Öncelikle bu yazıyı tüm genç yazar dostlarıma ithaf ediyorum…
Özellikle bu beş yıl içerisinde gelişen olaylar neticesinde üzerinde durulacak fazlasıyla siyasi konu var. Tabi bazı gençler bu durumların araştırmasını yaptıklarından ötürü artık farkındalık kazanarak, farkındalık kazandırmak istiyorlar. Bu bilinçlenme belirli bir genç zümrede kalmasın diye tüm gençliğin siyaseti anlayabilmesi için ve nasıl analiz edebileceklerine dair fikirler vermeye başladılar. Sadece gençlik değil, tüm ülkeyi bilinçlendirmede sorumluluk almak istediler. Esasında bu zor zamanların sağladığı tek katkı diyebiliriz; zor zamanlar güçlü nesillerin temelini atıyor. Bugün bunca politik karmaşanın ortasında araştırma ve çözümleme yapan gençlerin gelecekte ülkelerinde aynı hataların yapılmasının önüne geçmiş oluyor.
Üniversitelerde gençliğin baharını yaşayan gençler ülkeleri için sorumluluk almak istediler. Türk gençleri, 1. ve 2. Meşrutiyet zamanında olduğu gibi çağdaşlaşmaya ve milletine olan tutkusunu yine gösterdi ancak medya hiç yol vermedi. Malumunuz, Pazar magazinleri için ayrılan sayfalar gençlere ayrılmaktan aciz. Gazetelerin çıkarlarını düşünmesini gayet doğal, çöküş yaşıyorlar; hem hükümet baskısı hem de ekonomik şartlar dolayısıyla onlar da çırpınıyor. Bu gibi siyasal bunalımın ve baskının olduğu bir ortamda gazetelerini ayakta tutmak isteyen medya kuruluşları gençlerin fikir ve görüşlerini belirtebilecekleri sayfalara yer vermelidirler. Dediğim gibi son beş yıl içerisinde gerçekleşen siyasal olaylar sonucunda gençlerin de fikir beyanında bulunması, araştırmalar yapması oldukça yaygınlaştı. Hatta gençlerin daha kavram ve gözlem olduklarını da söyleyebiliriz. Siyasal kavramların çeşitliliği konusunda tecrübeli olan araştırmacı gençler, siyasi yazılarında kavramların doğruluğu hakkında daha katkıcı olabiliyorlar. Umarım medya kuruluşları bunları da düşünmüşlerdir, sadece görüşleri manipüle eden yazılardan ziyade yeri geldiğinde gençlerin rasyonalizmine de kulak vermeleri gerektiğini anlarlar.
Bilhassa, fazlalaşan sokak röportajlarında gençlerin fikirlerinin ilgi çekmesi göz önünde bulundurulurken gazetelerin en azından tirajlarını düşünerek dahi gençlere yer vermemesi gazetenin ya çağdaşlıktan uzak olduğunu ya da radikal politik kaygıları olmasından dolayıdır. Gençlerin özellikle bu politik karmaşada alternatif görüşleri değerlendirmesi sonucunda ülke genelinde gelecekte politik görüşlerin çeşitliliğinin artmasına şahit olabiliriz. Gençleri görmezden gelirseniz, silineceksiniz. Çünkü görmezden gelindiğini fark eden gençlik, buyurganlığını ve üretkenliğini ortaya koyup Türk çağdaşlığını ve Atatürk’ün yenilikçiliğini sizlere hissettirecektir.
Gençlerin imkanlarının kısıtlandığı geleneksel medyada elbette odak noktamız olan gençler kendi imkanlarını oluşturmaya ve dijital medyaya yönelmeye başladılar. Şu an elinde gazete olan genç sayısı azımsanacak kadar az, haber edinmek isteyen tüm gençler sosyal medyaya yöneliyor. Geleneksel medyanın simgesi olan gazeteler ise sadece siyasal görüşlerin temsil edildiği haberlerin hazırlandığı ve araştıran dört, beş gazeteci haricinde sadece Popülizm esintili yazıları ile gazetenin sayfa maliyetini artıran onlarca yazarı olan, haber edinimi sağlamaktan ziyade siyasal dergilere benzer bir stilde hareket eden medya araçları olmuşlardır. Bundan sorumlu olanlar yine bu medya araçları üzerinde hakimiyet kuran iktidardır.
“İktidar da iktidar hep mi iktidar suçlu?” kendilerini o kadar merkezi bir hükümet sistemi içerisinde planladılar ki yaptıkları her hamle sorumlu olan bakanlığı ya da kurumu değil direkt olarak iktidar sahibine yönlendi. Bunu göze almış olmalıydılar…
“Basın, milletin müşterek sesidir. Bir milleti aydınlatma ve irşatta, bir millete muhtaç olduğu fikrî gıdayı vermekte, hulâsa bir milletin hedefi saadet olan müşterek bir istikamette yürümesini teminde, basın başlı başına bir kuvvet, bir mektep, bir rehberdir.”
Gazi Mustafa Kemal Atatürk




















