Kasım ayına girerken Türkiye’de gözler yine aynı soruda: 2026’da asgari ücret ne kadar olacak? Her yıl olduğu gibi bu yıl da milyonlarca çalışanın hayatı birkaç rakamın gölgesinde tartışılıyor. Fakat tablo ortada: Enflasyon hız kesmiyor, ücretler eriyor, umutlar daralıyor.
Türk-İş’in Ekim 2025 verilerine göre, dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 28.818 TL, yoksulluk sınırı 93.190 TL. Bekâr bir çalışanın yaşama maliyeti ise 37.384 TL. Buna karşılık, 2025 boyunca uygulanan net asgari ücret 22.104 TL idi. Bu fark yalnızca gelir eşitsizliğini değil, yaşamla tablo arasındaki uçurumu da gösteriyor.
Şimdi 2026 için yapılacak zam tartışılıyor. Ancak hangi oran konuşulursa konuşulsun, artış enflasyonun gerisinde kalırsa sonuç değişmeyecek. Asgari ücretli yine kirayı ödeyemeyecek, mutfakta temel gıdayı karşılayamayacak, faturalarla boğuşacak. Türkiye’nin gerçeği artık rakamlarla değil, market raflarıyla ölçülüyor.
Bir ülkede çalışan milyonlarca insan “asgari” şartlarla değil, “insanca” yaşamayı hak eder. Fakat yıllardır süren politikalar, emeği bir maliyet kalemine indirgedi. Ekonominin tüm yükü çalışanların sırtında. Yılbaşı yaklaşırken hükümetin açıklayacağı her rakam, bir ailenin sofrasında eksilecek veya dolacak tabak anlamına geliyor.
Ekonomistlerin 2026 için dillendirdiği 26–28 bin TL bandı, kulağa bir iyileşme gibi gelse de açlık sınırının bile gerisinde kalma riski taşıyor. Yani daha yıl başlamadan temel gıda harcamasını karşılayamayan bir başlangıç mümkün. Bu sadece ekonomik değil, vicdani bir sorundur.
Yılbaşı umut zamanı olmalıydı; ama milyonlar için artık yeni borç yılı demek. Çocuklarının geleceği için çalışan, geçinmeye direnen insanlar ay sonunu değil, ertesi günü düşünüyor. Türkiye’nin asıl reformu rakamlarda değil, bu tabloyu değiştirme iradesinde yatıyor.
Asgari ücret bir maaş değil, bir yaşam eşiğidir. O eşik her yıl biraz daha düşüyor. Eğer devlet gerçekten vatandaşının yanındaysa, o eşiği yükseltmekle yetinmeyip ortadan kaldırmanın yolunu bulmak zorunda. Çünkü bir ülkenin itibarı, halkının onurlu yaşam koşullarıyla ölçülür.
10 Kasım: Atatürk’e minnetle…
Bugün 10 Kasım. Bu toprakların kaderini değiştiren, bir ulusu yeniden ayağa kaldıran Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı, rahmet ve sonsuz minnetle anıyoruz.
Onun önderliğinde kurulan Cumhuriyet, yalnızca bir rejim değil; emeğe, üretime ve eşitliğe dayalı bir yaşam idealidir.
Atatürk, halkın iradesine güvenen, “Milletin efendisi köylüdür” diyerek emeği yücelten bir liderdi. Onu anmak, yalnızca geçmişi hatırlamak değil; her yurttaşın onurlu bir yaşam sürebileceği bir ülke idealine sahip çıkmaktır.
Bugün, emeğin değeri tartışılırken, onun mirası bize yeniden yol gösteriyor: Bağımsızlık sadece sınırla değil, sofradaki ekmekle başlar.
Ruhun şad olsun Atam; bu millet, sana minnettar.
























