(TBMM) – Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, TBMM’de yaptığı konuşmada “parti kapatma” tartışmalarını ülkenin demokrasi standardını zedeleyen bir adım olarak nitelendirdi. Refah Partisi’nin kapatılma sürecinde yaşanan acıları hatırlatan Davutoğlu, “Ana muhalefet partisine karşı kapatma davası açılmasının kimseye faydası olmaz; bunun düşünülmesi bile kabul edilemez” diyerek, “suçu olanın cezasını çekmesi” gerektiğini, ancak siyasetin yasaklar yoluyla dizayn edilemeyeceğini vurguladı.
Şehitlere taziye, ‘ortak hukuk’ vurgusu
Konuşmasına, Gürcistan sınırında düşen askeri kargo uçağında şehit olan 20 asker için taziyede bulunarak başlayan Davutoğlu, toplumsal kutuplaşmanın derinleştiğini söyledi. Ona göre siyaset, kimliklerin birbirini dışladığı sığ bir zemine hapsolmuş durumda. “Gelin, insan ortak paydasında buluşalım; gücü birbirimizi küçük düşürmekte değil yüceltmekte bulalım. Bu da ancak ortak bir hukuk anlayışıyla mümkün” ifadelerini kullandı.
“Parti kapatma demokrasiyi sakatlar”
Davutoğlu, geçmişte AK Parti’ye açılan kapatma davası sürecinde yaşadıklarını anımsatarak, kapatma girişimlerinin millet iradesini hedef aldığını söyledi. “Suç işleyen cezasını çeksin, ama parti kapatarak ve siyasi yasaklarla siyaseti dizayn etmeye kalkışmayın. 3 Y’nin birincisi ‘yasaklar’dır; bunu unutmayın” dedi. “Bugün dışlayan yarın dışlanır” sözleriyle siyasi aktörlere çağrı yaptı: “Hiçbir partiye kapatma davası açılmasına izin vermeyelim; adalette buluşalım.”
İBB iddianamesi ve ‘bildirim’ tartışması
Gündemdeki İBB soruşturmasına ilişkin iddianameyi hatırlatan Davutoğlu, “Ana odak ‘maddi zenginleşme, CHP’yi ele geçirme ve adaylık için fon oluşturma’ iddiasıysa, bu suçları kökten bitirecek siyasi ahlak, siyasetin finansmanı, ihale ve imar reformlarımıza niye karşı çıktınız?” diye sordu. Savcılığın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı bildirim polemiğine de tepki göstererek, “Hem bildirimi yapıp hem de ‘kapatma istemedik’ demek milletin aklıyla alay etmektir” değerlendirmesinde bulundu.
“Sistemik cinayet” eleştirisi: Dilovası yangını
Davutoğlu, Dilovası’ndaki fabrika yangınında hayatını kaybeden altı vatandaşın ardından yükselen “ihmaller zinciri” söylemini “karartma” olarak niteledi. Çocuk işçi istihdamından sigortasız çalışmaya, yıkım kararlarının uygulanmamasından denetimsizliğe uzanan iddiaların “yozlaşmış düzenin” sonucu olduğunu savundu: “Bu açıkça sistematik bir cinayettir. Sorumlu, kurumları çürüten liyakatsiz kadrolar ve koruma-kollama kültürüdür.”
“Korunanlar düzeni” ve hesap sorulması çağrısı
İş dünyası-siyaset ilişkilerinde “korunanlar” mekanizmasına dikkat çeken Davutoğlu, geçmiş skandalları ve adaletsizlik algısını örnek göstererek, “Denetim mekanizmaları çalışmadıkça, ‘görevden affı’ gibi ifadeler gerçek sorumluluğu perdelemektedir” dedi. Soruşturma süreçlerinde alt kademedeki çalışanların günah keçisi yapılmasına tepki gösterdi; “Kamu otoritesi, göz yumma zincirini kırmakla yükümlüdür” mesajı verdi.
Ekonomi eleştirisi: Rant, vergi ve faiz yükü
Konuşmasının geniş bölümünü ekonomiye ayıran Davutoğlu, üretim kapasitesindeki aşınmaya dikkat çekti. Yüksek faiz, düşük kur ve yüksek enflasyon sarmalının sanayiciyi ezdiğini belirterek, “Türkiye’nin üretim üssü olma niteliği kayboluyor; fabrika kapanışları ve planlama zafiyeti üretimi boğuyor” dedi. Bütçedeki faiz ödemeleri, vergi istisnaları ve muafiyetler üzerinden “kaynak dağıtımında tercihin vatandaş aleyhine, dar çıkar grupları lehine yapıldığı” eleştirisini yöneltti. “Bu bir servet transferidir” diyen Davutoğlu, sosyal politikalara ayrılan kaynakların sınırlı kaldığını savundu.
“Temiz siyaset” ve reform çağrısı
Çıkış yolu olarak “temiz siyaset devrimi”ni işaret eden Davutoğlu, siyasetin finansmanı, ihale ve imar yasalarında şeffaflık; kurumsal denetimde bağımsızlık; liyakat ve etik standartların güçlendirilmesi çağrısı yaptı. “Zihniyet, ahlak ve hukuk devrimi yanında üretim–paylaşım düzenini yeniden kuracak sosyo-ekonomik bir dönüşüm şart. Pansuman tedbirlerle yol alamayız” ifadelerini kullandı.
Kucaklayıcı dil, açık uçlu mesaj
Davutoğlu, parti kapatma tartışmalarında “herkes için adalet” ilkesini yineledi ve siyaset kurumunu yasaklar yerine rekabet, şeffaflık ve hesap verebilirlik üzerinden yenileme çağrısıyla sözlerini tamamladı. Sürecin Meclis ve yargı gündeminde nasıl ilerleyeceği, verilecek siyasi ve hukuki kararlarla netleşecek… Gözler Ankara’ya çevrildi.
Kaynak: Haber Merkezi













