Zehra Anne- kızların annesi (yaş 45)
Banu- büyük kız (yaş 22)
Kısmet- küçük kız (yaş 10)
Sabah olur, yeni bir gün başlar, henüz yataktan çıkmamış olan Kısmet, yorgun bir şekilde uyumak ister. Zehra anne gelip onu kaldırmaya çalışırken Kısmet battaniyeyi yüzüne çekerek uyumak istediğini söylüyor.
Zehra Anne: Benim güzel, nazlı kızım, uyan artık, sabah oldu, bu kadar uyuyamazsın!
Kısmet: Anne nasıl olsa uyanacağım, bir az daha uyumak istiyorum.
Annesinin ısrarı üzerine kız uyanır ve odadan çıkar. Anne sofrayı hazırlar, Banu da ona yardım eder. Kız ellerini yıkar ve masaya otururlar.
Zehra Anne (büyük kızına bakarak): İşler nasıl gidiyor?
Banu: Her zamanki gibi...
Zehra Anne (küçük kızına bakarak): dersler nasıl gidiyor?
Kısmet: Her zamanki gibi.
Zehra Anne: Her zamanki gibi ne?
İkisi de (aynı anda): Yenilik yok, canlanma yok, çok sıkıldık!
Zehra Anne: Nasıl yani?
Banu: Her gün işe gidiyorum, işten eve geliyorum, getir- götür işleri yapıyorum. Of ya!
Kısmet: Ben de her gün okula gidiyorum, öğretmen 3 gündür aynı dersi tekrarlıyor, çok sıkıldım, yatakta uyumak istiyorum. Of ya!
Zehra Anne: Sevgili çocuklarım! Neden hayata bu kadar sönüksünüz? Gençsiniz, asıl şimdi sizin heyecanlı, coşkulu olma vaktiniz, Eh çocuklar, eskiden böyle değildiniz.
Banu (şaşırarak): Nasıl?
Kısmet (şaşırmış): Nasıl?
Zehra Ana (gülerek): Hatırlıyor musunuz? Yazları tatile gedince, ikiniz de sabahları erkenden kalkıp, benden önce hazırlanırdınız.
Kısmet: Ne güzel günlerdi!
Banu: Sabaha kadar zar zor uyuyordum. Güneşin doğmasını sabırsızlıkla bekliyordum.
Zehra Anne: Evet, ilk günkü gibi hatırlıyorsunuz.
Her iki kız: Bunu nasıl unutabiliriz?
Banu: O zaman farklıydık, şimdi tamamen farklıyız...
Kısmet: Ah, sen de! Şimdi çok sıkıcı, uyumaktan başka bir şey istemiyorum.
Zehra Anne: O zaman ile şimdiki arasındaki fark ne biliyor musunuz?
Her iki kız kardeş (şaşkın halde): Hayır.
Zehra Anne: O zamanlar çocuktunuz ve her şey yeniydi sizin için, sabırsızlıkla beklerdiniz. Her şeyi görmek, bilmek, almak istiyordunuz. Ve şimdi yataktan bile kalkmıyorsun, nedenini biliyor musun peki?
Her iki kız: Hayır, neden?
Zehra Anne: Çünkü size her şey aynı geliyor ve günün sürekli aynı geçeceğini düşünerek sıkılıyorsunuz. Her şey sizin kendi elinizde, unutmayın farklılıkları siz yaratabilirsiniz ve gelecekte bambaşka bir yerde olmak da sizin elinizde. Ölüler zaten bütün gün mezarda uyurlar!
Banu: Haklısın!
Kısmet: Artık öyle olmayacak, her sabah sabırsızlıkla yeni düşünceler ve bilgiler kazanmayı bekleyeceğim ve zamanla ilerleyerek yaşayacağım.
Banu (kardeşine bakarak): Şimdi neden duruyoruz, gidelim mi?
Sanki çocukluk zamanının heyecanları geri dönmüştü. Çaylarını hızlıca yudumladılar.
Annelerini öpüp vedalaştıktan sonra iki kız da hayata dair yeni şeyler öğrenmek, yeni farklılıklar yaratmak için büyük bir heyecanla kapıdan dışarı çıktılar...

























