Merhaba kıymetli okurlar ve takipçiler…
Birkaç gündür kamuoyu gözünü İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yapacağı açıklamaya çevirdi. Herkes merak ettiği, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan gibi, CHP’nin menfaati için değişim çağrısı mı yapacaktı? Yoksa yeniden belediye başkan adaylığını mı açıklayacaktı?
Beklenen oldu, Ekrem İmamoğlu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na yeniden aday olduğunu açıkladı ve İstanbul İttifakı vurgusu yaptı. Ben Ekrem İmamoğlu’nda hiçbir zaman liderlik ışığı göremedim. Sizlere göre “kırık” Türkçesiyle iyi siyaset yapabilir ama bu topraklar Süleyman Demirel’i, Bülent Ecevit’i, Turgut Özal gibi cesaretli isimleri gördü.
14 Mayıs 2023 seçimleri öncesi, Erzurum’da düzenlenen mitingde Ekrem İmamoğlu ve beraberindekiler taşlı saldırıya uğramıştı. Ekrem İmamoğlu ne yapmayı tercih etti? Otobüsün içinde saklanıp, İstanbul’a dönmeyi, vatandaşları orada kaderine terk etmeyi seçti.
Bu hareketinden sonra Ekrem İmamoğlu’nun lider vasfına sahip olmadığını birçok mecra da anlattım, açıkladım. Mesela, Erzurum’da düzenlenen taşlı saldırı da Ekrem İmamoğlu yerine Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Turgut Özal olsa saklanır mıydı? Alanı terk eder miydi? Elbette hayır! Süreç aynen şöyle gelişirdi, otobüsten tek başına inerlerdi. Halkın içine girer, “Yanınızdayım, gitmiyoruz, buradayız, sizinleyim, bizi korkutamazsınız.” Vb. cümleler kurup gözdağını verir mitingine devam ederlerdi.
Yıl 1965, 27 Mayıs 1960 askeri darbesinden 5 yıl sonra Demokrat Parti isim değiştirerek Süleyman Demirel öncülüğünde Adalet Partisi ismiyle yola devam edilirken, tarihler 1966 yılını gösteriyordu. 42 Yaşındaki Süleyman Demirel, konuşma yaptığı Giresun’da kalabalığın arasından eline bir kâğıt tutuşturulur, “Menderes’i astık, seni de asarız.” Bu notu okuyan Demirel, vatandaşlara bir şey belli etmeden, korkmadan, alanı terk etmeden, hiçbir şey olmamış gibi konuşmasını sürdürmüştür. Ardından Adalet Partisi’nin iktidarı gelmiştir.
Gelelim Bülent Ecevit’e, liderlik vasfı olmasıydı, “Milli Şef” İsmet İnönü’ye rağmen CHP’nin Genel Başkan adayı olup, ardında iktidara gelebilir miydi? Tüm ambargolara rağmen, “Ayşe Tatile Çıksın” parolasıyla Dünya’yı karşısına alıp, Rum çetesi EOKA tarafından Kıbrıs’ta soydaşlarımıza yapılan eziyetlere, soykırıma karşı çıkabilir miydi?
Tarihler 1988 yılını gösteriyordu, 18 Haziran günü Anavatan Partisi’nin olağan kongresinde Turgut Özal kürsüdeyken, Kartal Demirağ isimli saldırgan, Özal’a iki el ateş etti. Kurşunlardan biri Turgut Özal’ın sağ el başparmağına geldi. Saldırı sonrası kürsüyü terk etmek yerine Turgut Özal, şu sözleri söyledi; "Bilhassa belirtmek istiyorum; Allah'ın verdiği ömrü, onun isteğinden başka alacak yoktur, biz de ona teslim olmuşuzdur." Bu yaşananların ardından Turgut Özal önderliğindeki Anavatan Partisi iktidarını devam ettirmiştir.
Süleyman Demirel, Bülent Ecevit ve Turgut Özal bu üç isim cesaret ve liderlik vasıflarıyla Türk siyasi tarihine yön vermiştir. Ekrem İmamoğlu ise, gelinen nokta da rüzgâra göre şekil alan bir siyaset izlemeyi tercih etti. Ekrem İmamoğlu’nda cesaret ve liderlik vasfı göremediğimi, kendisini Kemal Kılıçdaroğlu’nun, İYİ Parti, Demokrat Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, DEVA ve Yeşil Sol Parti’nin insafına bıraktığını düşünüyorum. Hâlbuki Ekrem İmamoğlu, “Geleceğin Cumhurbaşkanı’ydı.” değil mi?
Yazımı Donald H. McGannon’un şu sözüyle noktalamak istiyorum: “Liderlik harekettir, konum değil.”
16 Ağustos 2023 - Yakacık
























