Türkiye’de her geçen gün daha çok genç, geleceğini bu ülkede değil, başka diyarlarda arıyor. Bu bir tercih değil; çoğu zaman bir zorunluluk. Çünkü bu topraklarda gençlere vaat edilen şey; düşük ücretler, güvencesiz işler, baskıcı bir siyaset ve tırmanan hayat pahalılığından başka bir şey değil. İşte bu tablo, gençler neden yurt dışına gidiyor sorusunun en somut yanıtını veriyor.
Kayıp bir nesil mi, yoksa beyin göçü mü?
Bugün üniversiteyi bitirmiş, diplomasını eline almış milyonlarca genç var ama iş yok. Olan işler ya asgari ücret düzeyinde ya da torpille kapılmış durumda. Gençler, emeklerinin karşılığını alamıyor. Bunun yanında siyasi baskılar, özgürlüklerin daralması ve fikir beyan etmenin riskli hale gelmesi gençleri daha da umutsuzlaştırıyor. Bu da Türkiye’de giderek büyüyen bir gençlik krizi ve beyin göçü sorunu yaratıyor.
Türkiye’de gençlere sunulan eğitim sistemi, bir gelecek tasavvuru değil; bir sınav maratonu. Çocuk yaşta başlayan yarış, üniversiteden sonra da bitmiyor. Çünkü iyi bir okul bitirmek artık tek başına yeterli değil. İş bulmak için “dayı” aramak, liyakatin yerine torpili koyan düzen, gençleri daha da umutsuzlaştırıyor.
Demokrasi olmadan gençlik de olmaz
Ekonomi kötü olabilir, krizler yaşanabilir. Ama demokrasi ve özgürlükler ayakta olursa, gençler ülkelerinden vazgeçmez. Bugün ise baskıcı iktidar tavrı, gençleri siyasetten soğutmak bir yana, ülkeden koparıyor. Üniversitelerde atanamayan rektörler, susturulan öğrenci kulüpleri ve yasaklanan festivaller gençlere “sizi burada istemiyoruz” mesajı veriyor.
Gençlerin umudu yurt dışında çünkü burada o umudu yeşertecek bir iklim yok. Ama bu tablo kader değil. Türkiye, liyakati esas alan, özgürlükleri genişleten ve gençlerin hayallerine alan açan bir siyasal iklim yaratabilirse; beyin göçü durabilir ve ülke gençleri çekim merkezi haline gelebilir.
Umudu geri almak
Gençler bavulunu toplarken aslında yalnızca kendi geleceğini değil, Türkiye’nin de geleceğini götürüyor. Bugün iktidarın görmezden geldiği bu büyük göç, yarın ülkenin en ağır faturası olacak. Muhalefetin ve özellikle CHP’nin en önemli görevi, gençlere “umudun adresi bu ülkenin kendisidir” diyebilecek bir düzeni kurmak olmalı. Çünkü gençlerin umudu dışarıda değil; kendi ülkelerinde yeniden filizlenmeyi bekliyor.
























