Adolf Hitler’e ait olduğu belirtilen DNA, bilim dünyasında büyük yankı uyandırdı. İngiltere’de Bath Üniversitesi’nden genetikçi Prof. Turi King’in dört yıldır yürüttüğü çalışma, Nazi Almanyası diktatörünün genetik yapısına dair yeni iddiaları gündeme taşıdı. Analiz, 1945’te Hitler’in intihar ettiği Berlin sığınağında kanının bulaştığı koltuktan alınan kumaş parçası üzerinde yapıldı.
Kumaştaki DNA, Hitler’in erkek akrabasıyla karşılaştırılarak doğrulandı. Prof. King, bu eşleşmenin “örneğin Hitler’e ait olduğunu güçlü şekilde teyit ettiğini” belirtti.
Kallmann sendromu iddiası: Gecikmiş ergenlik ve düşük testosteron
Belgeseldeki en çarpıcı iddiaya göre Hitler, PROK2 genindeki bir mutasyon nedeniyle nadir görülen bir hormonal bozukluk olan Kallmann sendromu taşıyordu. Bu sendrom bazı erkeklerde ergenliğin gecikmesine, düşük testosterona ve zaman zaman iniş yapmamış testise yol açabiliyor.
Tarihsel bilgilerle bu iddia çelişmiyor. Araştırmacılar, Hitler’in 1923’teki başarısız darbe girişimi sonrası cezaevinde kaldığı döneme ait bir tıbbi kayıtta sağ testisinde cryptorchidism belirtisi bulunduğunu hatırlatıyor.
Nazi dönemi uzmanı Alex Kay, bu bulgunun “Hitler’in kişisel ilişkilerindeki mesafe ve davranışları açıklamaya yardımcı olabileceğini” söylüyor.
Yahudi soyundan geldiği iddiaları çürütüldü
Hitler’in babası üzerinden Yahudi soyundan geldiği yönündeki yıllardır süren spekülasyonlar da DNA karşılaştırmasıyla reddedildi. Prof. King, Y kromozomunun Hitler’in akrabasıyla birebir eşleştiğini belirterek “Eğer bahsedildiği gibi babası üzerinden Yahudi bir soy bağı olsaydı bu eşleşme mümkün olmazdı” dedi.
Bilimsel tartışma: Hakemli yayın yok, veri paylaşılmadı
Ancak belgeselde sunulan tüm bulgular henüz hakemli bir dergide yayımlanmadı. Bu nedenle uzmanlar, dada seti ve analiz yöntemi paylaşılmadıkça iddiaların doğruluğunu değerlendiremeyeceklerini vurguluyor.
Francis Crick Enstitüsü’nden Pontus Skoglund, “Bilimsel makale olmadan bu iddiaların geçerliliğini test etmemiz mümkün değil” açıklamasını yaptı.
Bazı uzmanlar ise Hitler gibi tarihte geniş şekilde belgelenmiş kişiler için genetik analizlerin “bilimsel değerden çok popüler spekülasyon riski taşıyabileceğini” savunuyor.
Zihinsel hastalık risk skoru: Ne anlama geliyor?
Belgeselde Hitler’in DNA’sı üzerinden şizofreni, otizm ve bipolar bozukluk için yüksek poligenik risk skorları hesaplandığı da belirtildi.
Ancak bu skorlar teşhis niteliği taşımıyor.
Danimarka Aarhus Üniversitesi’nden Prof. Ditte Demontis, “Bu sonuçlar yalnızca araştırma amaçlı kullanılabilir. Bir kişinin bu hastalıklara sahip olduğunu göstermez” diyor.
Araştırmacılar ayrıca, bu tür analizlerin damgalama riski taşıdığını ve bu hastalıklarla yaşayan kişilere yönelik yanlış algılar oluşturmaması gerektiğini vurguluyor.
Prof. King de bu noktaya dikkat çekerek, “Hitler’in yaptıkları genetikle açıklanamaz. Kendisine hizmet eden yüz binlerce insan vardı; hepsinin aynı genetik yapıda olması mümkün değil” dedi.
Kaynak: Haber Merkezi













