Güneş Sistemi’nin en uzak sınırlarında gizlendiği düşünülen olası bir gezegen, astronomi dünyasında yeniden büyük bir heyecan yarattı. Yeni bir çalışma, Kuiper Kuşağı’ndaki bazı cisimlerin açıkladığı yörünge eğimlerinin, “Planet Y” adı verilen görünmeyen bir gezegen tarafından tetiklenmiş olabileceğine işaret ediyor. Çalışma, bu eğimlerin mevcut modellerle uyumsuz olduğunu, dolayısıyla bilinmeyen bir etkileyici gücün devrede olması gerektiğini gösteriyor.
Princeton Üniversitesi’nden astrofizikçi Amir Siraj ve ekibi, Kuiper Kuşağı’nda incelenen yaklaşık 50 cismin yörüngelerinde belirgin bir eğiklik fark etti. Neptün’ün ötesinde yer alan bu buzlu bölge, normalde gezegenlerle aynı düzlemde hareket etmesi beklenen küçük gökcisimlerine ev sahipliği yapıyor. Ancak gözlemler, belirli bir mesafeden sonra düzlemin yaklaşık 15 derece büküldüğünü ortaya koydu. Bilim insanları bu eğikliğin geçici bir etki, tesadüfi bir hizalanma veya geçmişte yakın bir yıldız geçişinin kalıntısı olamayacağını belirtiyor.
Planet X’ten Planet Nine’a: Yüzyılı aşan tartışmanın yeni halkası
Güneş Sistemi’nde gizli bir gezegen arayışı yeni değil. 1846’da Neptün’ün keşfinden sonra bilim insanları, “Planet X” olarak bilinen görünmeyen bir gökcisminin var olabileceğini düşünmüştü. 1930’da Plüton keşfedildiğinde bu arayışın sona erdiği sanıldı ancak Plüton’un düşük kütlesi, Uranüs ve Neptün’ün yörüngelerindeki anormallikleri açıklamaya yetmedi.
2005’te Eris’in bulunmasının ardından tartışma yeniden alevlendi. 2016’da Caltech ekibinden Mike Brown ve Konstantin Batygin, “Planet Nine” adını verdikleri yeni bir varsayımsal gezegen modeli ortaya koydu. Bu modele göre Güneş’in çok uzağında, Dünya’nın 5 ila 10 katı bir kütleye sahip dev bir gezegen dolaşıyor olabilirdi.
Siraj ise Planet Y’nin Planet Nine ile çelişmediğini, iki gezegenin birden var olabileceğini savunuyor. Ona göre mevcut veriler, dış Güneş Sistemi’nin düşünüldüğünden çok daha karmaşık olduğunu ve birçok bilinmeyen barındırdığını gösteriyor.
Kuiper Kuşağı’ndaki “çarpık düzlem” sorunu
Kuiper Kuşağı, Güneş Sistemi’nin düşük ışıklı, gözlem açısından zor bir bölgesi. Bu nedenle bölgedeki cisimlerin yalnızca çok küçük bir kısmı keşfedilmiş durumda. Siraj ve ekibi, cisimlerin yörüngelerini modellemeye başladığında beklenmedik bir sonuçla karşılaştı: Güneş Sistemi’nin gezegenleri neredeyse aynı düzlemde ilerlerken, Kuiper Kuşağı’nın dış kısmında bu düzlem aniden eğiliyordu.
Ekip, bilgisayar simülasyonlarında bilinen tüm gezegenleri modele ekledi ancak bu eğimi açıklayamadı. Daha sonra varsayımsal bir gezegen eklediklerinde, modellenen eğimin gözlemsel verilerle çakıştığını gördüler. Yapılan hesaplamalara göre olası Planet Y, Merkür ile Dünya arasında bir kütleye, 100 ila 200 astronomik birimlik uzaklığa ve en az 10 derecelik bir eğime sahip olabilir.
Kesinlik yakın: Vera Rubin Gözlemevi devreye giriyor
Gezegenin varlığı şimdilik %96–98 aralığında bir olasılık olarak değerlendiriliyor ancak bu oran bilimsel kesinlik için yeterli değil. Belirsizliğin en önemli nedeni, Kuiper Kuşağı’nda gözlemlenebilen cisim sayısının çok az olması. Bu durum, kısa süre içerisinde değişecek.
Şili’de inşa edilen ve bu yıl ana görevine başlamak üzere hazırlanan Vera C. Rubin Gözlemevi, dünyanın en büyük dijital kamerasına sahip. Teleskop, tüm gökyüzünü üç günde bir tarayarak binlerce uzak cismi ortaya çıkaracak. Bu yeni gözlemler, hem Planet Y hem de Planet Nine gibi teorilerin doğrulanması veya çürütülmesinde kritik rol oynayacak.
Caltech’ten Batygin de, Rubin verilerinin Güneş Sistemi’nin dış sınırlarını “benzeri görülmemiş bir netlikle” ortaya koyacağını belirtiyor.
Gizli bir gezegen gerçekten var mı?
Sektörde fikir ayrılığı sürüyor. Bazı uzmanlar, tek bir gezegenin Kuiper Kuşağı’nı bu kadar belirgin şekilde eğmesinin zor olduğunu savunuyor. Diğerleri ise Merkür ile Dünya arasında bir kütleye sahip uzak bir gezegenin, bu tür ince yörünge kaymalarını açıklamak için en mantıklı aday olduğunu düşünüyor.
Kindai Üniversitesi’nden Patryk Sofia Lykawka, “Bu büyüklükte bir gezegen, Kuiper Kuşağı’ndaki küçük cisimlerin yörüngelerini yeterince etkileyebilir” diyor. Aynı görüşü paylaşan araştırmacılar, bölgenin hâlâ keşfedilmeyi bekleyen sırlarla dolu olduğuna dikkat çekiyor.
Rubin Gözlemevi’nin sağlayacağı verilerle, Planet Y’nin gerçek olup olmadığı birkaç yıl içinde netleşebilir. Bütün bu süreç, Güneş Sistemi’nin nasıl oluştuğuna ve dış bölgelerinde neler saklı olduğuna dair anlayışımızı kökten değiştirebilir.
Kaynak: Haber Merkezi













