güvenli yol bunları hayatınızdan tamamen çıkarmak veya çok nadir, "ödül" olarak tüketmek. Çünkü anlık lezzet hazzı, ömür boyu sürecek bir zihinsel karanlığa değmeyebilir.
Kaynak: Haber Merkezi / HuffPost, Neurology Journal