Ortadoğu, yüzyıllardır din, güç ve çıkar savaşlarının kavşağı. Ancak ABD’nin eski başkanı Donald Trump sahneye her çıktığında, bu denkleme bir de şovmenlik katıyor. Son açıkladığı “yeni Gazze planı” da bundan farklı değil. Kağıt üzerinde “barış” diyor, ama satır aralarında Filistin halkının kaderini bir kez daha pazarlık masasında peşkeş çekiyor.
Trump’ın planı kime barış, kime tuzak?
Trump, siyasi geleceğini yeniden inşa etmeye çalışırken, Gazze üzerinden bir “barış mimarı” rolüne soyunuyor. Fakat işin gerçeği şu: Plan, İsrail’in güvenlik kaygılarını önceleyen, Filistin’i ise edilgen bir figür olarak sahnede tutan bir metin.
Gazze’nin yeniden imarı, uluslararası fonlarla parlatılan bir vaat gibi sunuluyor ama asıl mesele, bu fonların kimlerin kontrolünde, hangi şartlarla kullanılacağı. Trump’ın çizdiği çerçeve, Filistin halkına özgürlük değil; ekonomik bağımlılık, siyasi kısıtlama ve İsrail’in mutlak üstünlüğünü dayatıyor.
Ortadoğu halklarının iradesi yine yok sayılıyor
Her Amerikan başkanı ya da adayının Ortadoğu’ya “çözüm” adı altında dayattığı projelerin ortak noktası var: Halkların iradesi yok sayılır. Masada Washington, Tel Aviv ve birkaç Arap başkentinden siyasetçi olur; ama Gazze’nin yıkıntıları arasında hayatta kalmaya çalışanların sesi asla duyulmaz.
Trump’ın planı da bu geleneğin devamı. Bir kez daha Filistin halkına “sus, biz senin yerine karar verdik” deniyor. Oysa barış, masa başında dikte edilmez; halkların adalet ve özgürlük taleplerini merkeze koyarak inşa edilir.
Trump kendi seçim hesabını Ortadoğu’nun üzerine yazıyor
Trump’ın bu çıkışı, aslında Amerika’daki seçim hesaplarının bir parçası. Yahudi lobisine, evangelist seçmene ve İsrail merkezli çıkar gruplarına “ben hâlâ sizin en güvenilir dostunuzum” mesajı veriliyor. Yani Gazze planı, bölge için değil, Trump’ın koltuğu için yapılmış bir siyasi hamle.
Ne yazık ki bu tür hamlelerin bedelini her defasında bölge halkları ödüyor. Çatışmalar büyüyor, nefret derinleşiyor, barış ise hep “yarınlara” erteleniyor.
Barış değil pazarlık masası kuruluyor
Trump’ın yeni Gazze planı, bölgeye barış değil daha fazla kriz getirecek bir illüzyondan ibaret. Filistin halkının taleplerini yok sayan, İsrail’in üstünlüğünü kalıcılaştıran, Amerika’nın seçim gündemine hizmet eden bir taslaktan başka bir şey değil.
Gerçek barış, Trump’ın ya da herhangi bir Washington siyasetçisinin seçim malzemesi olamaz. O barış, ancak Gazze’nin çocuklarının gözyaşları dindiğinde, Filistinliler kendi kaderini kendisi tayin ettiğinde ve bölgedeki halkların iradesi masaya oturduğunda mümkün olacak. Aksi halde, Trump’ın planı tarihin çöplüğüne atılmış diğer “Ortadoğu barış projeleri” arasına katılacak.
























