İktidarın dilinde “ekonomi şahlanıyor”, “Türkiye büyüyor”, “kişi başına gelir 17 bin doları buldu.” Kağıt üzerinde kulağa hoş gelen bu söylemler, vatandaşın mutfağında hiçbir karşılık bulmuyor. Çünkü TÜRK-İŞ’in açıkladığı son verilere göre açlık sınırı 28 bin lirayı, yoksulluk sınırı 91 bin lirayı aşmış durumda. Buna karşılık asgari ücret 22 bin lirada, en düşük emekli maaşı ise 16 bin lirada kaldı. Yani büyüme hikâyeleri anlatılırken milyonlarca vatandaş açlıkla, yoksullukla ve çaresizlikle yüz yüze.
Açlık ve yoksulluk sınırı neden halkın gerçek gündemini belirliyor
Resmi rakamların süslediği büyüme tabloları, sofraya konan ekmeğin küçülmesini gizleyemez. Dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 28 bin liraya ulaşmışsa, asgari ücretli bir çalışan ailesini doyuramaz hale gelmiş demektir. Yoksulluk sınırının 91 bin lirayı aşması ise orta sınıfın bile hızla eridiğini gösteriyor.
Maaşlar bu tablo karşısında neden gerçeği yansıtmıyor
Asgari ücretin 22 bin lira olması, açlık sınırının altında kaldığı gerçeğini değiştirmiyor. En düşük emekli maaşı 16 bin lirada; yani emekliler, temel gıda harcamalarını bile karşılayamıyor. Maaşlar nominal olarak artıyor ama mutfaktaki yangın, marketteki etiketler ve kiralardaki artış, gelirleri her ay daha da eritiyor.
GSYİH’nın 17 bin dolar olduğu iddiası hangi temele dayanıyor
İktidarın sıkça tekrarladığı “kişi başına gelir 17 bin dolar” iddiası, ekonomi masallarının son halkası. TÜİK’in verileri ise kişi başına gelirin 15 bin dolar seviyesinde olduğunu gösteriyor. Bu fark, ya kur oyunlarıyla ya da istatistiksel makyajla yaratılıyor.
Kişi başına gelir ile vatandaşın cebine giren maaş neden aynı şey değil
Kişi başına GSYİH, milli gelirin nüfusa bölünmesiyle elde edilen ortalamadır. Ama gelir dağılımı bozuksa, ortalama gerçeği yansıtmaz. Türkiye’de en zengin yüzde 10, toplam gelirin neredeyse yarısını alırken, geniş halk kitleleri açlık sınırının altında yaşam mücadelesi veriyor. Kısacası “17 bin dolar” söylemi vatandaşın cebine girmiyor.
Süslü rakamlarla gerçekler gizlenemez
Bugün milyonlar açlık sınırının altında yaşarken “17 bin dolarlık GSYİH” söylemi bir başarı değil, bir yanılsamadır. Çünkü gerçek ekonomi TÜİK tablolarında değil, kasada çıkan fişte, kira kontratında ve elektrik faturasının üzerinde yazıyor. Halkın mutfağı yanarken büyüme masalları anlatmak, sadece güveni yok ediyor. Ekonomide başarı, süslü rakamlarla değil; vatandaşın sofrasına giren ekmekle ölçülür.
























