(ANKARA) – 31 Mart yerel seçimlerinden "birinci parti" olarak çıkarak Türk siyasetindeki dengeleri altüst eden Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), rotasını yerel yönetimlerden genel iktidara çevirdi. Ankara Söğütözü'ndeki Genel Merkez'de düzenlenen basın toplantısında gazetecilerin karşısına çıkan CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut ve Parti Sözcüsü Zeynel Emre, partinin yeni stratejisini, "Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi" (CAO) yapılanmasını ve iktidara yürüyüş planını tüm detaylarıyla açıkladı. Toplantının en çarpıcı mesajı ise pazartesi günü açıklanacak olan "Gölge Kabine" ve "mevcut anayasal düzene rağmen hazırlık" vurgusu oldu. CHP, artık sadece muhalefet eden değil, "devleti yönetmeye hazır" bir siyasi organizma gibi hareket edeceğinin sinyallerini verdi.
Pazartesi günü prova
CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, partinin kurumsal yapısında gidilen radikal değişikliği duyurdu. "Mücadele dönemi" olarak adlandırdığı geçtiğimiz iki yılın ardından, artık "iktidar namzeti" (adayı) bir parti olarak hareket ettiklerini belirten Bulut, pazartesi günü CHP Genel Başkanı Özgür Özel tarafından açıklanacak "Gölge Kabine"nin detaylarını paylaştı.
Bu yapı, sadece kağıt üzerinde kalan bir isim listesi olmayacak. Bulut, sistemin işleyişini şöyle anlattı: "Mevcutta, iktidarda, Saray'da hangi bakanlık varsa, bizde de birebir gölgesi kurulacak. Mevcut bakanlık sayısı kadar gölge bakanlık olacak. Bu yapı sadece bir isimden ibaret değil; her gölge bakanın altında, kamudan gelmiş bir bakan yardımcısı, siyasetten gelmiş bir bakan yardımcısı ve konunun uzmanlarından oluşan heyetler bulunacak. Tıpkı gerçek bir bakanlık gibi çalışacaklar."
Bu hamle, CHP'nin sadece eleştiren değil, "Biz olsak ne yapardık?" sorusuna anlık, teknik ve bürokratik cevaplar verebilecek bir mekanizmayı devreye soktuğu anlamına geliyor. Gölge kabinenin enerjisini parti içine değil, tamamen dışarıya, yani vatandaşın sorunlarına ve hükümetin politikalarına alternatif üretmeye harcayacağı belirtildi.
"Sistemi sevmiyoruz ama ona göre oynuyoruz"
CHP Sözcüsü Zeynel Emre ise partinin stratejik konumlanışına dair "realist" bir yaklaşım sergiledi. Türkiye'nin içinde bulunduğu Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni ve mevcut anayasal düzeni "doğru bulmadıklarını" açıkça ifade eden Emre, buna rağmen oyunun kurallarına göre hazırlık yapmak zorunda olduklarını vurguladı.
Emre'nin şu sözleri, CHP'nin "idealizm" ile "realizm" arasında kurduğu dengeyi özetledi: "Türkiye'nin içinde bulunduğu anayasal sistemi biz istemedik, doğru bulmuyoruz. Ama bu sistemdeyken ve bu düzen geçerliyken, kendimizi buna göre revize edip hazırlık yapmamız lazım. Bize 'Niye bu kadar erken hazırlık yapıyorsunuz, aday belirliyorsunuz?' diye soruyorlar. Çünkü geçmiş dönemlerden çok farklı bir Türkiye var. Otokrasiye kayan, hukukun askıya alındığı bir düzende, 'seçim zamanı bakarız' deme lüksümüz yok."
Bu açıklama, CHP'nin olası bir erken seçime veya baskın seçime "yarın olacakmış gibi" hazırlandığını, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) yapılanmasının da bu hazırlığın karargahı olduğunu gösteriyor.
İmralı ve 'Şeffaflık' resti
Toplantının en sıcak başlıklarından biri, son günlerde gündemi meşgul eden "İmralı tutanakları" ve çözüm süreci tartışmalarıydı. CHP'li Zeynel Emre, MHP ve iktidar kanadından gelen çelişkili açıklamalara dikkat çekerek, sürecin şeffaf yürütülmediğini savundu.
MHP'li Feti Yıldız'ın hukukçu kimliğine atıfta bulunan Emre, gizli tanıkların değişmesi ve hukuki garabetler üzerinden yüklendi: "Bizim hukukumuzda böyle alelade bir yolsuzluk iddiasında gizli tanık uygulaması olmaz. Hele ki gizli tanıkların değiştiği, 'Meşe'nin gidip 'İlke'nin geldiği bir durum hiç görülmüş şey değil. İmralı meselesinde de şeffaflık yok. Oylamaya katıldılar, 'Gidelim' dediler ama sonra 'Dişçiye gittim, hastaydım' diyerek gitmediklerini söylediler. Eğer şeffaf olmazsanız, toplumda her türlü semptom ortaya çıkar. Bizim duruşumuz net: Hukukun üstünlüğü, şeffaflık ve TBMM zemininde çözüm."
Emre, parti tabanının ve kamuoyunun CHP'nin bu konudaki "gitmeme" kararına ciddi bir takdirle yaklaştığını, anketlerin de bunu doğruladığını belirtti.
Anketlerde 12'de 12: "Hala birinci partiyiz"
CHP'nin oy oranları ve halktaki karşılığı konusunda da iddialı veriler paylaşıldı. Burhanettin Bulut, Türkiye'deki 12 farklı anket şirketinin verilerinin ortalamasını aldıklarını ve tablonun net olduğunu söyledi.
Bulut, "31 Mart seçimlerinden bu yana sadece bir ay, o da kurultay tartışmalarının olduğu dönemde 0,5 puan geride göründük. Onun dışında her ay birinci partiyiz. Son gelen anketlerin ortalamasında da AK Parti'nin 2,8 puan önündeyiz. Bu kadar medya baskısının, devlet gücünün iktidar lehine kullanıldığı bir ortamda bu sonuç çok kıymetli" dedi. Ayrıca CHP'nin sosyal medya etkileşimlerinin AK Parti ile yarıştığı, hatta zaman zaman 3 katına çıktığı bilgisi paylaşıldı.
"Mitingler 'Kale' kavramını yıktı"
CHP'nin son dönemde uyguladığı "konsept mitingler" (Emekli Mitingi, Eğitim Mitingi vb.) ve İstanbul'un ilçelerinde yapılan buluşmaların siyasi sosyolojiyi değiştirdiği iddia edildi. Zeynel Emre, "Türk siyasetinin 'kale' kavramını yıktık" diyerek şu tespiti yaptı: "Sultangazi'ye, Sultanbeyli'ye, Ümraniye'ye; yani CHP'nin zayıf olduğu söylenen yerlere gittiğimizde görülmemiş kalabalıklarla karşılaştık. Yozgat'ta inanılmaz mitingler yaptık. Bu, artık geleneksel tabanımızın dışındaki kitlelerin, AK Parti'ye ve MHP'ye oy verenlerin de CHP'ye yöneldiğini gösteriyor. Saraçhane mitingine katılanların yüzde 55'i daha önce CHP'ye oy vermemiş insanlardı. Toplumsal muhalefet, CHP çatısı altında kendine güvenli bir liman buldu."
Disiplin ve 'Vekil Sayısı' mesajı
Parti içi disiplin süreçlerine dair soruları da yanıtlayan Zeynel Emre, Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır'ın ihracıyla ilgili net konuştu. "Kimse milletvekili sayısını azaltmak istemez" diyen Emre, partinin kurumsal kimliğine zarar veren davranışların tolere edilemeyeceğini belirtti. Emre, "Eğer yetki sizdeyse ve gereğini yapmıyorsanız, görevinizi ihmal etmiş olursunuz. Duygusal değil, akılcı kararlar almak zorundayız. Bu karar artık alınmak durumundaydı" diyerek parti içi hiyerarşinin korunacağının mesajını verdi.
İmamoğlu ve adaylık tartışması
Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda Ekrem İmamoğlu isminin öne çıkıp çıkmadığına dair soruya ise Zeynel Emre, "hukuksuzluk" üzerinden yanıt verdi. İmamoğlu'na yönelik yargı operasyonlarına dikkat çeken Emre, "Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterdiğimiz isim Ekrem İmamoğlu" diyerek (yerel seçim ve mevcut siyasi figür olarak), ona yönelik saldırıların aslında toplumsal iradeye yapıldığını savundu. Emre, CAO ve gölge kabine çalışmalarıyla sürecin kişilerden bağımsız, kurumsal bir hazırlıkla yürütüldüğünü, adayın kim olacağından ziyade "nasıl bir kadroyla yönetileceğinin" önemli olduğunu vurguladı.
Kaynak: Haber Merkezi













