Türkiye’de ekonomik kriz artık sadece fiyatlarla, enflasyonla ya da dövizle açıklanamaz hale geldi. Asıl kriz, görünmeyen bir alanda büyüyor: kadınların emeğinde ve gençlerin işsizliğinde. Rakamlar her ay değişiyor ama tablo hep aynı kalıyor. Kadınlar üretimden dışlanıyor, gençler umutsuzluğa sürükleniyor.
Son açıklanan TÜRK-İŞ raporuna göre, açlık ve yoksulluk sınırı yeniden rekor kırdı. Dört kişilik bir ailenin sadece gıda masrafı bile asgari ücretin çok üstünde. Bekâr bir çalışanın yaşama maliyeti artık büyükşehirlerde kirayı, faturayı, ulaşımı karşılamaya yetmiyor. “Geçim” artık bir hedef değil, bir mücadele haline geldi.
Kadın emeği bu krizin en sessiz kurbanı. İş gücüne katılım hâlâ olması gereken seviyelere ulaşmadı. Milyonlarca kadın kayıt dışı, güvencesiz ya da ücretsiz çalışıyor. Evde, tarlada, atölyede, ofiste… Her yerde varlar ama ekonominin resmi tablolarında yoklar. Kadın emeği görünmez kaldıkça, ülkenin üretim gücü eksik kalıyor.
Genç işsizliği ise başka bir facia. Üniversite mezunu gençler diplomalarıyla değil, borçlarıyla hayata atılıyor. Her gün daha fazla genç ya ikinci bir iş bulmaya ya da ülke dışına çıkmaya çalışıyor. Bu tablo, yalnızca ekonomik bir kayıp değil, aynı zamanda bir beyin göçü gerçeği. Türkiye’nin geleceği, kendi gençlerini ikna edemediği bir dönemden geçiyor.
Enflasyon, gelir adaletsizliği, barınma krizi… Hepsi birleştiğinde yük yine kadınların omzuna biniyor. Evde ilk vazgeçen onlar; çocuklarının okul masrafından, kendi ihtiyaçlarından, sağlığından. Çünkü ekonomik kriz, kadınların görünmeyen fedakârlıklarıyla dengede tutuluyor.
Bu ülke, kadınlarını ve gençlerini üretimden dışladığı sürece kalkınamaz. Gerçek reform, cinsiyet eşitliğini ve gençlerin potansiyelini merkeze alan bir ekonomi politikasıyla başlar. Kadın emeği değerlendirilmiyorsa, gençler geleceğini başka ülkelerde arıyorsa, o ekonominin büyüme rakamları sadece kâğıt üzerinde kalır.
Krizin görünmeyen yüzü tam da burada: Kadınlar ve gençler ayakta kalmaya çalışıyor, sistem ise onların sırtında dönüyor. Ama bu sessizlik sonsuza kadar süremez. Kadınlar ve gençler artık konuşuyor. Çünkü biliyorlar: görülmeyen hiçbir emek hakkını bulamaz. Ve o ses, bu ülkenin geleceğini yeniden kuracak.
10 Kasım: Atatürk’e rahmetle, minnetle…
Bugün 10 Kasım. Bu topraklara adalet, eşitlik ve özgürlük düşüncesini kazandıran Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü rahmetle, saygıyla ve derin bir minnetle anıyoruz. Atatürk, “Dünyada her şey kadının eseridir” derken, bir ülkenin kalkınmasının kadınların özgürlüğünden geçtiğini göstermişti.
O miras bugün hâlâ yolumuzu aydınlatıyor. Kadınlar mücadele ederken, gençler daha adil bir ülke isterken, Atatürk’ün Cumhuriyet vizyonu onların kalbinde yaşamaya devam ediyor.
Atam, seni yalnızca anmıyoruz; seni her gün eşitlik, adalet ve umutla yaşatıyoruz.
Ruhun şad olsun, sonsuz minnetle…
























